Gazete REDKimseye derdimizi anlatamıyoruz

Kimseye derdimizi anlatamıyoruz

Bütün ülkeler sınırlarını tamamen kapamak ve kendi içlerinde toplu karantina ilan etmek zorunda kalabilirler. Dünya ekonomisi tamamen durabilir, yiyecek ve su kıtlığı olabilir.

  • DİDEM BERKES

Ocak ayının sonunda Çin’de bir virüs belirdiğini okuduk gazetelerde, sonra Çin’in Hubey (Hubei) eyaletindeki Vuhan şehrinin halkı bulaşıcı bir virüs hakkında sosyal medyadan yazmaya ve videolar paylaşmaya başladı. Çin hükümetinin baskılarına rağmen Vuhan halkı, hem kendi durumlarını anlattı hem de dünyayı bu virüse karşı uyardı. Virüsün adı koronavirüs, COVID-19 kondu, bulaşıcı olduğu ortaya açıktı ve sonra çok bulaşıcı olduğu ortaya çıktı.

Okudukça korktuk ve aşısının da olmadığını öğrenince, “Eyvah,” dedik, “Bizim çoluğumuzun çocuğumuzun hali ne olacak? Ya bize de bulaşırsa!..”

Bilim insanları, doktorlar, “Dünya çapında bir salgın olabilir, çok hızlı yayılıyor, virüsü öğrenmeye çalışıyoruz,” dediler. Çin’de bütün dünyayı etkileyebilecek çok ciddi bir durum olduğu apaçık ortadaydı.

Dünyadaki çocuklara bakmamız ve onları korumamız ‘insan olmanın’ bir şartıdır fakat dünyada hâlâ en çok ezilen kesimi, en yoksul çoğunluğu ‘çocuk nüfusu’ oluşturuyor. Virüsten önce, dünyada her beş çocuktan biri aşırı yoksuldu, her dört çocuktan biri tehlikeli ve istikrarsız ortamlarda yaşıyordu ve durum bu kadar acıklıyken dünya liderlerinin umurunda değildi.

Şimdi bizim çocuklarımızı bu virüsten korumak için hükümetler gerekenleri yapacaklar mı diye endişelenmemizin sebepleri var. “Çocukları öldürmüyor, orta yaşı biraz öldürüyor, en çok 65 yaş üstünü öldürüyor” şeklindeki izahlar üzüntümüzü ve öfkemizi azaltmadı. Okulları kapatıp kapatmamakta kararsız kaldılar, okullar kapandı çocuklar etrafa yayıldı. En son, “Çocuklar evden çıkmasın” dendi.

Sonra Belçika’da 12 yaşındaki bir kız ve 13 yaşındaki bir erkek çocuk koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Fransa’da 16 yaşındaki bir kız, Çin’de 14 yaşında bir kız çocuğu, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. ABD’ de bir yaşın altındaki iki bebek, Çin’de 10 aylık bir bebek, İran’da 3 yaşında bir bebek, İngiltere’de beş yaşında bir çocuk, Türkiye’de 8 aylık hamile 38 yaşındaki Betül Aydın ve ameliyatla 8 aylık doğan bebeği koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.

Ocak ayından itibaren virüs yürüyerek, trenle, uçakla, gemiyle dünyayı gezmeye başladı. Neredeyse 1 ay içinde bütün dünyaya bulaştı.

Johns Hopkins Üniversitesi’ne göre, Nisan ayı itibariyle 1 milyondan fazla teyit edilmiş koronavirüs enfeksiyonu var, 60 binden fazla insan öldü. Yaklaşık 3,9 milyar insan – dünya nüfusunun yaklaşık yarısı koronavirüs pandemisi yüzünden eve kapandı.

Dünyanın güçlü ve zengin ülkeleri bu salgınla bütün dünyada eş zamanlı mücadele edilmesi için anlaşmalı ortak bir sözleşme imzalamalıydı, ortak önlemler almalıydı ve bir bütçe oluşturmalıydı. Onun yerine sınırları kapatmamak, karantina ilan etmemek için direndiler. İşyerlerini ve tabii fabrikaları kapamadılar. Dünyadaki bütün politikacılar ve zenginler, dünya halklarına karşı birleşti ve “Bizde para yok, size yardım edemeyiz, ucunda ölüm bile olsa da işe gitmeniz gerekiyor,” dediler.

Bugüne kadar attıkları her adımda maddi sebepler yüzünden insan hayatını riske atmayı tercih ettiklerini gördük. Çocuk, genç veya yetişkin hiç ayırmadan on binlerce insanın hayatını riske attılar, binlerce insanın ölümüne neden oldular ve hâlâ tam bir sorumluluk almıyorlar.

İtalya’da 124 binden fazla insan hastalanınca, 15 binden fazla insan ölünce İtalya hayatı durdurmak zorunda kaldı. İtalyan ekonomisi çöktü. Bazı bilim insanları, İtalyan yetkililerin virüsü erken durdurmak için kararlı bir şekilde hareket etmediklerini, tehlikelerini ve ne kadar çabuk yayıldığını küçümsediklerini söylüyor. Küçümsemediler de gerçekleri kabul etmek işlerine gelmedi.

İngiliz kraliçesi 2. Elizabeth ulusuna seslendi. Dünyanın en zengin insanlarından biri olarak servetini koronavirüs ile savaşa hibe edeceğini söylemedi. Onun yerine, “Birleşik Krallık’ın bir araya geldiği ve sağlık çalışanları ile diğer kilit öneme sahip işçileri alkışladığı anlar ulusal ruhumuzun dışa vurumu olarak hatırlanacaktır ve bunun sembolü de çocuklar tarafından çizilen gökkuşakları olacaktır,” dedi.

Bu sözleri aslında tarihe geçecek bir itiraf, “Çocukların hayatta kalmasını sağlayacak insanlar işçiler ve sağlık çalışanları olacaktır, benden zırnık yok,” demiş oldu.

Türkiye’de 20-65 yaşları arasındaki çalışan nüfusun işe gitmeye devam etmesine karar verildi. (20 yaş altı genç işçiler için de özel izin çıkarıldı.) Çünkü para yok, devlet yardım kampanyası başlattı. Devlet, 65 yaş üstündeki insanlara ücretsiz kolonya dağıtacaktı ama henüz yeterince yardım parası toplanmamış olacak ki kolonyalar adreslere ulaşmadı.

Türkiye’de de toplum sağlık çalışanlarını ve işçileri alkışlıyor. Ve bütün dünya bu insanları alkışlıyor. Bütün insanlığa sırtını dönen sözde ‘dünya liderleri’ni, kapitalist sistemin efendilerini, krallar ve kraliçeleri alkışlayacak değiliz. Emekçileri, bizi yaşattıkları için alkışlıyoruz. İnsan hayatının değerini kendi hayatlarını ortaya koyarak gösteren bu kahraman insanları alkışlıyoruz. Bizden sonra gelecek nesle zalimlikten öte bir dünya kurmaları için bir ışık yaktıkları için kutluyoruz onları.

“Aşının bulunması bir yıldan uzun sürer,” diye okuyoruz. Aşının bulunacağı kesin değil, sadece umudumuz var. Umuyoruz ki bir tedavi yöntemi keşfedilsin.

En kötü durum senaryosunda, eğer yöneticiler, tavsiyeleri görmezden gelmeye devam ederse ve hükümetin tepkisi yetersiz kalırsa, The New York Times‘a göre COVID-19, sadece Amerika’da, 200 bin ile 1.7 milyon arasında Amerikalıyı öldürebilir.

Salgının bulaşma hızı ve iktidarların inadı aynı şiddette sürerse dünyada milyonlarca insan ölebilir. Bütün ülkeler sınırlarını tamamen kapamak ve kendi içlerinde toplu karantina ilan etmek zorunda kalabilirler. Dünya ekonomisi tamamen durabilir, yiyecek ve su kıtlığı yaşanabilir.

O zaman ne olacak?

Virüs çok bulaşıcı, saldırgan ve öldürüyor. Virüs sokaklarda geziyor, biz evde ondan saklanıyoruz, dünyayı evdeki ekranlarımızdan seyrediyoruz. Sevdiklerimize sarılamıyoruz. Birbirimize yaklaşamıyoruz. Çocuklara, “Artık sevdiğin insanlar sana yaklaşmayacak çünkü onlara hastalık bulaştırabilirsin,” diyoruz.

Korkunç bir hayatın içindeyiz. Başımıza korkunç bir bela geldi. Kimseye derdimizi anlatamıyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,156BeğenenlerBeğen
17,024TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol