Gazete REDİt izi, it izine karıştı!

İt izi, it izine karıştı!

İktidara geldiği günden beri, ağırlıklı olarak toplumun liberal, milliyetçi ve muhafazakar dinamikleri üzerinden konsolide ettiği bileşenlerin desteğiyle işleri kendi çıkarları açısından yolunda götüren AKP ve Saray iktidarı, bu bileşenler zaman içinde dağı(tı)lınca, başkanlık referandumunda kala kala Bahçeli ile birkaç siyaset kırıntısına kaldı. Peşkeş çektikleri onca ranta, mevkiye, diğer haksız zenginleşme araçlarına rağmen geldikleri bu nokta da tükenmişliklerinin bir başka fotoğrafıdır.

Kimler yoktu ki o bileşenler içinde; Başta, uzun yıllar iş ortaklığı yaptıkları Gülen Cemaati ile onu temsil eden sermaye ve medyadan devlet içine çöreklenmiş unsurlarıyla yargı ve istihbarata kadar koca bir tarikat imparatorluğu, kendi bünyesine taşıdığı merkez sağ figürlerin peşinden sürüklediği eski sağ partiler, uzunca bir dönem Kürt siyasetinin kimi figürleri, liberaller, liberal feministler ve hatta kendini sosyalist diye tanımlamaktan utanmayan tatlı su solcuları. Hepsi dağıldı gitti veya etkisizleşti(rildi)!

Bunların bir kısmı yurt dışında idi, bir kısmı vatan hainliği suçlamasıyla ya yurt dışına firar etti veya hapse atıldı, bir kısmı da Saray tarafından aforoz edildi. Kullanılıp atılanlar da, bir süre nasıl kandırıldıklarına dair hikayeler anlattılar. Kandırılmışlığa sığınma sırası Erdoğan’a gelince sahneyi ona bırakıp çekildiler. Eski koalisyon ve onu oluşturan bileşenler darmadağın oldu.

Bizim memleketin sağcıları ve sol tabelalar altında sağ pazarlayan reziller açısından ilke ve değerler namına ne varsa satılık olduğu için kendi geçmişlerinden ders alıp özeleştiri yapmak kitaplarında yoktur. Bu yüzden savundukları ahlak da içi bomboş bir balondan ibarettir. Balonları ne zaman nerede patlasa yenisini şişirip ekranlara çıkarlar. Utanma duygusu, iki dakikalığına da olsa bu teflon suratlarda durmaz, kayıp gider. Geçelim.

7 Haziran sonrası inşa edilmeye çalışılan yeni koalisyon bir tuhaf. Bu yeni koalisyonun bir ayağında yine irili ufaklı cemaatler, diğer ayağında da milliyetçilerin bir kısmı hiza almış durumda. Koalisyonun milliyetçi ayağını kurma misyonunu üstlenen Rabiacı dönek kurt Devlet Bahçeli, koltuğu sağlama alma pahasına Saray’ın acil “yargı” desteği ile neredeyse kesin bir kongre mağlubiyetinden kaçıp Saray’a fedai yazıldı.

Acıklı olan, Saray’a fedai yazılarak üstlendiği misyonu hakkıyla yerine getirmekte peklik çekiyor olması. Zamansız bir hastalıklı durum. Tedavi içinse oldukça geç. Bu, tam olarak partiyi ortadan ikiye bölmek değil. Partiyi ve tabanını üstten bir yüzde yirmilik parça kendine, kalan yüzde seksenlik büyük parça ise referandumda “Hayır” diyecek olan muhaliflerine düşecek biçimde “kırmak”, komplo teorilerine taş çıkaracak bir zekanın sonucu değilse bu hastalıklı durumun sonucudur.

Bahçeli’nin Saray’a payanda etmeye kalktığı bu kırık “milliyetçi ayağı” alçıya alsalar bir daha kaynamayacağı aşikar. Saray, koltuk değneği olarak referanduma kadar Bahçeli’yi kullanmaya devam edecek ve artık kangren olmuş o ayak “Hayır” çıkacak referandum sonrası kesilecek!

Zaman zaman “ökonomi” üzerine de birkaç söz etmişliği olan Bahçeli, işin içine dilbilimi de sokunca herhalde “Evet”i patlatacağını umdu ama duyanları dumur etmekten öte geçemedi; Neymiş efendim, Türkiye’de diktatörlük olmazmış. Çünkü, diktatör Türkçe bir kelime değilmiş!

Bu kafaya göre, Türkiye’de demokrasi de yok politika da. Dahası devlet de yok ve Devlet Bahçeli’nin de hiç olmaması gerekirdi ama var. Hay aksi!

Sağ iktidarlar boyunca at izinin it izine karıştırıldığına çok şahit olduk. Son OHAL dönemi boyunca KHK’larla yapılanlar da bunun en ağır örneklerinden birini oluşturuyor. Değerli olan değersizle, iyi olan kötü ile karıştırıldı hep.

İktidar katında ise, görüldüğü gibi it izi it izine karışmıştır. Ayıklamak bize, Türkiye soluna değil Türkiye sağına düşer ve güttükleri siyasetin sığlığına rağmen bu iş onları aşar.

Bu yüzden referandumda güçlü bir “Hayır” çıkarmak, Saray’ın kendi bekası için ayakta tutmaya çalıştığı bu derme çatma koalisyonu da bu sığ siyaseti de toptan ağır bir yenilgiye uğratarak darmadağın etmenin ilk adımıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,822BeğenenlerBeğen
17,108TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol