Gazete REDLiberal entelijansiyamızın uyku sorunu!

Liberal entelijansiyamızın uyku sorunu!


Erdoğan iktidarını oluşturan Saray koalisyonunun açık ve gizli ortaklıklarını gösteren fotoğraflar, artık magazinleşen haber programlarından, gazetelerden, sosyal medyadan bir bir önümüze düşmeye devam ediyor.

MHP’yi, açıkça koalisyon ortağı olarak çanta gibi yanında taşıyan AKP, koalisyon zemininde oluşacak kayma, düşme, kol bacak kırma gibi riskleri bertaraf etmek üzere bir ittifak yasası çıkarıyor.

Bilindiği üzere koalisyonlar, seçimlerden sonra hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak oy oranına ulaşamadığı durumlarda uzlaşma ile kurulur. Geçmişte, koalisyonların en istikrarsız dönemler olduğunu anlatarak seçime giden AKP, 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi bir hezimet yaşamamak ve MHP’nin barajdan düşüp ıskartaya çıkmasını engellemek için, seçimde ittifak partilerinin oy pusulasında çerçeve içine alınacağı ve seçim barajında da ittifakın oylarının toplamının sayılacağı yeni bir sistem dayatıyor. Çünkü, ülkeyi getirdikleri nokta itibarıyla, girilecek bir seçimde MHP’nin  baraj altında kalacağı, AKP’nin de tek başına iktidarı kazanamayacağı açıktır. Bunun karşısında CHP ne yapıyor dersiniz? Sivas katliamının baş sorumlularından Temel Karamollaoğlu’nun başında bulunduğu Saadet Partisi ve İYİ Parti ile ittifak görüşmesi yaptıktan sonra seçim güvenliği konusunu da AKP ile görüşüp anamuhalefet görevini ifa etmiş olmanın huzuruyla 2019 seçimlerini kaybetme senaryosunu tamamlamaya çalışıyor!

Atılan nutuklara değil de yapılan işlere bakıldığında, CHP’nin açıkça AKP’nin gizli ortağı olarak hareket ettiğini, AKP’nin varlık sorunu haline getirdiği Afrin saldırısını sahiplendiğini ve bu konuda AKP’nin dökülen yerlerini sıvamak için çırpındığını görüyoruz. Son olarak CHP Mv. Öztürk Yılmaz’dan AKP’ye, Afrin’de yerel meclis kurulması önerisi geldi. Böyle bir girişimle, herhalde sınırda Suriye rejimi ve Kürtler yerine cihatçı terör artıklarının komşu olarak tercih edildiğini izaha ihtiyaç yok. Üstelik CHP, AKP ile kol kola Türkiye’de Meclis iradesini ortadan kaldıran parti olarak getiriyor bu öneriyi. Bu, AKP’ye teslimiyetin üstüne tüy dikmektir.

AKP’ye teslimiyet ve biat konusunda eline su dökülemeyecek bir diğer kesim aydın, feminist, liberal sol, sosyal demokrat, eski Marksist gibi etiketlerle topluma göz kırpan ve kanaat önderliği koltuğuna yayılıp AKP politikalarına güzelleme yaparak mesai dolduran liberaller.

Bunların en önemli özelliği, Kılıçdaroğlu kıvamında “muhalif” bir kimlik kuşanıp kamuoyu içinde belli bir kitleye hitap etmek ve bu kitlenin dikkatini AKP lehine canlı tutmaktır. En kritik dönemeçlerde, akıllarınca AKP politikalarını siyasetten soyutlayarak “siyaset üstü” ambalajıyla meşrulaştırma gayretkeşliği içinde Saray iktidarının varlığına hizmet etmeyi birinci vazifeleri sayarlar. Bu esnada, sinsi bir siyaset esnaflığı paçalardan akıyordur. Siyasetten soyutladıklarını düşündükleri konuların siyasetin ta kendisi olduğunu bilmediklerini sanmaksa safdillik olur.

Liberaller, bu meslekte en önemli çıkışı 2010 referandumunda “Yetmez Ama Evet” ile gerçekleştirdiler, biliyorsunuz!

MURAT BELGE AMİGOLUĞU!

“Yetmez Ama Evet”in önemli aktörlerinden Murat Belge, geçenlerde gündeme geldi tekrar. Diğer boyutları çok önemli değil ancak, ülkeyi terk etme meselesi çok manidar.

Birikim Dergisi’inde, Müslüm Yücel imzasıyla bir yazı yayınlandı.

Müslüm Yücel, yazının girişine bir put dikmeye çalışarak başlamış; “Bugün Belge, William Faulkner, Charles Dickens ve James Joyce gibi yazarlarla birlikte anılır. Üçünden kitaplar çevirmiştir. Özellikle Faulkner ve Joyce zor yazarlardır.“

Şimdi ben de, Müslüm Yücel’in bu yazısının bütününü doğrudan Türkçeye kazandırırdım ama adımın onunla beraber anılmasına gönlüm razı olmadığı için alıntılar yapmakla yetiniyorum.

Mesele hiç de öyle, “Belge’nin yazdıklarının, söylediklerinin tümüne katılmayız. Bu bizim hakkımızdır…” diyerek lütfedip önümüzü açtığı bu cümle ile izah edilebilecek basitlikte değil.

AKP ile iş tuttular. “AKP, askeri vesayeti kaldırıyor” sahtekarlığını demokrasi diye yutturmaya kalktılar. Etki alanlarına alabildikleri kitlelere AKP politikalarını pazarlayıp bugünkü Türkiye’nin yaratılmasına hizmet ettiler.

“Vicdan, yaptıklarımızı sorgulama ve yargılama yetisi olarak bizim pusulamızdır.”, diyor Yücel ve “Belge, sıkıştığımız zaman vicdanımızdır” diyerek göklere çıkarıyor!

Türkiye’nin getirildiği yer, buna hizmet eden Belge’nin bile kaçma ihtiyacı duyduğu bir atmosfer yaratmışsa, en azından özeleştiriye iliştirilmiş bir vicdan sorgulamasını, yargılamasını kendisinden beklerdik. Ancak, “kandırıldım” deyip işin içinden sıyrıldığını sanan Murat Belge’den de, hamaset ve popülizmle Murat Belge şakşakçılığı yapan bu yazıdan da daha fazlasını beklemek, yine en hafif deyimiyle saflık olur!

Şimdilerde sık sık diktatörlük üzerine yazıp çizen yol arkadaşları Ahmet İnsel’e sorsa, belki “ya, o kadar da şey yapma Müslüm!” nasihati alırdı, kim bilir!

Merdan Yanardağ’ın Liberal İhanet adlı kitabı üzerinden Belge’ye açıkça saldırı gerçekleştirildiğini savunan Yücel’in, kitabın içeriğine dair bir tek eleştirisi yok. Ancak, kitabın sunumuyla ilgili sıkıntısı büyük. “Reklam ahlakı” açısından tahammül edilemez bulduğu bu kitapla ilişkilendirdiği şey ise, kitap kapağının yanında Murat Belge’nin bir fotoğrafının verilmiş olması. Bu liberal kafanın reklam teknikleri ve imaj yönetimi için gösterdiği hassasiyet, elbette kitapta yöneltilen siyasi eleştirilerin Murat Belge’nin karizmasını çizip, imajını yerle bir edebileceği kaygısının ötesine geçmez. Geçse, reklam teknikleri açısından kitabın sunumunda buldukları kusurlar kadar kitabın içeriğine, liberallere getirilen eleştirilere de cevap vermelerini beklerdiniz. İşte, o yok arkadaşlar. Yazıyı o hevesle okuyacak olursanız, diye uyarmış olayım!

Müslüm Yücel, hızını alamayıp, Liberal İhanet’i yayınlayan Kırmızı Kedi Yayınevi’ne de sarmış. İşin ucunun dönüp dolaşıp bir gün Murat Belge’ye dokunacağını hesaplayamayan yayınevini, bugüne kadar edebiyat ve tarih alanında yayınladığı ne varsa Murat Belge eleştirisinin oyuncağı haline getirmekle suçlayıp, artık gerçeklikle bağını iyice kopararak uçuşa geçiyor! Öyle ki, edebiyatçı ve şair olmasını bir tarafa bırakıverdiği (Kırmızı Kedi Genel Yayın Yönetmeni) Enis Batur’un bir eleştirmen olmadığının altını kalınca çizdikten sonra, onu bir tanıtım yazarı olarak sunup tenzili rütbe ile cezalandırarak bütün hıncını çıkarıyor. Hemen sonraki cümlesinde ise, meğer Batur’un zaten Murat Belge’nin yeni çıkan Şairaneden Şiirsele adlı kitabını eleştirmediğini, hatta hakkında hiçbir şey söylemediğini yine kendisinden öğreniyoruz. Batur’un, sadece Can Yücel’in Belge ile ilgili bir ifadesini aktarmış olması, onun minör linç esintileri eşliğinde bu gazaba uğramasına yetiyor!

Murat Belge’ye yapılanları hassas ruhu kaldıramayan ve “açık bir linç var!” diye bağırarak mahalleye dalan Müslüm Yücel, Murat Belge eleştirileri nedeniyle Merdan Yanardağ ile beraber Fatih Yaşlı’yı da kurşuna dizerken kalemi tutukluk yapmış!

Sırf bu yüzden, mesela Murat Belge’nin, ülkenin bugünlere gelmesinde mutlak rolü olan Taraf Gazetesi’nde yazdıklarına, 2010 referandumundaki AKP destekçiliğine ve Erdoğan’ın oluşturduğu Akil İnsanlar Heyeti üyeliğine hiç değinememiş!

Ülkeyi, AKP ile beraber sahte peygamberler diyarına çeviren bu liberal tayfa, AKP politikalarının ters yüz edilerek meşrulaştırılmasında ve “aydın” etiketi üzerinden hitap ettikleri kitlelerin AKP etrafında konsolide edilmesinde birinci dereceden sorumludurlar.

CHP’YE KÜÇÜK ALTIN!

CHP, kongresini yaptı ve Kılıçdaroğlu, “Korku imparatorluğunu yıkacağız!” diyerek 2010’da oturduğu koltuğa yeniden seçildi. Salıdan salıya meclisteki grup toplantılarında “haramilerin saltanatını yıkacağız!” diye nutuk atarak, kutlu mücadelesini sürdürüyor. Genel Başkanlığı boyunca, Muharrem İnce’ye karşı kongre kazanmak dışında hiçbir başarısı yok. Tersine, özellikle Yenikapı mitingiyle başlayan “milli mutabakat” sürecinden bu yana AKP’nin varlığını borçlu olduğu bütün temel politikalara desteği var.

Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik tutuklamalar nedeniyle bir süre Silivri’de yatıp çıkan bir diğer “aydın” Kadri Gürsel, CHP’nin kongresi üzerine yazdığı bir twitte; “Bugünkü şartlarda aday olanlar ve olmak isteyenler arasından seçilecek başkanı kim olursa olsun yüzde 25’ten fazla oy alamayacağı belli olan CHP’nin Türkiye’ye yapacağı en önemli katkı demokrasi kültürünü yaşatmaktır. Kurultay bunu başardı en azından” sözleriyle CHP’ye “maşallah” çekip, Kılıçdaroğlu’nun yakasına bir küçük altın takmış ve tebrik etmiş oldu. Sağ olsun!

CHP’nin “demokrasi kültürünü sevme, okşama ve yaşatma derneği” olarak faaliyetlerini sürdüren bir emekliler kahvehanesi olduğu gerçeğini kabulle beraber, hayatımızdaki yeri ve önemini vurgulayan bu sözler, sadece CHP’nin geldiği nokta hakkında değil, bu sözlerin sahibi hakkında da oldukça fikir veriyor. Demokrasilerde olduğu kadar, bugün olduğu gibi demokrasilerin askıya alındığı dönemlerde de “sosyal demokrat” etiketiyle anamuhalefet görevini üstlenmiş bir partiden beklentilerinizi abartmamanız konusunda yazılmış bir muska değerindeki bu twiti küçük bir kağıda yazıp katlayarak sol üst cebinizde gezdirebileceğiniz gibi, bir bardak suda bekletip ertesi sabah aç karnına içerek şifalanıp bu tür hatalara düşmekten kendinizi koruyabilirsiniz!

Zira, hiçbir harami saltanatının salıdan salıya grup toplantılarında atılan nutuklarla yıkıldığı görülmemiştir.

UYKUDAN ÖNCE!

Atilla Yeşilada, ekonomist. 17 yıldır patronsuz olmakla övünüyor. Kılıçdaroğlu familyasından bir “muhalif” aynı zamanda. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na da toz kondurmuyor. İktidarı, ekonomi politikaları çerçevesinde güle eğlene eleştiriyor. Yeri geldiğinde Kılıçdaroğlu’na yontmaya bayılıyor. Gel gelelim, muhalefet sınırları ve dozu, Kılıçdaroğlu ve ekibinin çizdiği çerçeve kadar. O da tıpkı CHP gibi, Erdoğan iktidarının varoluş mücadelesinin en önemli parçası haline dönüşen Afrin saldırısını onaylayarak, ölen askerler üzerinden Saray’a selam çakıyor. Twitter hesabından yaptığı kısa açıklamada, “Siyaset bir yana, TSK öteki yana. 11 kardeşimiz biz rahat uyuyalım diye canını kaybetti. Asla vefa borcumuzu ödeyemeyiz. Askere sonsuz minnetimi ifade etmek istedim.” diyor.

“Siyaset bir yana, TSK bir yana” demek, iktidar-siyaset-ordu ilişkisini gözlerden kaçırıp, bunu da bir “akil adamlık tavrı” gibi pazarlamaktır. Diğer taraftan, sormak lazım; TSK, Afrin’e girip de 11 asker hayatını kaybetmezden önce ne gibi bir uyku sorunu çekiyordun, diye. Esasen, kendi ülkesinin hiçbir çıkarının bulunmadığı bu saldırıda günden güne askerler ve Afrin’in sivil halkı can kaybına uğradıkça uykularının kaçması gerekmez mi insanın?

Bu yaklaşımla, yazının en başında söylediğimiz gibi, AKP politikalarının ülkeyi getirdiği noktayı aklı sıra siyasetten soyutlayarak “siyaset üstü” ambalajıyla beğenilerinize sunuyor. Yerseniz!

Liberal akıl, değinebildiklerimizin de ötesinde bir gayretkeşlikle kendi yaşam alanını ve kazanımlarını koruma telaşının bir tezahürü olarak AKP güzellemeye devam ededursun, 2019 için bindikleri trenin lokomotifi olan AKP raydan çıktığında bunların bindiği vagon da aynı kaderi paylaşacak. Durumu, Murat Belge gibi kapağı yurtdışına atarak kurtarmayı deneyecek olanlar çoktur.

Muhtemelen bunlardan hiçbirini, Erdoğan’ın artık seçimle de yasal kılıfına uydurulacak olan diktatörlüğüne ve faşizmine karşı mücadele ederken göremeyeceksiniz. Daha çok, kaçarken izleyeceksiniz.

Bu mücadele, yine bu ülke sosyalistlerinin ve halkın omuzlarında taşınacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,097TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol