İslami usulde dolandırıcılık…


Dolandırıcılık geniş bir kavramdır. Facebook şifrenizi kırıp arkadaşlarınızdan para koparmaya çalışan da dolandırıcıdır, devleti soyan da dolandırıcıdır. İkisi arasında fark olsa da dolandırıcılıkta hedef aynıdır. O hedef paraya ya da maddi değeri olan kıymetli bir eşyaya ulaşmaktır. Ve dolandırıcı adayları hedeflerine ulaşmak için çeşitli yol ve yöntemler belirler. Bu yüzden senaryo yazıp saksıyı çalıştırırlar. Zannımca bu sebepten dolandırıcılardaki zekayı hiçbir zaman hafife almamak gerekir.

Banka kurup, icini boşaltmak 90’lı yılların dolandırıcılık modasıydı. Cavit Çağlar, Cem Uzan, Erol Aksoy banka batıranlar içinde en bilinenleri. Ağalar bu yöntemle milyarları götürdüler. Yani hedefe ulaşmak için bu yöntemi kullandılar ve hedeflerine ulaştılar. Bu vesileyle tarihteki mühim yerlerini de almış oldular.

Dolandırıcılıkta hedefe ulaşmak en sık kullanılan ve belki de en kolay yöntemlerden biri ise devlet kurumlarını hiç etmektir. Neticede devletin malı deniz, yemeyen domuz şeklinde tuğra gibi atasözüne sahip tek milletiz. Bu gruba örnek vermekte zorluk çekmeyeceğimizi sanıyorum. Bu yöntemi en çok kullanan kesim tabii ki siyasiler ve siyasilerle ahbaplık edenlerdir.

Özellikle 90’lı yılların sonu “gate”le biten skandallar basında sıkça yer alırdı. İskigate, Civangate skandallarını hatırlarken, Civangate skandalında Özal ailesinin büyük katkılarını da unutmamak lazım. O yıllarda basın şimdiye nazaran daha rahat yazdığı için bu skandallar gazetelerde çarşaf çarşaf yer alırdı. Levent Kırca bu konuları skeçlerinde işlerdi. Ha bu arada Levent Kırca demişken Tansu Çiller’in ‘ski’ meselesini de hatırlatmakta fayda var. Devletin envanterinden 2 adet ‘jet ski’yi araklayan Çiller ailesi, o dönem yargıda 2 jet skinin hesabını vermişti. Tabii Levent Kırca’nın skeçlerine konu olmaktan da kurtulamamışlardı.

“Skimiz kayıp efendim!”

“Banane skiniz kayıpsa! Bir skinize sahip çıkamıyorsunuz!..”

Çiller ailesinden bahsedip örtülü ödenek skandalından bahsetmemek olmaz tabii. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’i telefonla arayan ve Orgeneral Necdet Öztorun’un sesini taklit eden Selçuk Parsadan, Başbakan’dan, Kemalistler Derneği için 5 buçuk milyar lira istedi. Parsadan’ın verdiği hesap numarasına ertesi gün örtülü ödenekten istenilen para yatırıldı. Parsadan, kaçakken katıldığı bir televizyon programında Çiller için ‘saf kadın’ ifadesini kullanmıştı. Daha sonra yakalanıp mahkemeye çıkarılan Parsadan, “Tansu Çiller’i dolandırdınız mı?” sorusu üzerine, “Evet dolandırdım. Ama gezmek dolaşmak anlamında dolandırdım” diye savunma yapmıştı. Yıllar sonra sosyal medya denilen şey ortaya çıktığında Selçuk Parsadan hayranları onun adına bir sayfa açtı ve sayfada şu ifade yer alıyordu:

“Selçuk Parsadan, vatandaş olarak siyasilerden parasını geri alabilmiş örnek bir insandır…”

Bedrettin Dalan’ın imar yolsuzluğu, Refah Partisi’nin kayıp trilyon davası, Mesut Yılmaz’ın Türkbank davası 90’lı yılların belli başlı yolsuzluklarındandı. Türkbank ihalesi yolsuzluğu yüzünden dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ve dönemin Devlet Bakanı Güneş Taner Yüce Divan’da yargılanmışlardı.

Yolsuzluk yapan Başbakan’ını ve Devlet Bakanı’nı yargılıyordu bir dönemler bu memleket! Hey yavrum, nereden nereye!

Bir de devleti kullanmadan kendi imkanlarıyla ve yaratıcılıklarıyla dolandırıcılık yapanlar vardı ki en hayran olduğum kesim işte bunlar. Titancı Kenan Şeranoğlu ve onun Saadet Zinciri en bilinenlerden biridir. Şeranoğlu kurduğu Titan Saadet Zinciri’nden 70 milyon marklık bir saadet elde etmiş ve bu saadetin bedelini 10 yıl hapisle ödemişti. Eskiden dolandırıcılar Türkiye’de ceza alıyormuş, torunlara anlatırız artık.

Türkiye’de siyasi rüzgarın değişmesiyle dolandırıcılar artık daha çok dini söylemleri kullanarak insanların paralarını almaya başladılar. Kamuoyunda Jet Fadıl adıyla bilinen Fadıl Akgündüz, islami söylemleri kullanarak defalarca insanları dolandırdı. Bu konuda en çok yeri Jet Fadıl’a ayırmamız gerekecek gibi görünüyor. Jet Fadıl, 99 yılında Türkiye’nin ilk yerli otomobilini üretmek için Avrupa’da yaşayan yurttaşlardan kar payı ortaklığıyla islami değerlere uygun şekilde para topladı. Çok büyütmeyin altı üstü günümüz parasıyla 230 milyon avrocuk. Otomobil fabrikası hiçbir zaman açılmadı. Hakkında açılan dava nedeniyle yurtdışına kaçmak zorunda kalan Jet Fadıl 2002 seçimlerinde Siirt’ten bağımsız milletvekili seçilerek Meclis’e girdi. Doğrusu vekillik yakıştı jet’e.

2010 yılında Cübbeli Ahmet ve eski futbolcu Tanju Çolak’ın da katılımıyla Jet Fadıl’ın yeni projesi Caprice Gold devre mülk projesininin tanıtımı yapıldı. Tanıtımda konuşan Cübbeli Ahmet, “Buradan yer satın almak caiz midir? Ben size fetva veriyorum, caizdir. Önceden kira almanız da helaldir.’’ şeklinde konuştu.

12 bin kişiden 700 milyon dolar toplandı, projenin yerinde an itibariyle kavak yelleri esiyor.

Jet Fadıl boş durmayı sever mi? Ben biliyorsam sevmez!

Boş durmadı!

Maldivler’de Müslümanlara özel ada projesi duyuruldu. Yapımına başlanmayan, hizmete açılmayan proje için açılmış gibi para toplandı.

60 bin kişiden 170 milyon dolar. Bi ara içeri giren Jet Fadıl’ın, gardiyanlara bazı isteklerini yerine getirmesi için devre mülk teklif ettiği söylendi.

Üzülmeyin, Fadıl bey aramızda ve yakında yeni projeleriyle tekrar karşımıza çıkacak!

İslami söylemlerle yapılan dolandırıcılıklardan ikisi de YİMPAŞ ve Kombassan holding skandallarıdır. Bu iki islami holding kâr parı verme vaadiyle Avrupa’da yaşayan yurttaşlarımızdan milyonlarca dolar para aşırmış. Erdoğan yanındaki bir adamına YİMPAŞ mağdurunu göstererek “Sorun bakalım şu sahtekara ne istiyormuş?” demesi ise hâlâ hafızalarda. Erdoğan derdini anlatan başka bir YİMPAŞ mağdurunu da “Parayı verirken bana mı sordun kardeşim?” diyerek yine azarlamıştı.

Bugün… Yeni nesil dolandırıcı, Çiftlik Bankçı Mehmet Aydın. Kamuoyunda tosuncuk olarak bilinen Aydın’ın kurduğu Çiftlik Bank isimli sanal oyun, saadet zinciri kavramını yeniden Türkiye’nin gündemine taşıdı. Yüksek kar ortaklığı vaadiyle çiftçilerden hayvan satın alan Çiftlik Bank’a kısa süre içinde on binlerce kişi üye oldu. Kısa yoldan para kazanmak isteyen üyelerin bu hayali çok geçmeden suya düştü. Çiftlik Bank vasıtasıyla 132 bin kişiden 1 milyar 139 milyon lira toplayan tosuncuk, bir anda ortadan kayboldu. Tosuncuğa para kaptıran bir mağdura muhabir sorar; “Efendim nasıl kandırdı sizi?”
“Bu kadar çok insan para yatırdığına göre hepsi salak olamaz diye düşündük…”

Tosuncuk, arada gittiği yerlerden fotoğraf gönderiyor hayırsız herif! Yanakları al al olmuş, okyanus havası yaramış.

Şimdi dolandırıcılık yöntemleri daha çok islami usüllere göre ve siyaset eliyle yapılıyor. Ülkemiz, dolandırıcılar için cennet haline geldi. Dolandırıcılık yapanlar artık hapse girmiyor.

Yeni Türkiye bir harika!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here