Gazete REDKaçın, zeka geliyor!

Kaçın, zeka geliyor!

Derya içinde olup da deryayı bilmeyen, zekayı 1.500 gramın içine sıkıştırıp, birkaç sinir bağlantısının fonksiyonundan ibaret sanan insanlık!.. Öyle kibirlisin ki, zekayı kendi ürünün sanıyorsun…

  • TUTKU ÇETİN

Neden-sonuç ilişkisi kurup mantık yürütmenin, zorlu matematik problemlerini çözmenin ve bir trenin gidişi gibi doğrusal düşünebilmenin zeka belirtisi olduğuna inanıyorsun üstelik. Gerçekten zeki misin? 

Humberto Maturana ve Francisko Varela tarafından geliştirilen Santiago Kuramı biliş sürecinin kuramıdır. Bu kuramın biyoloji, psikoloji, epistemoloji ve felsefe üzerinde derin etkileri vardır. Santiago kuramına göre zeka tüm yaşam süreçleriyle özdeşleşen biliş sürecidir ve algılamayı, duyguları, eylemi ve tüm diğer yaşam süreçlerini içerir. Analitik düşünmeden çok daha engindir; doğrusal, akılcı zihnin ötesine giderek yaşamın bütününü kapsar.

Yeni Zihin Bilim alanında yapılan çalışmaların öncülerinden olan James Culbertson da, zekanın tüm doğaya nüfuZ ettiğini ve en küçük parçasında bile varolduğunu söylemekte. Canlı sistemler kuramına göre zeka yaşam sürecinin ta kendisidir, yaşam ve zekâ ayrılmaz biçimde bağlantılıdır. Canlı sistemlerin her düzeydeki etkinliği zeka ile ilgilidir ve zihinsel süreçler yaşamın her düzeyindeki maddede bulunur. 

Ve zekanın çok önemli iki özelliği vardır:

1. Organizasyon deseninin, yani yapının korunması,

2. Yeni desenlerin, yeni yapıların yaratılması.  

Yani zeka en temel biçimiyle, canlılığın sürdürülmesi olarak kendini göstermekte. Zeki bir organizma kendi yapısını koruyup canlılığını sürdürecek biçimde davranır. Bunu başardıktan sonra sıra, çevreyle bağ kurmaya gelir. Bir organizma çevresiyle kurduğu bağlantıların çokluğuna göre evrilir, onlar sayesinde çevresiyle sürekli olarak etkileşir ve gelişir. Santiago Kuramına göre zeka bir organizmanın yapısal bağlantılarının zenginliği ve esnekliği ile kendini gösterir. Temel organizasyon desenini koruyarak yeni yapılar yaratmak gelişmiş bir zekaya özgüdür. 

Şimdi bir düşünelim: Parçası olduğu yaşama sürekli olarak zarar veren, onu yağmalayan, acıtan, yok etmeye çalışan bir canlının zeki olması mümkün mü? Her şeyi yok ettiğinde kendisinin hala var olabileceğini sanan birinin zeki olması mümkün mü? Kendi varlığının, canının bir başka canlının varoluşuna bağlı olduğunun bilincinde olmayan, anca diğer her şeyle birlikte varolabileceğini ısrarla anlamayan insan nasıl olur da zeki olduğunu sanır?  

Düşünmeye devam edelim: Saklanan, korkan, sakınan, ayrıştıran, bölen, kendi yarattığı zihin hapisanesinde yaşayıp giden, şablonlarına uymayan her şeye savaş açan bir canlı, yaşamla gerçek anlamda bağ kurabilir mi? Anlamaya çalışmayan, merak etmeyen, öğrenmek istemeyen, adı ister inanç, ister bilim olsun, son noktayı koyan bir öğretiye yapışan; kimliklerini, depoladıkları ölü bilgilerden alan insanların gerçek yaşamla bağları var mıdır? Değişmekten, değişimden korkan insanlar gerçekte canlı mıdır?   

Oysa zeka canlıdır, akar, durmaz, gelişir, değişir, değiştirir. Ölçülemez, saklanamaz, gerçek anlamda tanımlanamaz bile, çünkü zeka sürekli yenilenen yaşamın ta kendisidir, evrimdir, evrenin durmaksızın atan nabzıdır. Onu adım adım keşfederiz anca ve bu adımların bildiğimiz bir sonu yoktur. 

İşte bu yüzden zeka korkutucudur. Tekrarlardan oluşan hayatlar için en büyük tehdittir. Yaşayan ölülerin güvenlik duvarlarını sarsar, kumdan kulelerini yıkar, ezberlerini bozar. Bilinmeyenle karşılaşmak onların ödlerini patlatır. Zekayı da kendi küçük kaplarına sığacak kadar alır ve tanımlarlar. Ve sırf kendilerine benzemiyor, tanımlarına uymuyor diye bir çocuk için cadı avı başlatırlar. Küçük bir çocukta deccal görecek kadar zavallıdır onlar. Kendi karanlık örtülerini aralayarak içeri girmek isteyen gün ışığına izin vermezler çünkü ölüler canlanmaktan çok korkarlar. 

Derya içinde olup da deryayı bilmeyen insan, içinde yüzdüğün deniz, zekanın ta kendisi. Kıyıya tutunma, nefesini tutma, açıl, derinlere dal. Sana senden başka zarar verecek hiç kimse yok bu denizde.  

Önceki İçerikBüyük tecavüzcü!
Sonraki İçerikEdepsizin davası!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,156BeğenenlerBeğen
17,024TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol