Gazete REDKim bu Osmanlılar?

Kim bu Osmanlılar?

Bir ara Abdülhamid Kayıhan vardı, pek çok insanın prensten çok oto galericisine benzettiği. AKP kanallarında gezdirilip, “işte Osmanlı şehzadesi böyle olur” diye takdim edilen. Şimdi de Nilhan çıktı. İlk gördüğümde “tipik bir halkla ilişkiler müdiresi” demiştim. Yanılmamışım, halkla ilişkiler mezunuymuş.

Bu kişileri ilk defa görenlerin dikkatini çeken bir diğer şey var. Hanedanın şu sarışın, iyi giyimli, her tarafından zarafet akan mensuplarına hiç benzemiyorlar. Çok doğru. Nasıl Yeni Türkiye diye bir şey varsa Yeni Osmanlı da var. Bu Yeni Osmanlı’nın arkasında da bir tane isim var: Abdülkerim Harun Osmanoğlu, hanedan ismiyle Harun Efendi.

Abdülhamid’in torunlarından Harun Efendi’nin öyküsü diğer hanedan mensuplarından biraz farklı. 1932’de Fransız mandası altındaki Büyük Lübnan Devleti’nde dünyaya geliyor.  1974’te çıkan af ile ailesiyle birlikte Türkiye’ye geliyor ve Suudi Arabistan başkonsolosluğunda iş buluyor. 1990’da emekli olana kadar da burada çalışıyor. İslamcı görüşte ve bağlı bir Nakşibendi olarak yetişen Harun Efendi ömrünün bundan sonrasını ülkedeki muhafazakâr, İslamcı, tarikat mensubu çevrelerle işbirliğine adıyor. Karşılığında, hanedanın Türkiye’deki lideri olarak lanse ediliyor ve bir başka ifadeyle, Osmanlısız Osmanlıcıların Osmanlısı olmaya soyunuyor. Urfalı eşiyle birlikte hanedanın “yerli ve milli” bir sürümünü oluşturmakla uğraşıyorlar. 1979 doğumlu oğlu Abdülhamid Kayıhan ve büyük oğlu Orhan’ın 1987 doğumlu kızı Nilhan Harun Efendi’nin İslamcı çevrelerle işbirliğinin ürünü olan bu Yeni Osmanlı’nın canlı örneklerinden sadece ikisi.

Harun Efendi İsmailağa cemaatine bağlı olarak görülüyor. İsmailağa’yı anlatmaya gerek var mı? Muazzam bir rant ve nüfuz imparatorluğu. Zaten tutucu bir tasavvuf geleneğinin temsilcisi olan Nakşibendiliğin en bağnaz temsilcilerinden birisi. Ancak bizim için en anlamlı yönüyle, uzunca süredir Erdoğan’ın torpilli cemaati, Yeni Türkiye’nin moral merkez üssü. İşte Harun Efendi’nin adeta kişisel eseri olan Yeni Osmanlı’nın iki tanınmış örneği Abdülhamid Kayıhan ve Nilhan’ın Erdoğan iktidarının ustalık döneminde peşpeşe piyasaya sürülmeleri de bu ilişkiler ağı içinde tesadüf değil. Ortada açıkça bir tezgâh var. Amaç belli: Cumhuriyeti itibarsızlaştırmak ve monarşinin Yeni Türkiye’nin önünde makul bir seçenek olduğuna toplumu ikna etmek. Bu işin kaymağını Abdülhamid Kayıhan ve Nilhan gibi piyonların ya da onların arkasındaki aile büyüğü Harun Efendi’nin yemeyeceği ise aşikâr.

Her yerde kural aynıdır. Tezgâhta ipler kimin elindeyse parsayı o toplar. Yeni Osmanlılar tarafından sahnelenen bu Osmanlıcılık tezgâhının kime, kimin planlarına hizmet etmek için kurulduğunu anlamak da elbette zor değil. Kim bilir, hani Murat Bardakçı’yı falan geçtim, bir ara hanedan teşrifatçılığı yapan, şimdilerde ise zoraki muhalif konumuna düşen İlber Ortaylı’nın ağzını açıp şu Yeni Osmanlılara laf edememesinin sebebi tam da budur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,069BeğenenlerBeğen
17,011TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol