Gazete REDİzafiyet, Kuşlar ve Rakamlar

İzafiyet, Kuşlar ve Rakamlar

Aşı gelse, Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızla beraber asgari aşı vurulmaya gitsek… Hep böyle şeyler düşünüyorum…

  • BURAK SÖNMEZER

Devam ettiğim kahvehanelerin dili olsa buralarda ne kadar başarılı aksiyonlara imza attığımı, ne kadar çok geyiği yoktan var ettiğimi anlatır. Üstelik entelektüel arkadaşlarım vasıtasıyla yazar/çizer çevrelerle de sıkı fıkı denilecek tarzda ilişkilerimi bilenler bilir.

Ben bu özelliklerimin mizahi bir şeyler yazma, birilerini eğlendirme konusunda ciddi bir avantaj olduğunu düşünürken son birkaç senede bu fikrimin pratik hayatta işlemediğini bilince çıkartmış vaziyetteyim.

Misal Sağlık Bakanı’nın (ki sözüne şahsen aşırı güvenen bir kimseyim) aşının “Pazar’ı Pazartesine bağlayan gece” yola çıkacağını söylemesi üzerine ben ne yazabilirim ki? Düşünüyorum taşınıyorum, yazılacak orijinal bir şey bulamıyorum.

Bu durum insanın nasıl asabını bozuyor bilemezsiniz.

Düşünsenize aylardır Sağlık Bakanı olan zatın aksi yönde açıklamalarını dinleyen herkes aşının gelmeyeceği konusunda hemfikirken ben nasıl “o aşı gelmez” diyerek çıkıntılık yapabilirim ki?

Çıkıntılık yapma lüksünü kaybediyorum.

“Pazarı” diyor, “Pazartesine bağlayan gece yola çıkacak” diyor.

Ben ne diyeceğim şimdi? Pazar mı Pazartesi mi kardeşim? “Ayın 10’unda aşılama başlayacak” dendi; tamam… “Yok 20’si” dendi… O da tamam… “Bağlayan gece” ne kardeşim?..

Bütün kuşlar bitti, görülmedik bir leylek mi kaldı? Onu mu anlayalım; napalım?

Nihayet, Pazartesi’nin Salı’ya bağlanacağı gecenin önceki sabahında (Eski dilde Pazartesi sabahı), aşının yola çıkmasının ertelendiği açıklandı.

Yani iş bütünüyle bir tarih meselesine bağlanmış vaziyette.

Somuttan soyuta doğru bilimsel bir metodu kullandığını açık net gördüğümüz Bakanımızdan şimdi ben misal 1 Mars gününü ölçü kabul eden bir tarih vermesini bekliyorum. Ya da, zaman dediğimiz şeyin izafi olduğunu açıkladıktan sonra “Seninle benim geçirdiğim zaman aynı mı kardeşim?” diyerek olayı bir üst düzeye taşıyabilir.

Tabii ya, bu memlekette ben mesela “Karınca mı oburdur Fil mi?” gibi bir soruyla muhatap olmuş bir kimseyim.

Yine aynı zamanda (Pazartesi’nin Salı’ya bağlanacağı gecenin önceki sabahında) Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Zehra Zümrüt Selçuk başörtülü bacımızın yaptığı açıklamada, bekar bir işçi için asgari ücretin 2 bin 825 lira 90 kuruş olduğunu öğrendik. Yalnız Allahtan evli ve 3 çocuklu bir ailedeki işçi gözetilmiş, onlara da 3 bin 13 lira 72 kuruş olarak asgari ücret belirlenmişti. Normal tabi… Aradaki fark 3 çocuğun masrafı. 188 TL… Kuruşlar ise tasarruf miktarı.

Dedim ya ne yazmak lazım şimdi?

Bekara şu kadar asgari ücret; evli ve 3 çocukluya bu kadar… E diğer rakamlar ne olacak?

Neden evli ve 2 çocuklular bekar muamelesi görüyor ki bu memlekette? Neden illa üç?

Anlaşılan kargadan başka kuş tanımayan Sayın Zümrüt Selçuk “3” rakamından başka rakam da pek bilmiyor.

Görüntü o en azından.

Tabii bu durumda ne oluyor?

Almanya bizi kıskanıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,152BeğenenlerBeğen
17,017TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol