Gazete REDMehmet Metiner nasıl bir insandır? Ya da öyle midir?

Mehmet Metiner nasıl bir insandır? Ya da öyle midir?

Güzel dilimizde “eşşeğe altın semer vurmuşlar, eşşek yine eşşek” diye bir atasözümüz var. Orada geçen altın yüzünden bu atasözü zenginlikle ilgili zannedilir çoğu kez ama makam mevki ile ilgilidir ki Ziya Paşa “üniforma” diyor: Bed-asla necâbet verir mi hiç üniforma / Zerdûz palan ursan eşek yine eşektir. Ama siz yine de korkmayın, dersimiz edebiyat değil, Ziya Paşa’nın terkib-i bendi hiç değil. Mehmet Metiner’in sergüzeşti.

1960 yılında Kâhta’da doğuyor. Muhacir denilen ve 1. Dünya Savaşı yıllarında Ağrı bölgesinden gelerek yerleşen bir aileden. Babası Bedir’in adı bir minnet ifadesi. Hacı Bedir Ağa, Dengir Mir Mehmet Fırat’ın da dedesi oluyor, Ermeni mallarını dağıtan, muhacirlere kol kanat geren bir kudretli. Baba Metiner’e de bu ağanın adı veriliyor. Aile böylece ebediyen Kâhtalı hale geliyor. Kâhta ilginç yer. Fırat ve Turanlı aileleriyle geleneksel merkez sağa bağlanırken, bir tarafı Hemreş Reşo ile Kürt milliyetçiliğine, diğer tarafı ise Menzil dergâhı üzerinden Nakşibendiliğe, hatta buradan da “ülkücü” harekete açılıyor. Doğrusu ya Metiner bu etkilerin hepsinden biraz alıyor.

Metiner’in Kâhta’da, Milli Türk Talebe Birliği’nde başlayan siyasi hayatı İstanbul’da öğrencilik yılları, araya giren 12 Eylül derken 1985 yılında, Girişim dergisiyle yeni bir seyir alıyor. Türk milliyetçiliğinin etkilerinden iyice sıyrılmış, “enternasyonalist” siyasal İslam söylemi üzerine kurulu Girişim, 80’ler boyunca eli kalem tutan bir militan kuşağın yetişmesine vesile oluyor. Bir diğer dönemeç ise Refah Partisi’nin 1991 yılındaki Kürt raporu. Metiner’in başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan rapor o dönem “cesur” yaklaşımıyla dikkat çekiyor ve Milli Görüş saflarında Türk milliyetçisi yaklaşımların geriletilmesinde rol oynuyor. 1993 yılında çıkmaya başlayan ve Metiner’in genel yayın yönetmenliğini yaptığı Yeni Zemin ise adını hak eden bir yayın. Zehra Vakfı’nın himayesinde yayımlanan dergi dönemin moda tabiriyle sivil toplumcu, Menderes-Özal mirasıyla sağa eklemlenen, bir yandan da Kürt kimlik politikasına yakın duran bir İslamcılık anlayışının karıldığı yer oluyor. Bu anlayışı reel politikaya dökmek isteyen Metiner’in yüzüne Refah Partisi’nin kapıları kapanınca istikbali Aydın Menderes’te ve Menderes’in peş peşe genel başkan olduğu butik partilerde görüyor. Ama heyhat! Menderes de 1995 seçimlerinden önce Refah Partisi’ne geçiyor.

Metiner bu, yerinde durur mu? Durmaz. O da kalkıp, arkadaşı Altan Tan’la birlikte HADEP’e geçiveriyor! Demokrasi gazetesinin yayın kurulunda başlayan bu döneminde HADEP Metiner’den memnun kalmış olacak ki Emek-Barış-Özgürlük Bloku’nun 1995 seçimlerinden sonraki ilk (ve blokun bitişini duyuran) toplantısında HADEP temsilcilerinden birisi de Metiner. Ancak bu dönem de uzun sürmüyor Metiner’in siyasi hayatında. Ne zaman ve nedendir bilinmez, Metiner HADEP’ten ayrılıyor ve Metiner’i Erbakan’ın ağırlığından bir nebze sıyrılmış Milli Görüş saflarında, Fazilet Partisi’nde görüyoruz. Kâh Tayyip Erdoğan’ın, kâh Recai Kutan’ın yanında. Bu ip cambazlığı partiye de, Metiner’e de fazla gelmiş olacak ki gün geliyor, Metiner HADEP’e dönüveriyor. Üstüne üstlük, halen meçhul olan geçmiş hizmetinin hatırına, orada ayağının tozuyla genel başkan yardımcısı yapılıyor. Fakat Metiner burada da istikbal görmüyor ve o dönem Yenilikçiler adıyla ortaya çıkan müstakbel AKP Hızır gibi yetişiyor.

Bundan sonrası Metiner’in AKP ideologluğuna soyunduğu yıllardır. Yeni Zemin döneminde oluşturduğu anlayışı hem Milli Görüş’te, hem de Kürt siyasal hareketinde yaşadığı hayal kırıklıklarıyla gözden geçiren Metiner hem sağa, hem sola “demokrat kalem” diye pazarlanmaya başlanıyor. Öyle ki yolu “bizim” BirGün’den de geçiyor, Cemaat himayesine mazhar Bugün’den de.(*) Nihayet 2011 yılında, Tayyip Erdoğan’ın demir yumruk üzerindeki kadife eldiveni çıkarmaya başladığı bir dönemeçte AKP milletvekili oluyor. Erdoğan’ın eli ağırdır derler. Metiner o elden İstanbul Belediyesi’nde yediği söylenen şamarı hiç hesapta yokken, milletvekiliyken de yeyince artık ömrünü en has, en örnek Reisçi olmaya adıyor.

Gördüğümüz gibi, Metiner yabana atılacak bir isim değil. Yetenekli Bay Metiner günümüzün düşünsel ve siyasal coğrafyasını pek çok yönden ve yıllardan beridir kendi çapında biçimlendirmiş. Peki bu konumda bir adamın nasıl bir imajı olur? Metiner dendiğinde gözümüzde iki fotoğraf karesi canlanıyor. Birinde, iki büklüm olmuş, Emine Hanım’ın emir ve talimatlarını dinliyor. Eskilerin kandilli temenna dediği şey sonrasında olabilir. Yerlere kadar… İkincisi daha yeni tarihli. Metiner Meclis kürsüsü yakınında, AKP’li milletvekili güruhuna yaslanmış, güvendiği öfke kalabalığının yatıştıramadığı korkuyla iyice küçülmüş, düşmana bakıyor. Metiner’in müthiş sergüzeştinin vardığı varacağı liman işte bu. Sonuç: Ömür boyu “zerdûz palan” biriktirmiş sevimli dostumuzda tabiattan, hilkatten gelen şey tıpatıp aynı duruyor.

(*) Bu vesileyle, BirGün’cü arkadaşlara ufak bir serzeniş. Metiner ve emsallerinin yazılarına neden ulaşamıyoruz arşivinizde? Bir zamanlar ne yazıp şimdi ne hallerde olduklarını görelim, değil mi ya?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,152BeğenenlerBeğen
17,018TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol