‘İslami finans’ İslami midir? -I-

Konuyu tartışabilmek için işe önce ribayı yasaklayan beş Kuran ayetiyle başlayayım, sonra riba (Arapça: ربا) nedir konusunu tartışırım. Aşağıdaki ayetler Bakara Suresi‘den:

Ayet 275: Riba yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de riba gibidir” demelerinden dolayıdır. Ve Allah, alışverişi helâl, ribayı haram kılmıştır. Bundan sonra Rabbinden kendisine öğüt gelen kimse artık vazgeçerse, önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. Ve kim de dönerse, işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar orada ebedî kalacak olanlardır.

Ayet 276: Allah ribayı bereketini gidererek hep azaltır; sadakaları ise bereketlendirip arttırır. Hem Allah inkarcı hiçbir günahkârı sevmez.

Ayet 278: Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, ribadan geriye kalanı bırakın.

Ayet 279: Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, sermayeniz sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.

Ayet 280: Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar zaman verin. Eger farkındaysanız, bütün borcu sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.

Bu ayetlerin bir sürü çevirisi var ve Kuran ayetlerinin anlamlarını değiştirmeden başka dillere çevirilip çevirilemeyeceği tartışmaları yüzyıllardır sürüyor. Yukarıdaki çeviriler bir sürü aday çeviri arasından seçtiklerim. Ayrıca seçtiğim çeviriler üzerinde çok küçük düzeltmeler de yaptım.

Riba yalnızca faiz midir?

Riba kelimesi bir sürü dile bazen tefecilik, bazen faiz, bazen de tefecilik/faiz diye çeviriliyor. Aslında ikisi de doğru çeviri değil ama şimdilik ribanın faizden ibaret olduğunu varsayalım.

Bu varsayımla baktığımızda açıkça görülüyor ki yukarıda sıraladığım ayetler aslında bir borç yeniden yapılandırma programıdır. Bu program şöyle:

1) Borcun geri kalan faizini silin;

2) Faizi sildikten sonra anaparanız sizindir ama borçlu darlık içerisindeyse ona eli genişleyinceye kadar zaman verin;

3) Ve bütün borcu silmek sizin için daha hayırlıdır.

Bu programın ilk iki maddesi emir, üçüncü maddesi öğüt. Ayrıca Allah Bakara 275 Ayeti’yle bu yeniden yapılandırma sonrasında faizi tümüyle yasaklıyor. Ve böyle bakınca da tefeciliğin ribanın uygun bir çevirisi olmadığı gözüküyor.

Peki riba yalnızca faizden mi ibarettir?

Bunu tartışabilmek için Bakara 279 Ayeti’ne bakmakta yarar görüyorum.

Bakara 279 Ayeti’ndeki anahtar kelime sermaye kelimesi. Ayettin Arapçasında geçen kelime ruus-ü emval (Arapça: أَمْوَال رُءُوسُ) ve bu kelime res-ül mal (Arapça: المال رأس) kelimesinin çoğulu. Ama sermaye sayılabilir bir büyüklük olmadığından bu kelimelerin ikisi de sermaye olarak çeviriliyor. Gerçi ruus-ü emval kelimesini anapara olarak da çevirenler var ama onlar ribanın faizden ibaret olduğunu düşünen çevirmenler. Anapara sermayenin para halidir ama sermaye yalnızca paradan ibaret değildir. Sermayenin bir sürü başka hali de vardır.

Örneğin, Piketty (2014) sermayeyi özel kişilerin, şirketlerin ve devletlerin kullanılmıyor bile olsalar piyasada alınıp satılabilecek mal varlıklarının tümü olarak tanımlıyor. Piketty’nin kitabının başlığı Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital olduğundan muhattapları da Marxgil iktisatçılar tabii. Bu başlık Marx’ın Kapital‘ine bir attırma çünkü. Marxgil iktisatçılar da Piketty’nin bu sermaye tanımına itiraz edip sermayenin aslında bir “şey” değil, bir süreç olduğunu hatırlatıyorlar. Başka sermaye tanımları da var tabii ki ve Hz. Muhammed zamanında da var olan bir başka sermaye türü de ticari sermayeydi. Ticari sermaye antik çağdan beri var olan bir sermaye türü.

Özetle,  Arapça res-ül mal kelimesi sermayenin yalnızca para hali demek olmadığından riba yalnızca faiz olarak görülemez.

Faiz de bir riba türüdür ama riba yalnızca faiz değildir.
Yazı bitti… Ama iki videomuz var… Şimdi, şu bir: “Olur” diyor:

Bu da iki. “Olmaz” diyor:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here