Gazete REDNedim’den çok şey bekliyorsunuz!

Nedim’den çok şey bekliyorsunuz!

Ayşenur Arslan, Twitter hesabından “Nedim Şener’e açık çağrı: Bir zamanlar FETÖ kumpasıyla birlikte yargılandığı Barış Terkoğlu cezaevinde. Barış Pehlivan da şu anda tutuklama talebiyle mahkeme karşısında. Onu da destek için Çağlayan’a bekliyorum,” diye yazdı. Nedim Şener’den çok şey bekliyordu!..

RED Analiz – Nispeten iri cüsseye sahip olan Nedim Şener her iri cüsseli kişide aynı oranda yürek olmayabileceğinin tipik bir misalidir. Gerçekten bir ‘misal’dir.

Ona göre daha normal bir cüsseye sahip olan Ahmet Şık’taki cüret ve cesaretin zerre-i miskali Nedim Şener’de yoktur. Bu nedenledir ki, Nedim Şener’in şu hayattaki en büyük şansı Ahmet Şık’la aynı dönemde hapse atılmış olmasıdır.

Neden mi? Tek tek izah edelim…

Hani “araştırmacı gazeteci”, “soruşturmacı gazeteci” gibi tabirler türetiyorlar ya, Ahmet Şık “mücadeleci gazeteci”dir. Hem muhabirliğinde basamakları hep mücadele ederek tırmandı, kimsenin torpiliyle işe yerleşmedi, hem de mesleğini yapabilmek için bu devletin her türlü kurumuyla mücadele etti.

Çalıştığı her gazetede de çok sevildi. Neşeli, dayanışmacı, içi dışı birdi.

O yüzden Ahmet Şık tutuklandığı gün onlarca meslektaşı Beşiktaş’taki DGM binasının önünde yolları kesti, polisle çatıştı.

Nedim Şener’in ismi, aynı zamanda tutuklandığı için Ahmet Şık’ın yanında “iliştirilmiş gazeteci” olarak yer aldı. Kampanyalarda adı Ahmet Şık’la yan yana anıldığı için Şık’ın onuruna ortak oldu.

Oysa Nedim Şener Milliyet gazetesinde eline tutuşturulan belgelerden “haber” yapan, bürokratlarla, mesela bir defterdarla arasını iyi tutarak edindiği belgelerle aslında her daim “yönlendirilebilen” bir gazeteciydi.

Ahmet Şık, mesela “Manisalı çocuklar davası”nın her duruşmasından ağzı burnu dağılarak çıkıp haber yaparken, Nedim Şener Milliyet binasında falanca bürokrattan gelecek belgeleri bekliyor, siyasetteki popüler isimler üzerine “çok satan” kitaplar yazmaya çalışıyordu.

O dönem “laik muhalefet”in hoşuna giden kitaplarla ilgileniyordu. Yazdıkları, sonucunu hesap edebileceği şeyler değildi, zaten “süreç okuma” yeteneğine de haiz değildi.

Kaza eseri içeri girdiği söylenebilirdi.

O yüzden hapisten çıkışı da Ahmet Şık’tan bambaşka oldu. Ahmet Şık hapisten çıktığı an bu haramiler düzenine meydan okuyup hesap sormaya ant içerken, Nedim Şener televizyon kanallarını dolaşıp yaşlı gözlerle kedi gibi miyavlıyordu.

Şimdi sırtını iktidara dayamış, hiçbir yere kıpırdamıyor.

Gazetecilik mesleğinin yaşayan en sıkı isimlerinden Ayşenur Arslan, bugün Nedim Şener’i bu gerçekleri ve tabii Barış Pehlivan’ı savunmaya yüreği yetmeyeceğini bile bile çağırdı Adliye’ye. Ayşenur Arslan her şeyin farkındadır.

Bunu mesleğinin onurunu korumak için yaptı.

Nedim Şener bu çağrıdan çok sonra, “şehitlikte” dolandığını söyleyerek iktidar ağzıyla bir cevap yazdı. Ve zamanında kendisine bir parça onur ve haysiyet bahşetmiş olan Ahmet Şık’a “PKK’ya terörist diyemiyor” diye saldırdı. Birazdan tutuklanacak olan Barış Pehlivan’a ise, bir gazeteci gibi değil, iktidarın memur ettiği bir savcı gibi tavır aldı:

“Edirne kapı şehitliğinde işim vardı geç gördüm Ayşenur hanım, ama önce siz ülkesi için şehit olan MİT mensubunun ve mağdur olan ailesinin hukukunu hakkını savunun sonra isterseniz bir araya geliriz. Bir de PKK’ya terörist diyemeyenlerle beni yan yana koymayın”

Edirnekapı bitişik yazılır. Hanım büyük harfle yazılır. En sonda da nokta olur. İki cümlede üç tashih yapan “yazar” Nedim Şener Odatv’nin iki Barış’ının da, zaten deşifre olmuş bir MİT elemanının ölüm haberini yayınladıklarını bilmiyor olamazdı. Ama memur edilmiş savcı ağzını kapatamadı. Çünkü dün kazayla Ahmet Şık’a “iliştirilmiş” olan Nedim Şener, bugün bilinçli bir biçimde AKP iktidarına “iliştirilmiş” vaziyettedir.

O yüzden Ayşenur Hanım, Nedim Şener’in sizin çağrınıza uyması beklenemeyeceği gibi, yarın sizin evinize yapılması muhtemel bir baskında, eğer Emniyet kuvvetleri çağırırsa koşa koşa gelip beraberce kapınıza dayanacağından hiç kuşkunuz olmasın.

İktidar kayığına binmiş olmak bugün Türkiye’de bunu gerektirir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,988BeğenenlerBeğen
16,911TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol