Gazete REDMemleketten Çiftlik Manzaraları

Memleketten Çiftlik Manzaraları


Melih Gökçek’in çocukluğunu merak eden var mı?

Dört yıl aradan sonra Ankara’ya geldim, gelmez olaydım. Ankara metrosu Çayyolu hattı planlanandan on yıl geç bitti. Anlaşılmaz bir şekilde üç hattın inşaatı aynı anda başladı ve doğal olarak finansal zorluklardan dolayı tekledi.

İşin başında bir semt pazarı esnafı olsa akıl ederdi eldeki kaynakla önce bir hattın inşaatına yüklenmeyi, bir tanesi bitince de ondan gelen gelirle diğerlerlerini finanse etmeyi. Fakat Melih Gökçek bunu akıl edemedi. Ya da başka bir nedenden dolayı işine gelmedi.

On yıllık gecikmenin ciddi bir ek maliyeti oluyor elbette. En başta on yıllık işletme kârından mahrum kalmak durumu var. Yapılan kısımların on yıllık yıpranması, yani yapı kullanım ömrünün kısalması bedeli var. Yer altından akacak trafiğin lastik tekerlekli ulaşımla yapılmasının kaybı var. İnşaat şirketinin mükerrer şantiye kurulum ve söküm bedeli var. Ayrıca birçok imalatın yenilenmesinin maliyeti var.

Elimde gerekli veriler olsa net hesap yapabilirim, bu tür hesaplar meslek alanıma girer. Şu an için söyleyebileceğim bunların en az proje maliyeti kadar olduğudur. Ankaralı’nın on yıl boyunca trafikte çektiği de cabası.

Bir de Ankapark denilen laz fıkramız oldu. Malumunuz 2 milyar para harcandı ve bilmem kaçıncı kere ihaleye çıktıktan sonra yıllık 26 milyona kiraya verildi. Bu olay yıllık enflasyonun yüzde 20’lerde seyrettiği memlekette oluyor. Başka bir deyişle ana sermayenin kendini koruması için yıllık en az 400 milyon gelir getirmesi gereken yerde. Kısaca ülkenin 2 milyarı ölü toprağa yatırılarak yıldan yıla erimeye terk edildi. Ankaralı bir aile başına yaklaşık 2 bin lira para.

Şu basit finans mantığına adamların kafaları çalışmaz. Ama Gezi’de kırılan camların hesabını kıt akıllarıyla çıkarıp “bakın işte vatan hainlerinin ülkeye verdiği zarara” falan diye yaygara yaparlar utanmadan.

Melih Gökçek fıkraları anlat anlat bitmez. Başkenti böyle yönetilen ülkenin kalanı da farklı olacak değil elbette. Yarım saatlik google taraması yapsan yüzlerce finansal afet örneği bulursun.

EXPO 2016, 1 milyar 700 milyona mal oldu fakat ziyaretçi geliri 20 milyonda kaldı. Üçüncü havaalanının sadece inşaat bedeli 10 milyar Avro, oysa Yeşilköy’e 2 milyar harcayıp büyütsen aynı işi görürdü. Kanal İstanbul da en az havaalanı kadar para ama en iyimser hesapla 40 yılda çıkarır parasını. Çandarlı Limanı için 679 milyon lira harcandı sonra proje iptal edilip arazisi imara açıldı. Ankara-İstanbul arası şimdi farklı bir hızlı tren yapıyorlar. Birincisini o zaman ne diye yaptın, sonra yapacağını baştan yapaydın.

AKP’nin mega projelerinin hepsi ekonomik afettir.

Pencereden dışarı baksan, küçük ya da büyük hangi işi eşelesen aynı hesapsızlık. Bizim mahallede 500 kişilik imam-hatip lisesi var okuyan sayısı 100 bile değil. Madem 100 öğrencin var 100 kişilik okul yapaydın ama ne o kafa vardır ne o niyet. Belediye kaç yüz ton çelik harcayıp dönme dolap yapmış semt parkına ama ne inen var ne binen. Kaldırım taşını kaldırsan onun altında bile bir bit yeniği bulursun bu ülkede. Ama milyarlık işlerin bile aleni dolap olduğu yerde dönme dolabı konuşmaya bile değmez.

Türkiye ülke falan değil bildiğin çiftlik. Her karışı birilerinin çiftliği. Adamlar muazzam kaynakları, vergileri heba ediyor sonra hizmet diye vatandaşa yutturuyor ve hesap soracak, dur diyecek hiç bir mekanizma işlemiyor. Ne kurumlar kılını kımıldatıyor, ne Meclis gündemine alınıyor ne de medyada gerektiği gibi yazılıp çiziliyor. Seçmen desteğinde bile en ufak bir azalma olmuyor. Sorumluları da yaramaz oğlan sırıtmasıyla ortada dolaşmaya devam ediyor. Biz de ebedi üçüncü dünyalılığa mahkum oluyoruz.

Adamın biri lüks arabasının arkasına “kıroyum ama para bende” yazmış. Bu adamların pişkinliği de biz memleketi böyle batırırız ama seçmen gene bizi seçer der gibi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,984BeğenenlerBeğen
16,906TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol