Gazete REDİtalya Avrupa Birliği’nden çıkartıldı!

İtalya Avrupa Birliği’nden çıkartıldı!

Başta Almanya olmak üzere bütün Avrupa virüsten kırılan İtalya’ya sırtını döndü. İtalya fiilen Avrupa Birliği’nden atıldı.

  • SERDAR KAZAK

Avusturya’da yayınlanan ve bir ihtimal hemen hiç kimsenin okumadığı bir yazının başlığı şuydu: İtalya Avrupa Birliği’nden çıkartıldı. İngiltere’nin kendi isteğiyle çıkmasına engel olmak için elinden geleni yapan AB İtalya’yı kendisi çıkarttı.

Yanlış anlamayın, resmi bir çıkartma değil bu. Ancak uygulamada var olan fiili bir durum artık. AB kendisinin bilumum yasa ve anlaşmalarını hiçe sayarak İtalya’yı resmen kapının önüne koydu, üstüne kapıyı kilitledi. Hatta (tarihin ironisi olmalı) Verona’da geçen Romeo ve Jüliet oyununda olduğu gibi kapı ve pencereleri de çiviledi. Gerekçesi her ne olursa olsun İtalya’dan komşusu Avusturya’ya, Fransa’ya ya da İsviçre’ye geçmek bir süreliğine de olsa artık hemen hemen mümkün değil.

Hastalığın İtalya’dan diğer AB ülkelerine yayılmasına engel olmak amacıyla alınmış bir karar olabilir bu ve bir dereceye kadar da anlaşılabilir. Sonuç olarak durumun o denli kötü olmadığı diğer Avrupa ülkelerinin birbirleri ile olan trafiğinde de büyük kısıtlamalar hatta yasaklamalar var.

Almanya-Polonya arasındaki sınırda yığılmış, kelimenin tam anlamı ile açlık ve susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya kalan TIR şoförlerini televizyonda ya da sosyal medyada görmeyen kalmadı sanırım. Bu durumda hasta ve ölü sayısında dünya birincisi olan İtalya’ya olan sınırların kapatılması da anlaşılabilir bir durum.

Anlaşılamayacak olan nedir peki?

İtalya’ya tıbbi malzeme ve doktor gönderen iki ülke var: Çin ve Küba… Bu ülkelerin ikisi de AB üyesi değil, hatta bunlardan Küba aralarında İtalya’nın da bulunduğu bir dizi ülkenin ekonomik ambargosu ile karşı karşıya ve bu ambargonun bir sonucu olarak da son derece yoksul bir ülke. Çin ise büyük bir ekonomik potansiyele sahip olsa bile, korona krizinden kendisi henüz çıkamamış bir ülke. Üstelik de korona hastalığının başlangıç dönemlerinde bizzat İtalya’da Çin’liye benzer insanlar saldırıya uğradı, trenlerden indirildiler, cafelerden atıldılar.

Buna karşın bu iki ülke İtalya’ya yardım edip, sahip oldukları ‘know-how’ı paylaşmaktan geri durmadı.

Peki Avrupa Birliği ülkeleri ne yaptılar?

Diğer AB ülkelerine fazlaca bulaşacak değilim. Ciddi bir gücü olmayan -ki Küba’dan daha zengin oldukları yine de aşikar olan- Baltık ülkelerinden ya da Çek cumhuriyeti ya da Polonya’dan söz etmiyoruz. AB’nin en büyük ekonomisine ve en yüksek teknolojisine sahip olmasıyla övünen Almanya ne yaptı? Bir adet maske ya da bir tane tek şişe dezenfektan gönderdi mi? Hayır

İtalya’ya sınırı olan, bu ülkeyle ciddi ticareti ve ortak nüfusu olan Avusturya ne yaptı? Sınırını ilk kapatan ülke oldu ve bu ülke de bir tek şişe dezenfektan ya da tıbbi malzeme göndermedi.

Avusturya ve Almanya için durumun ciddileşmeye başlaması 16 Mart 2020 tarihine denk geliyor. Yani bu ülkelerde olağanüstü durum sadece altı gündür var. Dünyanın en uzun dünya savaşlarını vermiş olan bu iki ülkenin acil durumda kullanmak üzere bir taraflara depolamış oldukları tıbbi malzeme beş altı günde tükenmedi herhalde.

Angela Merkel hastalığın ciddi bir tehlike haline gelmesinden sonra yaptığı televizyon konuşmasında Alman halkını birbiri ile dayanışmaya ve itidalli olmaya çağırdı. Özellikle de altını çize çize belirtti:

“Marketlerden gerekli olmayan malzemeleri satın alıp depolamayın. Herhangi bir kıtlıktan korkmayın. Gerek tıbbi malzeme gerekse de gıda maddeleri gelecekte de yeterince sağlanacaktır. Depolarımızda her malzemeden yeterince vardır.”

Televizyonda bizzat şansölye tarafından söylenen bu sözcükler bile kendi başına bir delildir ki, Avrupa Birliği’nin görece zengin ülkeleri (özellikle de Almanya) tıpkı bir süpermarkete gidip gerekli gereksiz ne bulursa satın alıp, cipine doldurup uzaklaşan bir zengin gibi davranıyor. Merkel’in kendi sözcükleriyle söylersek: Almanya’da halkın ihtiyaçları gelecekte de düzenli bir şekilde sağlanacaktır. Çünkü biz (Almanya Federal Cumhuriyeti olarak) Avrupa pazarında bulduğumuz ne varsa kapışmış durumdayız. Vatandaşlarımız bencillik edip fazla satın almasınlar.

Son söz: Bir emperyalistin dostluğu sadece sana gereksinimi olduğunda var olan bir durumdur. Senin ona ihtiyacın olursa kesinlikle unutulur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,156BeğenenlerBeğen
17,024TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol