Gazete REDLanetli kent: Kudüs!

Lanetli kent: Kudüs!

ABD Başkanı Donald Trump, gelen tüm tepkilere karşın Kudüs’ü İsrail’in resmi başkenti olarak tanıdı ve Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınacağını açıklamasıyla birlikte, Kudüs yine karıştı.

Ortadoğu’nun karışmasına şaşırdık mı? Tabii ki hayır.

Ortadoğu’ya asla barış gelmeyecektir. Yüzyıllardır eksik olmadığı gibi bu topraklarda kan ve gözyaşı yine eksik olmayacaktır.

Lanetlenmiş bu coğrafya, eski uygarlıkların sürekli kurban isteyen tanrıları gibi, kana bir türlü doymuyor.

Tüm dünyaya bakın, kıtalara bakın, en çok kanın aktığı, insanların birbirlerini katlettiği bölge Ortadoğu’dur, merkezi de Kudüs’tür.

Neden? Nedeni şu:

Kudüs, semavi dinlerin doğduğu kent olup, üç dinin de kutsalıdır.

Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir. İslamiyet’te Kudüs, milattan sonra 610 yılında ilk kıble olmuştur ve Kur’ana göre Muhammed, 10 yıl sonra Miraç’a bu şehirden çıkmıştır.

Musa, Mısır’ın Goşen bölgesinde doğmuştur, ancak kabri Kudüs’tedir.

Yine İsa bugünkü Filistin topraklarında Beytüllahim kentinde doğmuş, mezarı onun da Kudüs’tedir.

Sanırım Müslümanlar, Museviler ve Hristiyanlar için Kudüs’ün neden önemli olduğunu fazla anlatmaya gerek yok.

Din tüccarlarının kentidir Kudüs. İşte bu nedenle ateş topudur Kudüs. Burada eceliyle ölmek piyangodur.

Zulüm ne zaman biter?

Ne zaman dinlerin insan üzerindeki etkileri zayıflar, insanlar kendi yarattıkları, ümit bağladıkları mabudlardan kurtulur, işte o zaman Ortadoğu’ya barış gelir, huzur gelir, beyaz güvercinler özgürce uçuşur.

Şuna inanıyorum. Birkaç yüzyıl sonra, Kudüs koca bir ‘utanç müzesi’ olacaktır. Oraya giden insanlar, binlerce yıl öncesinin ve bugünlerin aptallığına şahit olacaklar, kâh gülüp, kâh ağlayacaklar.

Kitle imha silahları gibi, dinlerin insanlığa nasıl zarar verdiklerine yakinen tanıklık edip geçmiş yüzyıllarda yaşayan bizlerle alay edecekler. Halimizden hem komedi, hem dram çıkaracaklar.

Dinler mutlaka insan aklına yenilecek, yok olup mitolojiye karışacaktır.

Ancak…

Bu demek değildir ki, biz ezilen Filistin halkının yanında değiliz.

Filistin’de “Enternasyonalizm ve Halkların Kardeşliği Mezarlığı”nda, İsrail’e karşı Filistinlilerle omuz omuza mücadele verip, Filistin topraklarında İsraillilerin bombalarıyla yaşamını yitirmiş Türkiyeli Bora Gözen, Kerim Öztürk, Cafer Topçu, Ahmet Özdemir, Yücel Özbek, Ali Kiraz, Şükrü Öktü ve Gürol İlban olmak üzere sekiz devrimcinin mezarı bulunmaktadır.

Türkiyeli Siyasi İslamcıların Cuma namazlarından sonra yaptıkları, görüntü verip, boş lakırdı ve kuru gürültünün dışında, Filistin halkına destekleri yoktur.

Filistin, Siyasal İslamcıların üzerinde ancak rant devşirdikleri bir kaynaktan öteye gitmemiştir.

Ortadoğu coğrafyasının devrimci isyan kuşağı için ise, Filistin kardeş kapısıdır.

Ve…

Biz dinci ırkçı değil, sosyalist siyaset yapıyoruz; ezilenin yanındayız, haklının yanındayız, emeğin yanındayız. ‘Böl-parçala-yönet-yok et’, kapitalizm ve emperyalizmin en büyük özelliğidir.

Bu nedenle; Kudüs’deki intifadayı, Filistinli gençlerin ‘boyunlarındaki zincirleri kırıp, paramparça etmelerini’ destekliyor, direnişi ve başkaldırıyı selamlıyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,052BeğenenlerBeğen
17,009TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol