Gazete REDNuriye ve Semih’i öldürtmemek için!

Nuriye ve Semih’i öldürtmemek için!


Nuriye ve Semih’in gördüğü işkencenin filmi…

Başlattıkları iş ve onur mücadelesini açlık grevine dönüştürerek sürdüren Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, tutuklandıkları 23 Mayıs’ta açlık grevinin 75. günündeydiler.

148. günü arkamızda bıraktığımız bugün, Nuriye ve Semih için yapılan başvuruya AİHM’ndeki bir yargıcın, hükümetin güdümündeki yargı kararlarını kendisine dayanak yaparak “hayati tehlikelerinin bulunmadığı ve hükümet tarafından iyi bakıldıkları” yönündeki saçma sapan, hem hukuki hem de tıbbi dayanaktan yoksun kararı ile karşı karşıyayız.

OHAL koşullarında yürütülen yargılama, tutukluluk halleri ve cezaevi koşullarının tümü, hiçbir hukuksal boyutu olmayan, tamamen politik bir kararla açlık grevini sonlandırmaya zorlamak üzere tertip edilmiştir. Hayati tehlike içindedirler.

Mevcut durumlarının “tutukluluğun tehiri”ni gerektirmediğini söylemek, hukuken ve tıbben olanak dışıdır;

  • Türk hukuk sisteminde “tutukluluğun tehiri” olarak ifade edilebilecek bir müessese yoktur. Hakkında kesinleşmiş hüküm bulunan tutuklular için, ilgili yargı mercii ve Adalet Bakanlığı’nın düzenleyeceği raporlara bağlı olarak erteleme yapılabilir. Henüz haklarında kesinleşmiş hüküm bulunmadığından ve “tutukluluğun tehiri” müessesesi olmadığından, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuksuz olarak yargılanması zorunludur.
  • Ankara Tabip Odası’nın görevlendirdiği heyetin düzenlediği raporlara göre, çoklu organ bozuklukları ve eşlik edebilecek enfeksiyon riskleri nedeniyle hayati tehlikeleri vardır. Bu durum, çok farklı branşlarda hekimlerin, ihtiyaç duyulduğu an müdahalesine imkan tanıyacak tam teşekküllü bir hastanede takibi gerekli kılmaktadır. Sincan İnfaz Kampüsü’nde bu olanak yoktur.

“Hayati tehlikeleri yok” diyen doktor raporları ve buna bağlı yargıç kararları, gerek ettikleri yeminlere gerekse varoluş gerekçelerine aykırıdır ve kepazeliktir.

İki hafta önce yapılan başvuruya rağmen OHAL Komisyonu henüz harekete geçmemiştir. Komisyon, Nuriye ve Semih’in durumlarını ele almak ve işlerine iadesi hususunu karara bağlamak üzere derhal ilk gündem maddesi olarak bu konuyla toplanmak zorundadır.

Nuriye ve Semih’in açlık grevini başlattıkları tarihe kadar, aynı biçimde KHK ile işlerinden edildikleri, kıyıma maruz kaldıkları için intihar eden 41 kamu görevlisinin hesabı sorulmadı. Şimdi, bu tabloyu yaratan OHAL koşulları ve iktidarın bu konudaki politik tavrı arkasına saklanan hekimler ve yargıçlar açıkça suç işlemektedir.

Nuriye ve Semih, havalandırmanın bulunmadığı, camların tel örgüyle kapalı tutulduğu, 20 metrekare odalarda tutulmaktadır. Ankara Numune Hst. hekimlerinden oluşan heyetin, her iki girişiminde de Sincan Ceza İnfaz Kampüsü’ne sokulmadıklarına dair tutanaklar ortada iken, sağlıklı koşullardan ve hekim güvencesinden söz edilemez. Beraberinde, tutukluluğun tehiri müessesesi olmamasına rağmen, varmış gibi değerlendirme yapan ve rapor düzenleyen hekimler sorumludur.

Semih Özakça’nın, zorla hastaneye götürüldüğü sırada vücudunda oluşan darp izleri, morluklar ve ekimozlara dair düzenlenen raporları avukatı Selçuk Kozağaçlı’dan öğreniyoruz.

Bu koşullarda hapishanede tutulmaları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddelerine göre apaçık suç oluşturmaktadır; hayatlarına kast edilmektedir.

Selçuk Kozağaçlı, AİHM kararının hukuki bir karar olmadığını, AİHM’de lobi faaliyetiyle sonuç alma girişimlerinin açığa çıkarılacağını, AİHM’nin bu kararının da Avrupa’da ve uluslararası düzeyde barolar ve diğer hukuk platformlarında yapılacak girişimlerle hesabının sorulacağını, yaptığı basın açıklamasında belirtmiştir.

Bu tablo karşısında, Nuriye ve Semih’i haklı davalarında destekleyen insanlar olarak, gerek iç gerekse dış kamuoyunda yaratılacak tepkiyle OHAL Komisyonu’nun derhal ilk gündem maddesi olarak bu konu üzerine toplanmasını ve işe iade kararı vermelerini sağlamak üzere toplumsal vicdanı, toplumsal muhalefeti harekete geçirmek birincil görevimizdir.

Başta işçilerin, emekçilerin vicdanına, tüm muhalefete, sola, kitle örgütlerine sesleniyoruz!

Derhal, hep beraber, Nuriye ve Semih’in hayatları için, hep beraber harekete geçelim!

Nuriye ve Semih’in, bu genç ve onurlu iki insanın ölmesine izin vermeyelim!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,052BeğenenlerBeğen
17,009TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol