“LGBT lobisi”ne dikkat!

İktidarda ne görev aldığı belli olmayan Sümeyye Erdoğan Bayraktar çok önemli açıklamalar yaptı. “LGBTI lobisi”ne karşı mücadele kararlılığını beyan eden Sümeyye Hanım, yeni Aile Bakanı’nın “yetkinlik” ve “donanım” nedeniyle göreve getirildiğini söyledi.

RED haber – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına Derya Yanık’ın getirilmesi kararına beyanatlarda bulundu.

AKP’ye yakın Yeni Şafak‘ın sorularını yanıtlayan Sümeyye Erdoğan Bayraktar, hükümetle ilgili resmi bir görevi olmamasına rağmen, iktidar temsilcisi gibi konuştu.

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekildik. Bu kararı bekliyor muydunuz? Bundan sonra kadın hakları konusunda nasıl bir yol izleyeceksiniz?” sorusunu cevaplarken, “LGBTI lobisi” diye bir şey olduğunu öne sürdü.

“Kadın hakkı” denince bunun ille de “seküler” bir tanımı olması gerekmediğini de savunan Sümeyye Erdoğan Bayraktar, soruya şöyle cevap verdi:

“Kadın haklarının tesisi için İstanbul Sözleşmesi’nden önce de mücadele veriliyordu, sonrasında da belki daha güçlü bir şekilde verilmeye devam edilecek. Bu noktada, kadın hakları tartışmasının sağlıklı bir zemine çekilmesi için çaba göstereceğiz.

Ne baskıcı ve kısıtlayıcı önyargıların ne de LGBT lobisinin uluslararası ölçekteki propagandasının, kadın hakları mücadelesine zarar vermesine razı olabiliriz. Kadın hakkı denince bunun sadece Batılı ve seküler bir tanımlaması olmadığını; temelde büyük bir ortak payda olmakla birlikte, her kesimin, her toplumun bu hakları kendi inancı ve toplumsal gerçekliklerine göre tanımladığını göstermek mühim.”

“AİLE BAKANI YETKİN VE DONANIMLI”

Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına kendisinin de yönetiminde olduğu, AKP’ye yakınlığıyla bilinen kadın örgütü KADEM’den Derya Yanık’ın getirilmesine ilişkin de konuştu.

Sümeyye Hanım, “İki dönemdir KADEM’den isimleri görüyoruz Aile Bakanlığı koltuğunda. Bu konuda çeşitli yorumlar da yapılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Son iki dönemin üst üste gelmesi tabii ki bir tevafuktan ibaret. Şunun altını çizmek isterim, her iki bakanımızın da tercih edilme nedeni, onların KADEM’le ilişkileri değil, kişisel yetkinlik ve donanımlarıdır. Zaten yetkinlikleri dolayısıyla KADEM’de bulundular. Bu da KADEM’in potansiyelini ve liyakatini gösteren bir durum.

Çok açık konuşacağım, bana sorarsanız, ben KADEM’in hiçbir siyasi tartışma içine girmesini istemem. Ama nihayetinde alanımız kadın hakları, siyasetin bir konusu. Beraber çalıştığımız arkadaşlarımızın pek çoğu da siyaseten duyarlı ve aktif insanlar.

Dolayısıyla nasıl ki akademide, özel sektörde, sendikalarda yer edinmiş kişilerin sıklıkla siyasette görev aldığını görüyorsak, sivil toplum kuruluşları ile siyaset arasında da insan kaynağı ve tecrübesi anlamında bir geçişkenlik olması çok doğal.”

Son Haberler