Gazete REDMankurtlaşmak…

Mankurtlaşmak…

Mankurt, efendisinin hizmetinde, beyni küçülmüş, düşünmeyen bir köledir. İnsan görünümünde ama insan olmayandır. Cengiz Aytmatov, Gün Uzar Yüz Yıl Olur romanında mankurtu ve mankurtluğu edebiyatın o sarıp sarmalayan diliyle anlatır.

Aytmatov’un mankurtu, efendisi istedi diye, hasretinden pervane olmuş, kendisini kurtarmaya ve kaybolan aklını yeniden vermeye gelen öz anasını gözünü kırpmadan öldürür.

Mankurtlaşmak sosyolojik bir kavram gibi gelip dilimize de yerleşmiştir. Fakat Mankurt, sadece tarihin bir döneminde, başına yaş deve derisi geçirilip kızgın güneşin altına köpek gibi bağlanan ve ölmezse aklını yitirmiş bir ucube olarak efendisine hizmete adanmış kimse değildir.

Günümüzde mankurtlaştırma yöntemleri deve derisinden daha etkilidir. Egemenler kendi çıkarlarını koruyacak, bir dediklerini ikiletmeyen mankurtları her dönemde yarattılar ve ihtiyaç duyduklarında, çıkarlarını bozanlara, hatta bozma olasılığı olanlara karşı mankurtları kullandılar. Bugün o devasa medyada, tv kanallarında, gazetelerde, hiçbir donanımı olmayan tek becerisi efendilerine kusursuz hizmet olan mankurtlar durmaksızın anlamsız cümleler kurarak konuşuyorlar.

Bunlar deve derisine filan gerek kalmadan kendi istekleriyle beyinlerini küçültüp kalanını da efendilerinin hizmetine sunuyorlar. Çıkar ve para için satmayacakları değer kalmayan ve sahipleri istedikten sonra tereddütsüz herkese saldıran bu insan görünümlü kişilerin görünümlerine aldanmayın. Bunlar günümüzün mankurtlarıdırlar.

Zalimler, kendilerine itiraz etmeyecek kitleler ve bu kitlelere örnek gösterilen itaatte sınır tanımayan köleler olmadan varlıklarını sürdüremezler. Günümüz efendilerinin mankurtları da halkın hafızasını iğdiş etmek için yırtınıyorlar. Düşünme, sorgulama zaten yok, üstüne üstlük yalan yanlış bilgisizlikleriyle ahkam kesebiliyorlar. Çevrelerinde, boyun eğmeyen, direnen, düşünen, sorgulayan, insan kalmakta ısrar edenlere bir saniye bile tahammül edemiyorlar.

Herkesin kendileri gibi mankurtlaşması için bütün toplumun başına mankurt başlığı geçirmeye çabalıyorlar. Üstelik dün bu işi “hizmet” adıyla Feto için yapıyorlardı bugün Feto’ya karşı yeni efendileri için yapıyorlar. Dün kendileri fetoyu yalıyorlardı, bugün ömrü feto ile mücadeleyle geçenlere fetöcü iftirası atıyorlar. Ülkemizde köşe başlarını tutan ve hayli çok olan bu mankurtların yeni hedefi anayasa değişikliğine dair gerçekleri ters yüz etmek.

Saçma sapan değişikliklerin ne olduğunu anlatmadan hamasi nutuklar ve karşı çıkanlara iftira atarak tüm toplumu o lanetli mankurt başlığı ile teslim alacaklarını sanıyorlar.

Bize dayatılan ve bırakın ülkenin ilk sıralarda yer alan önceliği olmayı, son sıralara bile alınmayacak anayasa değişikliği, yaratmak istedikleri dikta düzenidir. Bunun için istenen onay ise bizler için hazırlanmış mankurt başlığıdır. Eğer o başlık bu toplumun başına geçerse ülkemizin geleceği ve insanı yüz yıllık bir karanlığın kurbanı olur. O başlığı toplumun kafasına takmalarına engel olmanın yolu ise dayatmaya “HAYIR” demekten geçiyor. Gerçi HAYIR ile her şey bitmiyor, sorunlar kökten çözülmüyor ama en azından bir çizgide durmanın ve yeniden toparlanmanın ışığı oluşuyor. Mankurtlaşma engellenmiş oluyor. Çünkü mankurt efendisinin içindeki tüm kötülüklerin cisimleşmesidir. Çünkü mankurt insan değildir. Bir toplumun mankurtlaşması o toplumun zombileşmesi,yaşayan ölüler toplumuna dönüşmesidir.

Mesele ana yönüyle budur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,097TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol