Ölen müzisyenler ülkesi

AKP iktidarı, ‘Saray şarkıcıları’ dışında sanat tanımıyor. Müziğe, sanata düşmanlık genelleşti. Pandemi döneminde 200 müzisyen ölüme sürüklendi…

  • DİDEM BERKES

COVID-19 pandemisi Türkiye’nin zaten kriz içinde olan ekonomisini yıktı, AKP yandaşı insanları ayrı tutarsak, pandemiden etkilenmeyen insanımız kalmadı diyebiliriz.

Yoksulluğun yanı sıra, kutuplaşma, hukuksuzluk, liyakatsizlik, basın-yayın ve fikir hürriyetinin yok olması, ahlaki çöküş, her alanda yozlaşma, israf, rüşvet, yolsuzluk,  gelir adaletsizliği, hepimizi mutsuz bir yaşantıya sürüklüyor.

Hükümetin başarılı olduğunu iddia ettiği koronavirüs önlemleriyle oradan oraya savruluyoruz, ailemizin sağlığından, çocuklarımızın geleceğinden kaygılıyız, ölüm korkusu bütün hücrelerimize yayıldı, sevdiklerimizin başına ne gelecek bilemiyoruz, acı içinde kıvranıyoruz.

Arkadaş sohbetleri, ölen tanıdıklardan, geçim zorluğuna, işsiz kalan, aşsız kalanların hikayelerinden geleceğin karanlık yüzüne evrilirken birden kendimizi toparlayıp birbirimize, “Günü yaşamalıyız, bu günlerde geçecek,” diyerek moral vermeye çalışıyoruz, “Çocuklarımıza Türkiye’de gerçekte nasıl bir yıkım yaşandığını hissettirmemeye çalışmalıyız, gençlerimize umut vermeliyiz,” diyoruz. Daha güzel günleri umut ederek yaşama tutunuyoruz.

Her sabah daha adaletsiz bir Türkiye’ye uyanırken, yine de umut etmekten vazgeçmezken, gün içinde kendimizi daha iyi ve ya daha kötü hissettiğimiz bir anda mutlaka müzik dinleriz. Müziğe sığınırız. Çünkü gerçekten müzik ruhun gıdasıdır. Müzik moral verir. Müzik bütün yaşam yolculuğumuzda bize eşlik eden yegane arkadaştır, en iyi sırdaştır, müzikle ağlarız, müzikle güleriz. Müzik insanla birlikte var olmuştur, müziğin tarihi insanlığın tarihiyle yaşıttır.

Müzik, evrensel bir dildir, ayrı coğrafyalarda yaşayan, dili, dini, hayat görüşü ayrı insanları aynı ezgide birleştiren bir sanat dalıdır. Müzik bize umut verir, yaşama gücü verir.

Bizi müzikle buluşturan insanlar müzisyenlerdir, onların çalıp, söylemeleri ile büyür, gelişiriz, ruhumuz aydınlanır, kalbimiz ısınır, bir oluruz, birlik oluruz,  insan oluruz.

Bizim gibi geri kalmış/geri bıraktırılmış ülkelerde, düzenli geliri, emekliliği olmayan, bazen kişinin ailesi tarafından bile meslek sayılmayan bir iştir müzisyenlik.

Türkiye’de müzisyen olmak için sanat aşkı, inat, cesaret, çalışkanlık, hayal gücü, güçlü bir karakter, asi bir kalp, özgür bir ruh gerekir.

Bu yüzden Türkiye’nin müzisyenleri çok özeldir.

Türkiye’de müziğimizi susturmak isteyenler var, müzik susmaz, müziği öldüremezsin ama müzisyeni öldürebilirsin. Bir müzisyen enstrümanını elinden bırakırsa, dinleyicisinden ayrı kalırsa, artık çalamaz, söyleyemezse tükenir.

Nitekim ülkemizde sayısı 200’lere vardığı söylenen müzisyen mevcut hükümetin sanat karşıtı politikaları sonucunda ölüme sürüklendi. Sağ kalanlar ise yaşam savaşı veriyor.

Anadolu Müzik Kültürleri Derneği, pandemi döneminde müzisyenlerin uğradığı hak ihlallerini anlatan Müzisyenlerin Uğradığı Hak İhlallerini İzliyoruz raporuna göre müzisyenler kendilerine ve ailelerine bakamayacak duruma geldi.

Müzisyenler, açlık sınırının altında yaşama; temel beslenme, bakım, barınma, sağlık, psikososyal destek giderlerini karşılayamama durumu olarak nitelendirilen “derin yoksulluk” içindeler.

Onlara en ihtiyacımız olan bir zamanda müzisyenlerimiz müziği bırakmak zorunda kalıyor, sadece müzisyenlerimiz değil bütün sanatçılarımız sahnelerden koparılıyor.

Sanatçıların yaşadığı derin yoksulluk ve yalnızlaştırılmaları politiktir. Sanatı komple Türkiye’nin çocuklarının hayatından silinip atmak için bütün silahlarını kullanan bir düşmanla karşı karşıya olduğumuzun bilincinde olmalıyız.

Sanata, sanatçıya yapılan kötülük, bize yapılan kötülüktür.

Çünkü sanatımız olmazsa umudumuz da olmaz. Sanat umuttur.

 

 

 

 

 

 

Önceki İçerikZamanaşımsız olmak

Son Haberler