Gazete REDMide bulandırma tarikatı!

Mide bulandırma tarikatı!

Artık kesinlikle eminiz; iktidar yanlısı gericiler aralarında anlaşmış, sırayla her gün biri çıkıp tüm bir halkın midesini bulandırıyor, sonra da kendi aralarında gülüşüyorlar. Son günlerde bu mide bulandırma işi, kansere karşı savaşını kaybeden Neslican Tay üzerinden sürdürülüyor. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan’dan sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi eski dekanı ve Yeni Şafak yazarı Ergün Yıldırım da içindeki karanlığı ortalığa kustu.

Yıldırım, kansere karşı verdiği mücadeleyle tanınan Neslican Tay’ın ölümü hakkında, “Yok olmaya doğru akan bedenini sosyal medyada yeniden ikame ederek kurtarmaya çalıştı” dedi.

Yıldırım, ortada bir “temel sorun” olduğunu iddia ederek, ölümle kurulan “klasik Müslümanlık ilişkisinin tersyüz olduğunu” ve “bunun yerine seküler bir ilişki tarzının geldiğini” öne sürdü.

Yıldırım, “Neslican Tay ve sekülerleşen ölüm kültürü” başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümünde şunları yazdı:

Neslican Tay, hayatının baharında dünyadan göçtü. Dört kez kansere yakalandı. Bu hastalığa karşı direndi. Güler yüzüyle ve iddialı giyimiyle sosyal medyada gündem oldu. Şimdi üzerinde tartışmalar yapılıyor. Aslında tartışılan Neslican Tay değil. (Elbette ölüm acısının tazeliği karşısında insanın söz söyleme kudretine de sahip olması epey zor). Fakat Neslican Tay, bir sosyal olguya dönüştü.

Yok olmaya doğru akan bedenini sosyal medyada yeniden ikame ederek kurtarmaya çalıştı. Türkiye’de ölümün değişen kültürünü temsil ettiği için tartışılıyor. Aslında toplum ölüm ile kurulan ilişkinin değişimini tartışıyor. Mesele, ahlaki olmaktan ve ölüye saygı duyup duymamanın çok ötesinde. Bir psikiyatri profesörü olan Nevzat Tarhan, hastanın ölümle kurduğu ilişkinin yeni tarzına dikkat çekti. Çok önemli bir konuyu, en hassas noktada tartışma cesaretini gösterdi. Belki hastanın ölümünden sonra tartışsaydı ahlaki açıdan daha iyi olurdu. Ancak bu kadar farklılık üretebilir miydi? Hiç sanmıyorum. Çünkü insanların hızlı inanıp ve hızlı unuttuğu bir dönemden geçiyoruz.

Neslican Tay, ölümüyle yok olmadı! Ürettiği sosyal varlığıyla arkasından bize bir tartışma bıraktı. Bu tartışma artık onun şahsi özelliklerini de aşan bir vaziyet aldı. Temel sorun, ölümle kurduğumuz klasik Müslümanlık ilişkisinin tersyüz olması ve bunun yerine seküler bir ilişki tarzının gelmesidir. Bu ilişki insanlarımızı ölüme karşı daha dayanıklı mı yapacak, yoksa tamamen farklı bir duruma mı savuracak? Yıllar önce “Ölüm Sosyolojisi” diye bir makale okumuştum. Hocam Ümit Meriç vermişti okumam için. Hâlâ aklımda kalan bir tarafı var bu makalenin. Hastanelerde ölümü bekleyen kişiler üzerine yapılmıştı. Araştırmacı, hastaların ölümden aşırı biçimde korktuklarını ve bunu aşabilmek için de ölüm kelimesinden ve çağrışımlarından arındırılmış bir ortam üretildiğini söylüyordu. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda seküler kesimlerin ‘her benlik ölümü tadacaktır’ yazısından rahatsızlık duymaları da onların derin seküler bilincini anlatıyor.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,973BeğenenlerBeğen
16,893TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol