Kayıp eşekler diyarı…

Atları, eşekleri buharlaştıran bir ülkede kayıp para aramak beyhude…

  • HAKAN GÜLSEVEN

Zamanında Çorum’un bir dağ köyünde çok sevimli görünen yaşlı bir amcayla tanışmıştım. Çok hoşsohbet biriydi.

Muhabbette laf eşeklere geldi, bana, “Bizim bu civarın bütün eşeklerini ben topladım” dedi.

Şaşırdım haliyle. “Hayırdır?” diye sordum, “Ne yaptın o kadar eşeği?”

Çorum’daki kedi-köpek maması fabrikasına satmış!

O sevimli amca o andan itibaren gözüme biraz sevimsiz görünmeye başlamıştı…

Hatay Dörtyol ilçesinin MHP’li belediye başkanına teslim edilip sonra ortadan kaybolan 99 at haberini duyunca aklıma ilk olarak o amca geldi. Ve tabii atların bir şekilde hayvan maması üreten bir fabrikaya satılmış olması ihtimali…

Hayvan maması deyip geçmeyin.

Evlerinde evcil hayvan besleyenlerin çoğu bu mamalardan alıyor. Öyle özel ürünler var ve öyle paralara satılıyor ki, hayretler içinde kalırsınız.

Mesela inek memesinin kurutulmasıyla elde edilen “köpek ödülü” mama var, yüz gramı internette “indirimli” 22 liraya satılıyor!

Daha acayibi, kurutulmuş dana penisinin 100 gram fiyatı 40 lira!

Atlardan ve eşeklerden de hem böyle özel ürünler hem de düz mama üretiliyor ama bu çok dillendirilmiyor.

Ve pek dikkat çekmiyor ama ortada çok büyük bir pazar var. Türkiye pet ürünleri ve hizmetleri pazarı 2 milyar doların üzerinde hacme sahip ve sürekli büyüyor.

Evlerdeki hayvanların başka hayvanların yaşamı pahasına beslenmesi gibi etik bir konuyu hiç tartışmıyorum. Lakin ulaşabildiğim bir rakam vereyim, Türkiye’nin 2018 yılı kedi-köpek maması ithalatı 207 milyon doları aşmış.

Yani sadece Anadolu’nun büyükbaş hayvanları ortadan kalkmıyor, yurtdışına da ciddi miktarda kaynak akışı oluyor.

Öte yandan, eskiden evlerde, bahçelerde evin gündelik besinleri paylaşılarak beslenen dostlarımız artık sadece bu mamalarla besleniyor ve mamalara alıştırılan evcil hayvanlar başka besin istemiyor.

Bu nedenle eskiden fare yakalayan kediler artık farelerden kaçıyor.

Mamaları sokaklara bırakan kimi “hayvanseverler”, sokaklarda yaşayan dostlarımızı da mamalara alıştırıyor, sonra bir şekilde bu “mama akışı” durunca trajik manzaralar ortaya çıkıyor. Doğal döngü bozuluyor.

Göl balıkları da bu işten nasibini alıyor. Dün Eskişehir’in Mihalıççık ilçesindeki baraj gölünde dev ağlarla kaçak biçimde balık avlayan dört kişi yakalandı. Avladıkları balıklarla köpek maması yapıyorlarmış.

Bunun gibi daha ne örnekler vardır, bilinmez.

Buraya kadar işin daha “anlaşılabilir” bir kısmından söz etmiş olduk. Başka bir durum da var tabii: İnsanlara at ya da eşek etinden ürünler yedirmek…

Dünyada at eti yiyen ülkeler var. Yani sorun at eti yiyor olmak değil. O ülkelerde insanlar at eti yediklerini biliyor ve bu etler denetleniyor.

Bizde ise sağlık durumları bilinmeyen, çoğu durumda hastalanmış ve ölmek üzere olan at ve eşekler kesilerek lokantalar, kasaplar ve marketler üzerinden halka yediriliyor.

Yeterliliği ciddi biçimde tartışılır denetimlerde yakalananların sayısı bile dehşet verici.

Dolayısıyla, bir arkadaşımın Hatay Dörtyol’da kayıplara karışan atların da benzer bir akıbete uğramış olabileceği notunu görünce, benim kedi-köpek maması “teori”min fazla iyimser olduğu kanaatine vardım.

Ve farkında mısınız, artık Türkiye’de devlete emanet edilmiş atlar bile buharlaşıyor…

Evet, İstanbul Adalar’daki faytonların kaldırılmasıyla sahiplendirilmeye başlayan ve ülkenin farklı noktalarına yollanan atlardan Dörtyol’a gidenleri atlar bildiğiniz buharlaştı! Şimdiye kadar bu atların hesabını veren çıkmadı…

Ve nihayet serbest çağrışımla gelebildiğimiz son noktaya gelelim…

Kanlı canlı koskoca atların göz göre göre kaybedildiği bir ülkede, “kağıt üstünde” paraları “128 milyar dolar nerede?” diye aramak ne kadar akıl kârı, artık o konuda ciddi şüphelerim var.

Atları, eşekleri buharlaştıran bir ülkede kayıp para aramak beyhude…

Hakan Gülseven’in bu yazısı Independent Türkçe‘de yayınlanmıştır.

Önceki İçerikHegemonya

Son Haberler