Gazete REDMenzil, Köy ve Cemaat -4-

Menzil, Köy ve Cemaat -4-

Menzil’i Menzil yapan isim toprağa verilirken, Abdülbaki Erol cemaatin başına geçerken, milliyetçi-mukaddesatçı cenahta müteveffa şeyhe övgüler yağdırılırken, Menzil cemaati yeni inişlere çıkışlara gebe bir geleceğe merhaba diyor…

  • YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN

Yunus Bakihan Çamurdan’ın çok tartışılan Menzil Cemaati ile ilgili yazı dizisinin dördüncü bölümüne geldik. Önceki üç bölüme aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

  1. Bölüm TIKLAYIN
  2. Bölüm TIKLAYIN
  3. Bölüm TIKLAYIN

1991 yılının, cemaatin tüm beklentilerinin aksine, Menzil için pek verimli geçmediğini anlatmıştık. Önce 16 Nisan günü Muhammed Raşid Erol saldırıya uğrar. Cemaat hiç de istemediği bir şekilde ülke gündemine gelirken, bu olaydan elde edebildiği tek kâr köyün belası Çelik ailesinin köyden kovulması olur.

20 Ekim’deki genel seçimler ise daha ağır darbe vurur Menzil’e. Cemaatin her daim baş düşman kabul ettiği solun bir temsilcisi, SHP iktidar ortağı olmayı garantilemiş, çok daha önemlisi, cemaatin dört yıldır iyiden iyiye kenetlendiği, bürokrasideki cemaat kadrolarının güvencesi olarak görülen ANAP tepe taklak olmuştur.

Tüm Türkiye gibi Menzil cemaati de bir dönüm noktasında…

Ne var ki ANAP’ta 1991 boyunca oluşmuş görüş ayrılıkları, çatlaklar imdada yetişir. Seyda Hazretlerinin kadim dostu Namık Kemal Zeybek partinin 15 Haziran’da seçilen genel başkanı Mesut Yılmaz’la papaz olup Özal’ın ısrarlarına da kulak asmayıp ANAP’tan istifa etmiştir.

Milliyetçi sağın sembol isimlerinden Zeybek’in DYP’deki yeri dünden hazır. Yeni partisi Zeybek’i memleketi Bayburt’tan aday yapar. Fakat YSK yine ANAP’tan DYP’ye geçmiş Bitlis milletvekili Muhyettin Mutlu’nunkiyle birlikte iptal eder Zeybek’in adaylığını.

DYP, babası Celalettin Zeybek’i aday yapar. Şimdi baba-oğul Zeybekler seçim meydanında ve asıl adayın Namık Kemal Zeybek olduğunu herkes biliyor ama DYP ilde Refah ve ANAP’ın ardından üçüncü olunca baba-oğulun Meclis hayalleri sandığa çakılır.

Yine de tasa yok. Zeybek’le Meclis’in yolları ayrılmıştır ama iktidardaki siyasi hayatı bir diğer “baba”yla devam eder. Yeni başbakan Süleyman Demirel Zeybek’i baş danışmanı yapar. Özal’ın ölümünden sonra Çankaya’ya çıktığında, Demirel Zeybek’i de beraberinde köşke taşıyacak…

Menzil siyaseten muhalefete düşmesine rağmen iktidarla iyi ilişkiler sürdürmeyi bu sayede başarır. Kritik Adalet Bakanlığı’nın SHP’ye verilmesi gibi gelişmeler Seyda Hazretleri’ni biraz üzer doğrusu ama bu şartlarda böylesiyle yetinmek lazım.

Öte yandan, MHP çizgisinden gelen iki önemli sofi, Muhsin Yazıcıoğlu ve Ökkeş Şendiller (Kenger) Refah Partisi listesinde kurulan ittifakla MÇP’den milletvekili olmuştur. Ancak, Alparslan Türkeş’in DYP-SHP hükümetini destekleme kararı MÇP’yi karıştırmaya yetecek.

İşin doğrusu, iki Menzilci ismin başını çektiği “dergâhçı” kanat devlet ve toplum konularında Türkeş’ten ve MHP kadrolarının ana gövdesinden çok farklı düşüncelere sahip. Necip Fazıl’ın etkisi, 12 Eylül deneyimi, cezaevlerinde yoğunlaşan İslam okumaları devlete farklı gözlerle bakmalarını sağlamış.

Daha da ötesi, bu ideolojik konumları onları ANAP döneminin İkinci Cumhuriyetçi düşüncelerine, ceberut devlet, asker-sivil bürokrasi karşısında milletin egemenliği, şehit Menderes, gerçek laiklik gibi temalara yaklaştırmış. Yazıcıoğlu’nun, AKP’nin “liberal” döneminde önce demokrasi kahramanı, sonra demokrasi şehidi olarak kutsanabilmesinin sırrı burada.

İpler iyiden iyiye gerilince, 7 Temmuz 1992’de ve Seyda Hazretlerinin oluruyla MÇP’den ayrılıyorlar. 24 Ocak 1993’te yapılan olağanüstü kongreyle MÇP tekrar MHP ismini alıp “devletin kayıtsız şartsız hizmetindeki ülkücüler” imajına dönerken 29 Ocak günü Cuma namazının ardından, MHP’den yetişip sivil toplumculuğa yönelmiş bir ismin, Mümtaz’er Türköne’nin imzasını taşıyan programıyla Büyük Birlik Partisi’ni kuracaklar.

BBP bu yıllarda bir yandan Menzil cemaatiyle, diğer yandan Menzil’in bağlılığa devam ettiği ANAP’la ilginç bir sembiyoz oluşturuyor. MHP iktidardaki DYP’yle yakınlaşırken, BBP muhalefetteki ANAP’ın MHP’si olmaya soyunacak. ANAP’la köprüler ancak 28 Şubat’la ve kesinkes ANASOL-D hükümetinin kurulmasıyla atılacak. Menzil’le ilişkiler ise cemaatin bölünmeleriyle birlikte daha çalkantılı biçimler alacak…

Şimdi gelin, Menzil cemaatinin iç hayatına ve sağlığı gittikçe kötüleşen Seyda Hazretlerine dönelim. Artık köyde daha da az kalıyor ve günlerinin çoğunu Afyon’daki kaplıca evinde ve Pursaklar’da, oğlu Fevzeddin’in yanında geçiriyor. Nihayet yine Ankara’daki bir sağlık kontrolü maratonunun ardından, ölümünden sonra cemaatin başına geçecek kişiyi belirleme vakti geldiğini anlıyor.

Ortada iki tane aday var: Oğlu Fevzeddin ve kardeşi Abdülbaki. Köyden ayrılıp Ankara’ya yerleştiği 1984 yılından o yana, Fevzeddin’in dünyaya bakışı da, kurduğu, yaşattığı ilişkiler ağı da amcasınınkinden çok farklılaşmış. Abdülbaki ise babası Gavs-ı Bilvanisi’den miras tasavvufu en iyi yaşatan, ortalama sofinin zihnini en iyi kavrayan ve üstelik köyü en iyi yöneten isim olarak görülüyor.

Muhammed Raşid Erol’un vereceği kararın Menzil’in bundan sonra izleyeceği rotayı belirleyeceği açık. Abdülbaki’yi seçiyor.

Fevzeddin babasına darılmış mıdır, bilmiyoruz. Babasına ve babasının verdiği kararlara hep saygılı bir oğul olarak görüyoruz onu. Fakat mesele şu ki aynı saygıyı sırf cemaatin başına geçti diye amcasına göstermesi gerekmiyor.

Nitekim Seyda Hazretlerinin verdiği bu zorlu kararın ardından herkesin kabul ettiği şey aynı. Menzil cemaati birisi Menzil’de, başında Abdülbaki Erol, diğeri Pursaklar’da, başında Fevzeddin Erol olmak üzere apaçık iki başlı bir yapı artık.

Günler geçiyor ve Menzil cemaati 1991 seçimleri vartasını bir şekilde atlatmış, yoluna devam ederken Seyda Hazretlerinin son günlerine de yaklaşıyoruz.

Muhammed Raşid Erol Afyon’daki evinde kalp krizi geçiriyor ve oradaki tedavisinin ardından Ankara’ya, oğlu Fevzeddin’in yanına gitmek istiyor. Ne var ki Fevzeddin’in evinde bir kalp krizi daha geçiriyor ve 22 Ekim 1993 günü, Hacettepe Üniversitesi hastanesinde hayata veda ediyor.

Cenaze Şafii âdetince bir an önce defnedilmek için köye götürülüyor. Şeyhlerinin ölümünü haber alan sofiler de şimşek hızıyla, Türkiye’nin dört bir yanından köye akın etmiş. Cenaze namazında köyü kaplayan mahşeri kalabalık Seyda Hazretlerini son yolculuğuna uğurlarken, ANAP devrindeki altın çağın yadigârı sayısız bürokratın yanında Muhsin Yazıcıoğlu ve Hasan Celal Güzel ön safta dikkat çekiyor.

Menzil’i Menzil yapan isim böyle toprağa verilirken, Abdülbaki Erol cemaatin başına geçerken, milliyetçi-mukaddesatçı cenahta müteveffa şeyhe övgüler yağdırılırken, Menzil cemaati yeni inişlere çıkışlara gebe bir geleceğe merhaba diyor…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

RED Sosyal

24,556BeğenenlerBeğen
17,805TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil ama artık vakit, bugüne kadar...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına yazının sonundan ulaşabilirsiniz.) Muhammed Raşid Erol’un...

Yaşasın çocuklar!

Tedavisi olan hastalıktan çocukların öldüğü ülkede, vatandaşın vergisi saray yapımına harcanıyor. SMA gerçeğini en yalın biçimiyle ancak böyle anlatabiliriz. DİDEM BERKES Arel, Erkan, Eymen, Hasan,...

Bir devrin sonu

Beyinciğin biri Cumhuriyet’e reklam arası demişti hani. Aslında farkında olmadan gerçeği on ikiden vurdu! CEM ASLAN Kanal İstanbul’un Trakya’daki birliklerin ikmalini zorlaştıracağı için Trakya’nın...

RED Arşiv