Ne yapmalı?

Rahmetli babam Hamit Fikret hep şunu derdi: “Ne Yapmalı? diye bir kitap yazacağım…”

Lenin’i de okuduğunu biliyorum babamın, Lenin’den geliyor bu başlık sanırım. Leninist değildi ama okumuş o kitabı da. Yazamadan o kitabı, 2000 yılında Hakk’ın rahmetine erdi. Olur da, ben de aynı başlıklı kitabı yazamadan Hakk’ın rahmetine ererim bir gün, hiç olmazsa geriye bu makalem kalsın.

Einstein’ın çok bilinen bir sözü ile başlayayım: “Hep aynı şeyi yapıp farklı bir sonuç beklemek deliliktir!” Diğer bir deyişle, sorunu çözemiyorsanız bakış açınızı değiştirin.

Bunu anlatmaya çalıştığım 6 Ağustos 2017 RED makaleme gelen bazı tepkiler yanlış anlaşıldığımı gösteriyor. Bütün dediğim, Kuran aracılığı ile bir sürü şey altüst edilebilirdi ama dediğimi yanlış anlayıp, işi şeriat destekçisi olduğuma kadar götürenler çıktı.

9 Ağustos 2017’de Mustafa Sedat Kılıç bu tepkilere cevabı verdi ama bir de ben özetleyeyim.

İSLAM VE KAPİTALİZM

Bir sürü yerde uzundur şunu anlatıyorum: İslam ile Kapitalizm bağdaşmaz.

Diğer bir deyişle, “Anti-kapitalist Müslümanlar” adı aynı şeyin iki kez tekrarı gibidir. Her anti-kapitalist Müslüman olmayabilir ama her Müslüman Müslüman olduğu için anti-kapitalisttir. “Anti-kapitalist Müslümanlar” demekle “Anti-kapitalist Anti-kapitalistler” demek arasında büyük bir fark yoktur.

İslam ve kapitalizmin neden bağdaşmadığını görebilmek için önce kapitalizmi tanımlamak gerekir. Kapitalizmin bir sürü teknik tanımı var ama ben bütün bu tanımları en güzel özetlediğini düşündüğüm İmmanuel Wallerstein’ın şu tanımını kullanacağım: “Kapitalizm bitmek tükenmek bilmeyen sermaye birikimidir.

Bir sürü teknik tanımı çok güzel özetleyen kısa bir tanım bu ve bu tanımı verdikten sonra işimiz bitti. İslam bu yüzden kapitalizm ile bağdaşmaz. Çünkü Allah, Kuran ile biriktirmeyi yasaklıyor.

O İslam’ın beş şartından biri olduğu iddia edilen zekat, kullanabileceğinden fazlasını vermek, biriktirmemek demek. Siz bakmayın o kırkta bir yalanına. Kuran “kullanabileceğinden fazlasını vereceksin, biriktirmeyeceksin” diyor. Kırkta bir demiyor.

Gerçi “kullanabileceğinden fazlası” oldukça muallak bir kavram ama Kuran şöyle şeyler de diyor:

Tevbe Süresi – 35inci Ayet (Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi): “O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak: «İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!» denilecek.”

Birikimi yasaklayan bir din kapitalizm ile bağdaşabilir mi?

Mülk Allah’ındır İslam’a göre ve fazladan, İslam ribayı da yasaklıyor. Bu da işin tuzu biberi oluyor. Kapitalizm riba olmadan var olamaz. Bir sürüsü ribanın faizden ibaret olduğunu düşünüyor ama 6 Ağustos 2017 makalemde anlattığım gibi faiz de bir riba türü olmasına rağmen riba faizden ibaret değildir.

Yine de varsayalım ki riba faizden ibaret. Bu bile yeter. Faizi kaldırın, kapitalizm olmaz. Çünkü faizsiz bitmek tükenmek bilmeyen sermaye birikimi gerçekleşemez.

SORUN NEDİR?

Benim çocukluğum 1960larda ve 1970lerde geçti. O tarihlerde ‘laikler’le Müslümanlar arasında bugünkü gibi birbirlerini yok etmeye yönelik bir çatışma olduğunu hatırlamıyorum. Hatırlayan varsa çıksın hatırlatsın.

Gerginlik 1980lerde başladı, 1990larda düşmanlığa dönüştü ve bugün birbirlerinden nefret eden kanlı bıçaklı iki grup ‘laikler’le Müslümanlar. “Hayır, öyle değildir” diyen varsa, o da çıksın ve niye öyle olmadığını anlatsın.

Zaten Erdoğan ve AKP de bu nefretten besleniyor. Ve dahası, bu nefreti körüklüyorlar. Ama iş bununla da bitmiyor. Yalnızca Erdoğan değil körükleyici. Müslümanlarla ‘laikler’ birbirlerine hakaret edip saldırdıkça bu nefret daha da büyüyor. Sen şimdi ben Müslümanım diyen birine “senin peygamber Muhammed sübyancıydı” dersen, mesela, başka ne olur ki?! Müslümanlar da ‘laikler’e neler neler diyor. Onlar da Kemal’e hakaret ediyorlar, mesela. Kemal’e de sübyancı denmedi mi?

Şimdi Einstein’a dönelim: “Hep aynı şeyi yapıp farklı bir sonuç beklemek deliliktir!” Diğer bir deyişle, sorunu çözemiyorsanız bakış açınızı değiştirin.

Peki, sorun nedir?

Karşımızda 6 Ağustos 2017 RED makalemde anlattığım şirk ve riba günahlarını işleyen bir şirket var: Ak-riba Şirketi. Bu Ak-riba Şirketi İslam’dan dem vuruyor ama İslam’ı değiştirerek başka bir din ortaya çıkartıyor: Ak-riba dini. Ve bu Ak-ribanlar başımıza bir şeriat getiriyor. Ama bu şeriat İslam Şeriatı değil, Ak-riba Şeriatı.

Yine yanlış anlaşılmayayım diye hatırlatayım. İslam Şeriatı daha iyidir, İslam Şeriatı gelsin demiyorum. Ben laik düşünüyorum bir kere. Nasıl şeriat isteyebilirim? İslam Şeriatı’nı da, Ak-riba Şeriatı’nı da istemiyorum.

Peki, Müslümanlar ne istiyor?

Onlar İslam Şeriatı’nı istiyor olabilirler ama Ak-riba Şeriatı’nı onlar da istemiyor. Öyledir. Ak-riba Şeriatı uyduruk bir şeriattır, Kuran’daki şeriat değildir. Gidin sorun şeriat isteyen bir Müslümana, sen Kuran’daki şeriatı mı istiyorsun, yoksa birilerinin uydurduğu bir şeriatı mı diye, cevabı açıktır. Kuran’daki şeriatı tabii. Uyduruk bir şeriatı isteyen zaten Müslüman değildir.

Ben bu Ak-riba Şeriatı’na faşizm diyorum, o ayrı. Memlekette hak, hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları gibi şeylerin hiçbiri kalmadı. Her an herhangi birimiz içeriye alınıp onlar ne kadar isterlerse o kadar içeride yatabiliriz ve hatta gelip öldürebilirler bile. İş buralara geldi.

Bu Ak-riba Şeriatı’nın bir de ekonomik boyutu var. Adı üzerinde, Ak-riba Şeriatı bu şeriat, yani riba şeriatı. Ne yapıyor bu şeriat? Krediyle ekonomik büyümeyi pompalamaya çalışıyor. Yani zaten gırtlağına dek ribaya batmış vatandaşları ve şirketleri daha da ribaya gömüp, boğuyor. Sıkça hatırlattığım bir şeydir bu borçların ödenemeyeceği. Artık oraya geldik. Gelir ve servet dağılımı iyice bozuldu ve fakirler o kadar fakirleştiler ki nüfusun önemli bir kısmı tefecilerin eline düştü. TÜİK yoluyla GSYH hesaplamalarını değiştirdiklerinden ekonomiyi büyüyormuş gibi gösteriyorlar ama vatandaş yemiyor. Ekonomik durum çok kötü. Millet kan ağlıyor.

BU BİLGİLERLE NE YAPILABİLİR?

Şimdi ‘Laikler’ ile Müslümanlara dönelim.

İki grup da Ak-riba Şeriatı’nı istemiyor… Bu durumda Ak-riba Şeriatı’na karşı bir Laik-Müslüman ittifakı söz konusu olabilir.

Gerçi, Müslümanların önemli bir kısmı Ak-riba Şeriatı’nın İslam Şeriatı olmadığının farkında değil ve Ak-riba destekçilerinin önemli bir kısmı bu desteği dini nedenlerle değil Ak-riba’dan nemalandıkları için veriyorlar ama Ak-riba destekçilerinin hepsi öyle değil.

İşe farkında olan Müslümanlar ile başlayıp daha çok Müslümanın durumu fark etmeleri sağlanabilinirse bir umut olabilir.

Bir de tehlike uyarısı: Böyle bir ittifaktaki Müslümanlar, kendi inançlarına dayalı bir iktidar için ısrarcı olabilirler.

Laik-Müslüman ittifakındaki sıkıntı buradadır.

Dolayısıyla, böyle bir ittifak olacaksa, ‘laikler’in bu olasılığı göz önünde bulundurmaları gerekir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here