Kıbrıs seçimi üzerine: Çanlar kimin için çalıyor?


Kuzey Kıbrıs’ta seçimler yapıldı ve Türkiye egemenlerinin onyıllardır Kıbrıs’ta uyguladığı politikaların yarattığı ağır tahribat seçim sonuçlarına yansıdı. Kıbrıs’ta yayınlanan Afrika gazetesinin Yayın Yönetmeni Şener Levent, seçim sonuçlarını değerlendiren bir yazı kaleme aldı. “Çanlar Kimin İçin Çalıyor?” başlıklı yazıyı aynen yayınlıyoruz:

“Korkunç yenge” dediğiniz Emete Gözügüzelli meclise giremedi, ama bir kıza “iki parmak şeyin var” diyen Bertan Zaroğlu girdi…
Vaktiyle “istedikleri çözüm olursa 200 kişi öldürülecek” diye hepimize gazete sayfalarında tehdit savuran Erhan Arıklı da girdi meclise…
Arif Hoca’nın “hassiktir” çektiği Arıklı…
Allah-ü ekber tekbirleriyle kapımıza dayanan partinin lideri…
O da mecliste…
Ve Ferdi Sabit Soyer şimdi kara kara düşünen toplumumuza mesaj yolluyor ekrandan:
-Çekin bu akşam bir iki duble konyacığınızı ve efkar dağıtın!
Vay be!
Ne efkarmış bu efkar!
Konyakla dağıtılacak…
Bir de taş plak koy üstüne o halde:
“Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın”…
***
Boykotçulara kızıp duruyorsunuz…
Sandığa gidip size oy vermediler diye…
Kendinizde hiç suç aramazsınız değil mi?
Demek bu hale asıl sizin sebep olduğunuzu bile bilmezsiniz…
Hiç özeleştiri yapmazsınız ki…
Hep büyüksünüz, hep doğru yoldasınız, hiç yanlış yapmazsınız, herkese tepeden bakar, güçbirliğine hiç yanaşmazsınız…
Şimdi yirmi yaşın üstünde olan gençler nerden bilecekler…
13 yıl önce 7-8 yaşlarındaydılar…
Yıl 2005…
Patlama yaptınız…
%44’ü aşkın bir oyla seçim kazandınız ve mecliste 25 sandalye kaptınız…
Sol büyük zafer kazandı diye dağ taş inledi…
Meclis Başkanlığı da sizin oldu, hükümet koltukları da, saray da…
Statükoyu yıkabilir, yeni bir hayatın temellerini atabilirdiniz burada…
Hiçbir engel kalmamıştı karşınızda…
UBP bitmişti…
Bir daha dirilmeyi hayal edemeyecek kadar bitmişti…
Derviş Eroğlu siyaset sayfasını kapatmış, kahvede tavla oynuyordu…
Bu ölüyü ben diriltmedim…
Siz dirilttiniz…
O kadar kötü işler yaptınız ki, bu toplum sizin elinizden nasıl kurtulacağını şaşırdı…
Ve boğulmak üzere olduğu bu denizden kurtulmak için yeniden yılana sarıldı…
2009’da UBP’ye tek başına hükümet olabilecek bir seçim armağan etti…
%43,97 oyla 26 milletvekili…
Kahve köşelerinde tavla oynayan Derviş Eroğlu sizin sayenizde yeniden başbakan oldu…
2010’da ise sarayı elinizden aldı…
Kavşaklarda yaz kış demeden pankart sallayan gençlere anlatın bunları…
Anlatın da şanlı tarihinizin bu sayfalarını da öğrensinler…
Hükümetiniz döneminde kimleri zengin ettiğinizi…
Güneydeki Türk mallarını sahte evraklarla pazarlayan herife Vakıflar Bankası’ndan nasıl 10 milyon dolar kredi verdiğinizi, ki hala tek kuruşu geri dönmedi…
Ancak siz o kadar pişkindiniz ki, sizi eleştirenler çatlasın diye o sahtekarla bir de şampanya patlatarak 10 milyon doları kutladınız!
Bu şampanyayı sen patlattın Ferdi…
Şimdi de “bir iki dublecik gonyacık için ve efkar dağıtın” diye ahkam kesiyorsun!
Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın!
Ha bir de şu:
Hiç sıkılmadan partiden ihraç ettiğiniz Özker Hoca’nın son nefesinde bile son isteğini yerine getirmediniz ve ihraç kararını kaldırmadınız…
Şimdi meclis dışına atılan oğlu sizi affetmiş olabilir, ama ben affetmedim…
***
Tüm bunlar toplumumuzun bağrında derin yaralar açtı…
Umutsuzluğu da, giderek büyüyen boykotu da siz yarattınız…
2013 seçimlerinde toplum bir şans daha verdi size…
%38,38 ile 21 sandalye kaptınız…
UBP ancak %27,33’te kaldı ve yalnız 14 milletvekili çıkardı…
Ama ne yazık bu fırsatı da heba ettiniz…
Yaptığınız inanılmaz yanlışlarla seçmeni bir kez daha kendinizden soğuttunuz…
Ve sonunda partide bir yenilik yapmanız gerektiğini anladınız…
“Bıyıklılar” dediklerinizden kurtuldunuz…
Partiyi gençleştirdiniz…
Tufan’ı başa geçirdiniz…
Tufan bilimden, edebiyattan anlar, ama politikanın dili başka…
Ayrıca İskandinavya’da değil, Kıbrıs’tayız…
Ve başımızda 44 yıldır bir işgalci var…
Gençleşen kadrolara bunu iyi anlatmak lazım…
İşgal nedir?
Vesayet nedir?
Alt yönetim nedir?
Bölünmüş Kıbrıs’ın kuzeyindeki hayalet devlette meclis nedir, hükümet nedir, cumhurbaşkanı nedir?
Ana sorunumuz nedir?
Yolsuzluk mudur, yoksa Kıbrıs sorunu mudur?
***
Bulunduğunuz yerden daha sola kayacağınıza sağa kaydınız…
Bir dünya görüşünden yoksunsunuz…
Sosyalist misiniz, sosyal demokrat mısınız, liberalist misiniz, kapitalist misiniz?
Materyalist misiniz, idealist misiniz?
Belli değil…
Boykotçularda aramayın kabahati…
Kendinizde arayın…
Gönlüne göre oy verecek bir parti bulamayan vatandaş neden oy versin size?
Tıpkı İbrahim Tatlıses’in dediği gibi:
-Harran’da üniversite vardı da gitmedik mi?
Farkında değilsiniz galiba…
Vatandaş sizden ümidini kesti…
Birşeyleri değiştirebileceğinize dair umudu kalmadı…
Çok şans verdi size…
Kullanamadınız hiçbirini…
Siz kendi varlığınızla değil, karşınızdakinin varlığı ile kanıtlamaya çalışıyorsunuz kendinizi…
Karşınızdaki hırsız…
Yolsuz…
Sahtekar…
Ama onların böyle oluşu sizin iyi olduğunuz anlamını taşımaz…
Toplumumuzun en büyük sorunu Kıbrıs sorunu…
Ana sorunumuz…
Ama siz bunu da kesip attınız…
Sanki çok önemsizmiş gibi bir kenara yığdınız…
Türkiye’nin resmi tezi ile uzlaştınız…
Hep Rum tarafını suçladınız…
Resmi tez dışında hiçbir fikriniz olmadı…
Sıfır asker, sıfır garanti istemezsiniz…
20 Temmuzcusunuz…
Türkiye’nin kanatları arasında uçmak sevdasında olan milliyetçi cepheden bir farkınız yok!
Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklığımız gelmez bile aklınıza…
Çevremizdeki ateş çemberi Ortadoğu ile ilgili de hiçbir fikriniz yok, çünkü çok dar bir pencereden bakıyorsunuz dünyaya…
Bir de oy mu istiyorsunuz?
Bir de bu halinizle sizi boykot ettiler diye mi kırılıyorsunuz…
Hak edene vatandaşlık!
Hak edene arsacık!
İşte siz de busunuz…
Büyüyen İslamofaşist canavarı bile görmüyorsunuz…
İmam hatipin kurdelesini kestiğiniz yetmezmiş gibi, talep olursa yeni imam hatipler de açılabilir mesajını veriyorsunuz…
Hamasetçilerimiz gibi siz de ayrı devletin kökleşmesine yöneldiniz…
Türkiye’deki iktidara karşı hiçbir dik duruşunuz yok…
Tuğrul Türkeş geldi, elçilikte puro dumanını yüzünüze üfledi ve gitti…
Recep Akdağ yargımızı hiçe saydı…
Hanginiz sesinizi yükseltti?
Linç histerisi ve tekbirlerle, tam bir Sivas ve Maraş ruhuyla gazetemizin kapısına dayanan güruha hanginiz ses çıkardı?
Bakın, sevgili Mahmut Anayasa, “Ben bunun için boykot ettim seçimleri” diyor…
Hani sizde o yürek?
Gazetemize yapılan saldırılara karşı sessiz kaldığınız için pek çok vatandaşın size oy vermeyeceği hiç aklınıza gelmedi değil mi?
Bırakın boykotçulara kırılmayı…
Aynaya bakın…
Ve bir de önünüzdeki pilava bakın şimdi…
Artık aynı meclis çatısı altında Zaroğlu ve Arıklı ile birliktesiniz…
Hükümet kurulamayacak da iki ay sonra bir seçim daha mı olur?
İşte sizin için bir kötü haber de bu…
Bir seçim daha olursa ne olur bilir misiniz?
UBP siler süpürür…
Tek başına gelir…
Ve daha da erirsiniz…
UBP arkasına aldığı bu rüzgarla belediye başkanlıklarını da alır, 2020’de sarayı da alır…
Ya Yeniden Doğuş Partisi?
Şimdi ilk seçimde iki tane çıkarmayı başarabildiyse arkası gelmez mi?
Türkiyeli nüfus örgütlendiğinde ne yapabileceğini gösterdi…
Çanlar kimin için çalıyor?
Duymuyor musunuz?
Toplum bu hallere düşmüşken iç birkaç duble konyacık ve keyfine bak!
Öyle mi Ferdi?
Bakın, UBP kendi içini temizledi…
UBP seçmeni daha mı bilinçli?
Ne Tahsin kaldı, ne Dürüst, ne Kaşif…
Az kalsın Hüseyin de gidecekti…
***
Yıllar önce Arif Hoca da dikilmişti ekranda Erhan Arıklı’nın karşısına…
Ve Arıklı “Ben sizden daha Kıbrıslıyım” deyince Hoca kükredi:
-Hassiktir!
Bunca yıl sonra siz de çıktınız Arıklı ile ekrana…
Döktü eteğindeki taşları…
Siz de süt dökmüş kedi gibi dinlediniz…
Kimseniz de sormadı ona:
-200 kişiyi öldürecek olan sen miydin? Pişman mısın? Afrika gazetesi önünde tekbir getiren senin partin değil miydi?
Sormadınız!
Arıklı’yı da, Zaroğlu’nu da o meclise boykotçular getirmedi…
Siz getirdiniz!
Kabahati başkasında aramayın!
Aynaya bakın!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here