Gazete REDKarabacak’ı bilir misiniz?

Karabacak’ı bilir misiniz?

Hazır laf güreşçilerden açılmışken, milli güreş efsanemiz Reşit Karabacak’ı analım, mevcut iktidarın sporcuları bile nasıl üçkağıtçı yaptığını inceleyelim, ağlanacak halimize gülelim istedim… Çok şey mi istedim?..

  • BURAK SÖNMEZER

En azından son 20 senedir spor dünyamız eşi az bulunur traji-komedyenleri yetiştirmiştir. Bu performansların birinci perdesi Süreyya Ayhan ve Yücel Kop tarafından açılmıştır.

Süreyya 2000’li yılların başında yel gibi koştuğu 1500 metrelerle sadece atletizm sevenlerin değil, örneğin hiçbir şey sevmeyen Hıncal Uluç’un bile gönlünde taht kurmuştu ki 2004 yılından itibaren doping skandalları patlak vermeye başladı.

Ardından 2012 Olimpiyatları’nda yine aynı mesafede 2 Türk kadın atlet yeri yerinden oynatmıştı. Aslı Çakır Alptekin birinci, Gamze Bulut da ikinci olmuştu ki, Alptekin’in doping yaptığı anlaşıldı.

Ama ne gam! Madalyalar ikinci olan Türk kızına gitmişti. Hemen ardından Gamze’nin de dopingli olduğu anlaşıldı ve iş artık karikatür dünyası için malzeme haline geldi.

Aynı dönemde halterci Halil Mutlu’dan “orijinal Etiyopyalı/ithal Türk” Elvan Abeylegesse’ye kadar hemen her dalda sporcumuzun doping yaptığı anlaşıldı. Tüm bu sporcular “leblebi yesem doping oluyor” gibi tuhaf savunmalar yapsalar da uluslararası düzeyde cezalandırıldı ve bir daha isimleri anılmaz oldu.

Bu olayların başlangıcını temsil eden Süreyya vakasından neredeyse tam 10 yıl sonra 2013 yılında NBA’deki “temsilcimiz” Hidayet Türkoğlu “Süreyya’dan neyim eksik?” diyerek Amerika’da doping yapmaya kalkıştı ve derhal şamarı yedi. NBA’da 20 maç ceza kesildi, FIBA da kendisini 2 yıl spor müsabakalarından men cezası verdi.

HİDAYETE ERENLER

Amerika’da kalsa itfaiyeci bile olamayacak Türkoğlu, Türkiye’ye gelir gelmez önce Basketbol Federasyonu başkanlığına “oy birliğiyle” seçildi sonra da Cumhurbaşkanı baş danışmanlığına getirildi.

Türkoğlu’nun da savunması son derece ilginçti. Omuzundaki ağrılar nedeniyle arkadaşının tavsiyesiyle içeriğini tam bilmediği dört adet iğne vurulmuştu. Arkadaşına “ağrım var” diyor. O da “gel ilacın bende” cevabını veriyor sanki… İlaç da iğne haa!

Allahtan arkadaşı imdada yetişmiş de çıkıkçıya falan gitmemiş.

Şimdi, bu arkadaş ya hilekar ve dopingci, ya da bildiğiniz kafası biraz ağır çalışıyor.

Her iki durumda da, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı makamı için “namünasip” bir kimse olduğu izlenimi doğuruyor.

MAKAMLARDAN MAKAM BEĞENEN HAMZA

En son üçkağıt Hamza Yerlikaya’da patladı…

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı, Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, eski AKP milletvekili Hamza Yerlikaya’ya ait lise diplomasının sahte olduğu mahkeme tarafından tescillendi.

Bu durum Yerlikaya’yla ilgili iki özelliği ortaya çıkarttı: İlki vizyonsuzluktur. Madem sahte bir diploma yaptırılacak neden lise diploması yaptırılıyor, anlamış değilim. Yaptır güzelce bir üniversite diploması bitsin gitsin kardeşim.

Yerlikaya’nın ikinci özelliği ise söz konusu vizyonsuzluğa karşın aşırı pişkinliğe varan özgüvenidir. Mahkemenin “evrakta sahtecilik” tespiti karşısında hala çıkıp “Eğer benim diplomasız olduğumu ispatlarsanız siyaseti bırakırım” demek bunun ispatıdır. Duyan da Makron’la Trump’la mutat güreş tuttuğunu sanacak!..

PEHLİVAN REŞİT BABA

Peki, bütün bunlar bir tarafa, spor alanındaki gerçek kahramanlarımızdan Reşit Karabacak‘ın ne suçu var, onu da anlamış değilim.

Minderlerin ağır sikleti, sevimliliğiyle fark yaratan kel kafalı göbekli sporcuların gözde temsilcisi; kolunu minderde bırakan fakat asla boyun eğmeyen; sporu para için değil spor için yapan gerçek güreş kahramanlarımızdan Reşit Karabacak sessiz sedasız ayrıldı aramızdan.

Koskoca pehlivanı koronavirüs illetine kurban verdik.

Sağlık Bakanlığı’nın palavradan turkuaz tablosunda bir sayı olarak yerini aldı. Belki de almadı, gizlenen kayıplardan da olabilir.

Genç nesillere sesleniyorum…

Biz çocukluğumuzda, emperyalizme kafa tutma fikrini Reşit Karabacak’la öğrenmeye başladık. Doping falan da yoktu o zaman, cumhurbaşkanlığı bilmem ne şeysi de. Besili Amerikalı, minderde faul yapıp bizim Reşit Baba’nın kolunu kırınca milletçe sinirlerimiz bozuldu.

Şimdi şu Hamza’nın kolu kafası kırılsa, kimse dönüp bakmaz bile…

Bakar mısınız yoksa?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,152BeğenenlerBeğen
17,023TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol