Gazete REDOsmanlı sıpaları İstanbul’un tamamını istiyor!

Osmanlı sıpaları İstanbul’un tamamını istiyor!

Aşağılık Osmanlı hanedanıyla ilgili defalarca yazıp çizdik. Ama yazacaklarımızın hiçbiri eski Anadolu Türkmenleri’nin Osmanlı’yı tanımladığı kadar özlü değildir:

“Eyeri kaltak Osmanlı, şalvarı şaltak Osmanlı, ekende yok biçende yok, yiyende ortak Osmanlı…”
Eyerini sağlama almış, ‘şalvarı gevşek’ Osmanlı’nın tecavüzcü ve haraççı hali daha nasıl anlatılsın ki?

Hiçbir değer üretmeyen, ‘fetih’ peşinde koşup fukara halkları haraca bağlayan leş gibi bir düzen yarattı Osmanlı. Süreyya Faruki’nin ‘Osmanlı Zanaatkarları’ adlı kitabında, Kahire’nin ele geçirilmesinden sonra, ağır vergilerden illallah eden Kahireli zanaatkarların dükkanlarını kapatıp yağma geliri yüksek olduğu için askere katıldıkları anlatılır.

Osmanlı’dan en çok çekenler ise fukara Türk milletidir. Türkmenleri asırlar boyu yurdundan edip katletti Osmanlı. Üstelik öyle böyle değil, bir seferde on binlercesini kuyulara doldurarak, çengellere geçirip asarak katletti!..

‘Fatih’ namıyla anılan Sultan Mehmed’in, esir alınan Akkoyunlu Türkmenlerini her molada 400’er 400’er kör bıçaklarla kestirdiği vakidir. IŞİD, ilhamını Osmanlı’dan almış olsa gerektir!

Günümüz hırsız-katillerinin de kelle kesen cihadçıları beslemesi ve Osmanlı mirasını sahiplenmesi tesadüf değildir. Ve evet, doğrudur, onlar Osmanlı çocuklarıdır…

***

Şimdi aşağılık Osmanlı hanedanından Abdülhamid’in torunları çıkmış, arazi istiyormuş, para istiyormuş, zaten parlamenter sistemden de çok çekmişler, falan… Hasta ruhlu ve zorba padişah Abdülhamid’in bu şımarık torunları, bu topraklara gerici iktidarlar sayesinde girebildiklerini, Cumhuriyet’in aşınmasının kendilerine daha fazla avanta olarak döneceğini biliyorlar.

Bunların dedesi bu millete neler çektirdi, unutuldu sanıyorlar!

Abdülhamid, bu toprakların gördüğü en yaygın ve rezil hafiye teşkilatını kurmuştu. Yıldız İstihbarat Teşkilatı adındaki bu hafiye ağı, doğrudan doğruya Abdülhamid’e bağlıydı ve tüm memlekete ‘jurnalcilik’ olarak anılan ispiyonculuk hastalığını yaydı. Öyle ki, Saray’a ayda 3 binin üzerinde ‘jurnal’de bulunulduğu belirtilir.

***

Bu millet, kendini Allah’ın yeryüzündeki şubesi, milleti ise hanedana ‘kul’ olarak gören bu aşağılık padişahlar sülalesinden kurtuluş yönünde ilk büyük devrimci adımı II. Abdülhamid döneminde attı. İstibdada karşı dağa çıkıp, oradan Abdülhamid’e “Bre zalim deyyus!” diye seslenen bir mektup yollamış ‘Vatan Fedaisi’ Resneli Niyazi’yi burada rahmetle anmış olalım.

Abdülhamid Dönemi, bu milletin ‘kul’ olmadığını, insan olduğunu haykırdığı dönemdir. ‘1908 Devrimi’ bu yönde atılmış en büyük adımdır.

Abdülhamid’in devrimi bastırmak için kışkırttığı karşıdevrimci hareketi simgeleyen yapı; Taksim Topçu Kışlası’dır. Devrim Abdülhamid’i de, o kışlayı da yıkıp geçmiştir! Topçu Kışlası’nın ‘I. Tayyip Devri’nde bir alışveriş merkezi ve rezidans suretinde yeniden ihya edilmek istenmesi ‘manidar’ değildir de, nedir?!

***

Bunların evlatları da bir acayip…

Hani, Tayyip’in evlatlarının arazi, emlak falan gibi konulardaki hassasiyetlerini artık hepimiz biliyoruz. Ama bu Abdülhamid soyunda da aynı vaziyetten var.

Abdülhamid’in varisleri uzun bir süredir İstanbul’un yarısını almak için mücadele veriyor. “Bakırköy Veliefendi Çayırı bizim!” diyorlar. Dedeleri Abdülhamid’den miras kalmış. Paşabahçe, Beykoz, Eyüp, Kağıthane hep bunlarınmış!.. Kabataş Meydanı, Beşiktaş, Ortaköy, Galatasaray Adası… Silivri, Çatalca civarı komple bunların zaten!..

Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı da bunların!..

Aslına bakarsanız; bütün saraylar, hanlar, hamamlar, köşkler, yalılar… Ne varsa bunların…

Dedeleri çalıştı, yaptı ya!..

Aslında bir baksınlar, belki Bilal Oğlan’ın vakıf arazilerinde de hakları vardır!..

***

Ne yazık ki, bizim devrimimiz zayıf bir devrimdir. Rus ya da Fransız hanedanının toptan ortadan kaldırılması gibi bir yola gidilmeyip, milleti ‘kul’ sayan bu asalaklar sülalesi Türkiye dışına sürülmekle yetinilmiştir. Sonra iade-i itibar verilmiş, vatandaşlık hakkı tanınmıştır.

Ve görüldüğü üzere; bugün torunlar ünlemektedir, “İstanbul’un yarısı bizim, hakkımızı isteriz” diye altımızdaki donu talep etmektedir.

***

Yok öyle yağma!

Osmanlı hanedanını kulağından tutup tahttan indirmiş bu milletin evlatları, karşıdevrimci iktidardan yüz bularak iyice şımaran ve “şehzade”, “sultan” gibi sıfatları kullanan besili Osmanlı sıpalarına da bu ülkeyi dar etmesini bilir…

1 Yorum

  1. Aşşağılık şerefsiz , aslı nesebi belirsiz yahudi beslemesi; senin salyalarını akıtarak pisliğini döktüğün OSMANLI 600 yıl senin pis yalanların gibi yönetseydi ülkesini bugün esamisi okunmayan birçok devlet gibi tarihin çöplüğünde yerini alırdı.elbet senin gibileride birgün hesap verir bu dünyada değilsede başka alemde.Sen ve senin gibi nesepsizler için yaşasın cehennem

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,988BeğenenlerBeğen
16,911TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol