Gazete REDLenin’in evini görmek…

Lenin’in evini görmek…

Rusya devriminin lideri Vladimir İlyiç Lenin’in 21 Şubat 1916 tarihinden 2 Nisan 1917 tarihine kadar sürgün olarak yaşadığı Zürih kantonundaki evini ziyaret etmek, bana büyük bir mutluluk verdi. Aynı zamanda derin hayallere daldım…

Lenin’in başında şapkası ve paltolu haliyle, evinin önündeki parke taşlarla döşeli yoldan evine girip-çıkması, bastığı her parke taşında hatıralar bırakması… Bir asır önce parke taşları başkaydı belki ama kıvrımlı yollardan dolanarak Zürih merkez (ana) kütüphanesine giderek Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması adlı yapıtını burada tamamladığını bilmek…

Evin penceresinden gerek kendi ülkesi, gerekse tüm dünya işçi ve emekçilerin kurtuluşu için uzunca konuşmalarını duyuyormuş gibi olmak…

Uzun çalışmaların ardından yorgunluk kahvesini kütüphanenin karşısında kendi ismiyle özdeşmiş “Lenin’in Barında” içmesi gibi.

Resimdeki evin yanına vardığımda makarayi geri çevirip, bir film şeridi gibi hızlı bir şekilde zihnimde bunlar geçti. Nostaljik bir his uyandı. Bu film şeridinden sonra, evin bulunduğu yerde bir süre kaldım.

Eşleri dostlarıyla gelenler meraklı ve dikkatli bir şekilde mekanı inceleyip, resim çekiyordu.

Bir süre sonra muhtemelen Lenin’in kullandığı güzergahtan kütüphane yanına ve ordan Lenin’in Barına gidip, kahvemi yudumladım. Her yudum bir değeri hatırlattı.

Her öne çıkana lider denilmez. İşçi, emekçi, dar gelirli ve yoksulların bütününü kapsayacak, katmanlar arasında fark olmadan, herkesin eşit koşul ve şartlarda yaşayacağı bir sistem ve bu fikrin tüm gıdasıyla beslenmiş, onun ideolojisiyle yoğrulmuş, bu uğurda yoldaşlarıyla en etkin çalışmayı yapan kişiler liderdir.

Liderin yapısında sevgi, hoşgörü, eşitlik, hak ve hukuk kavrayışı en üst seviyededir. Lenin tam da bu nedenle en zor şartlar altında, siyasal mücadeleyi yoldaşlarıyla beraber başarıya ulaştırmıştır.

Coğrafyamızda “kendilerine liderim diyenleri” terazinin diğer kefesine koyup kıyaslama yapmaya girişmek bile, Lenin’e çok büyük haksızlık olur.

Bugünkü iktidar memleketin yeraltını enlemesine, boylamasına çukurlaştırarak enkaz altında bıraktı. Bunun sorumlusu da kendisine büyük sıfatlar takanın ta kendisidir.

  • Sabri Eniş, İsviçre

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,984BeğenenlerBeğen
16,906TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol