Gazete REDKadın kadının yurdudur!

Kadın kadının yurdudur!

Taciz?.. Edebiyat dünyası da, toplumdan, tarihten ya da en düzünden sokaktan farklı bir alan mıydı ki bu kadar şaşırıldı?..

  • ÖZGE DOĞAR

Günler, aylar, yıllar geçiyor… Olabildiğince hızlı ve arsız…

Biz nerede batıyor, nerede doğuyoruz? Hangi gönüllerin çiçeği, hangi gönüllerin yok oluşuyuz? Kim belirliyor bunu, neye göre, kime göre yaşıyoruz, bir oyunun parçaları mıyız yoksa?

“Kadın” diyorlar bize, neredeyiz peki?

Duyuluyor mu sesimiz, duyulma zamanı gelmedi mi?..

Tarihten getirdiğimiz bastırılmışlıklarımızı silmek için geç bile kalmadık mı?

Gün olup devran dönüyor, her gün haberlerin konusu kadın… Cinnet geçiren koca, eş, sevgili… Böyle başlıyor haberlerimiz…

Buna rağmen başarıyoruz bir şeyleri; anneyiz, neslin devamını sağlıyoruz…

Belki bu yüzden korkuyor bizden karanlık sevdalıları.

Kadın öğrenmemeli, kadın ilerlememeli, kadın konuşmamalı, hatta sofraya oturması bile yıllar sürecek kadar yoktu kadın sistemde. Yemeği kadın yapar ama kadının emeği yok.

Bu emek sömürüsünden nasibini sadece kadın almaz elbette çocuk da alır ve belli bir sınıfa dâhil olamamış erkek de. Kadın sadece bunlardan daha tehlikeli bir güç, ne de olsa nesillerin ilk öğretmeni.

Her yıl artan kadın cinayetleri istisna değil. Yaşamın tam ortasındaki gerçek.

Kadın suçludur onda da, nasıl olsa güçlüden yana bir toplum olduk. Bir nedenden ötürü! Haklıdır öldürülmesi bile. Hatta suç kadının potansiyelinde vardır, hani denir ya doğuştan günahkâr!

Kadın dayak yer, kadın hor görülür, hatta karşısında sırf erkek olduğu için kadına laf atılır, bakışlarla soyulur, otobüste tacize uğrar, sırf doğum yapar korkusuyla işe alınmaz, kocasına her daim güzel görünmek zorundadır zaten, hatta evin süslü hizmetkârıdır!

Korkak sistem kendini devam ettirmek için bastırır, aşağılar, hor görür… Bastıramadığına sinirlenir, yandaş arar…

Kadınlar susmuyorlar artık, güçlerini yine kendilerinden alıp yurt biliyorlar birbirlerini.

Öfkelerini tutamıyor bastıramıyorlar, bazen çocuklarının gözünde küçük düşmek istemedikleri için bazen bu devran böyle dönmesin dedikleri için ve yüzyıllara meydan okumaları başlıyor böylece.

Her ne sebep olursa olsun her bastırılan duygu açığa çıkacak yeri ve zamanı bekler. Birden bire olur bu. “Neden şimdi”nin ötesinde bir zamansızlıktır, tarihten alır öfkesini.

Edebiyat dünyası da, toplumdan, tarihten ya da en düzünden sokaktan farklı bir alan mıydı ki bu kadar şaşırıldı?

Küfürlerle her dakika aşağılanmıyor mu kadınlar ve söze geldiğinde kutsallaştırılan analar?..

Kadınların, evlerinden çıkıp çalışıyor olmaları bile edep yoksunluğuyla nitelendirilirken iş hayatında uğradıkları taciz ve tecavüzler yok sayılmıyor. İtibar mı aranıyor, bu zamana kadar kadın emeğini yok sayan sisteme bakın.

Otobüste, dolmuşta, sokakta, evde, işte… Bakışla, duruşla, sözle, elle, bedenle, erkeklikle aşağılanan itibarsızlaşan kimlerin ruhu?

Bunları konuşmaya gerek görmediğimiz, insanın insana can olduğu yıllar diliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,393BeğenenlerBeğen
17,560TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol