Gazete REDİslamcılardan nefret eden İslamcı

İslamcılardan nefret eden İslamcı

Haydar Baş'ın efsaneleşen konuşması...

Tam da solun nefret edeceği bir profil solun sempatisini kazanarak terk etti bu dünyayı. Hele ki 2019 yılında, Trabzon İcmal Gençlik Derneği’nde yaptığı konuşmada söylediği sözler…

  • YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN

İş, aş, Haydar Baş… Bu kolayca akılda kalan sloganın sahibi hayatını kaybetti. Türkiye, özellikle İslamcı akımlara veya tarikat çevrelerine uzak olanlar onu BTP (Bağımsız Türkiye Partisi) Genel Başkanı olarak tanımıştı. Ancak, Baş’ın öyküsü bundan çok daha ötesi; Türkiye’de çok özgün bir çizgiye imza atmış bir adamın öyküsü…

Baş 1947’de Akçaabat’ta doğuyor. Dindar bir ailenin çocuğu olarak, imam hatip okulunu bitiriyor. O dönemler, henüz lise olmayan imam hatiplerden mezunların yüksek öğretim için tek seçeneği yüksek İslam enstitüleri.

Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü’nden 1970’te mezun olunca, din öğretmeni olarak memuriyet hayatı başlıyor.

Hayri Öğüt ve Haydar Baş

İşte bu yıllarda, Kadiri tarikatının Halisiyye kolu şeyhi, tarikat çevrelerinde Hayri Baba olarak bilinen Hayri Öğüt’e bağlanıyor. Öğüt’ün Kadiri tarikatının Türkiye’deki en önemli ismi olması ve Baş’ın onunla yakınlığı Baş’ın hayatının ileride alacağı yönü belirleyecek.

Isparta İmam Hatip Lisesi’nde başlayan öğretmenliği Trabzon Ticaret Lisesi’nde devam ediyor. Bu yıllarda Baş politikaya hafiften ısınıyor ve Millî Selamet Partisi’nin TÖB-DER’e ve ÜLKÜ-BİR’e cevabı MEF-DER’in (Mefkûreci Öğretmenler Birliği) Trabzon şube başkanlığını 1976’da üstleniyor.

POLİTİKAYA GİRİŞ

1977 ise Baş’ın memuriyet hayatını geride bırakma ve aktif politikaya atılma kararı verdiği yıldır. MSP’nin Trabzon milletvekili adayları arasında Baş üçüncü sırada. İkinci sırada İslamcı hareketin değişmez abisi ve Baş’ın Akçaabatlı hemşehrisi Kadir Mısıroğlu var. Seçim macerasının ardından, Baş partinin Trabzon il başkanlığını İdris Nuri Eroğlu’ndan devralıyor.

Öğüt’ün 1979’daki ölümü Baş’ın siyasi kariyerini ister istemez değiştirecek. Öğüt ardında bir vâris bırakmadan ölünce Baş dâhil olmak üzere sekiz müntesibi şeyhliklerini ilan ediyor. Fakat Baş her zaman bir adım önde. Nitekim Öğüt Akçaabat’a, Baş’ın Sarıtaş mahallesindeki evinin neredeyse yanı başına gömülüyor. Baş bundan sonra, tarikattaki adıyla Bahtiyar Baba olarak, güçlü bir şeyh.

Şeyhliğinin ardından, Baş’ın Kadiri tarikatını partide ön plana çıkarma, Kadirilerin varlığını gösterme çabası ipleri geriyor. Bilindiği üzere, MSP öncelikle bir Nakşibendi ittifakı. Özellikle Erbakan’ın İTÜ yıllarından getirdiği İskenderpaşa ilişkileri ve ticari konularda Erenköy cemaatiyle sıkı bağlar belirleyici. Erbakan nihayet Baş’ın hesabını kesiyor. Bundan sonra ikisinin yıldızı asla barışmayacak.

DARBE YILLARI

12 Eylül araya girip parti dağılınca, Baş için yeni bir atak fırsatı doğuyor. 1983 yılında, Trabzon merkezli çıkardığı İcmal dergisi şeyhi olduğu cemaatin kamuoyunda tanınan adı da olacak. Fakat meydan boş değil. Aynı yıl, İskenderpaşa’nın İslâm dergisi, 1986’da da Erenköy cemaatinin Altınoluk dergisi yayın hayatına atılıyor. Böylece, MSP içinde başlayan çatışma dergiler arasında bir çatışmaya dönüşecek.

1990’lar Baş’ın siyasetten nispeten uzak durduğu yıllar yine. MSP’nin mirasçısı Refah Partisi’yle aradaki mesafe Baş’ı bu dönemde Doğru Yol Partisi’ni desteklemeye iter. Baş merkez sağla bu yakınlaşmayı, en azından hâlâ iktidara namzet olduklarını düşündükleri dönemlerde sürdürecektir. BTP 2011 seçimlerine Namık Kemal Zeybek genel başkanlığında giren Demokrat Parti’yle ittifak yapacaktır.

2000’ler ise Baş’ın hayatında âdeta dış dünyaya açılma yılları olur. Doğru Yol Partisi hızla değişen Türkiye’de tepetaklak olurken 2001’de Baş BTP’yi kuruyor. Baş’ın karşısında bu sefer yepyeni bir ittifak vardır: Adalet ve Kalkınma Partisi. Sağduyu Partisi gibi yalpalamalar ve Mahmud Esad Coşan’ın ölümü sonrasında cemaat içinde çıkan çatışmalar İskenderpaşa’yı bu ittifakta ikircikli bir konuma itse de ittifakın Millî Görüş dışından gelen kudretli üyesi, Gülen cemaati o boşluğu fazlasıyla doldurur.

FETHULLAHÇILARIN HEDEFİNDE

AKP 2002 seçimlerinde iktidara geldiğinde, Baş iktidarın resmi ve gayri resmi stratejik operasyonlarının yürütücüsü Gülen cemaatinin boy hedefidir artık. Baş net bir tavır almayı seçer ve örneğin Ergenekon operasyonunu açıkça ve peşinen mahkûm eder. Baş’ın ve yönettiği İcmal grubunun, abiliğini AKP’nin üstlendiği siyasal İslam ve cemaatçilik gövdesinden kopuşu, ardından gelen değişim böyle kesinleşir.

Öte yandan, Baş’ın Nakşibendiliğe karşı sert ve hasmane tutumu yine bu süreçte belirginleşir. Nakşibendilerin zaten geleneksel olarak katı bir Sünni anlayışı vardır. Fakat AKP iktidarının Ortadoğu’nun yeniden biçimlendirilmesinde ABD ile ittifak çabaları ve Irak’taki 2005 seçimlerinden Şii partilerinin zaferle çıkması bu anlayışa yeni ve uluslararası bir boyut katar. Bundan sonra, AKP şemsiyesi altındaki Nakşibendi cemaatleri ağızlarına gelen her sözü “ehl-i sünnet” vurgusuyla söyleyecektir.

Baş’ta dışarıdan bakanların kolayca göremeyeceği diğer bir değişim tam da burada başlar. Nakşibendiler ve AKP politik bir ehl-i sünneti inşa ederken, onların karşısındaki Baş politik bir ehl-i beyti keşfeder. Baş’ın son yıllarındaki en önemli eseri 2010’dan 2013’e kadar yayımlanan, 15 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı olur. Ancak, asıl fırtına koparan, 2012’de yayımlanan Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt kitabıdır. Şiiliğe karşı yerleşik Sünni görüşlere karşı reddiye niteliğindeki bu kitap Baş’ın Şii olduğu, hatta “İran’a çalıştığı” propagandasının derinleşmesine yol açar.

GİDERAYAK SOLUN SEMPATİSİNİ KAZANDI

Baş’ın tarikat çevrelerinde, İslamcı hareketin göbeğinde başlayan hayatı Baş’ı onların nefret ettiği bir figüre dönüştürerek sona erdi.

İşin daha ilginç tarafı, tam da solun nefret edeceği bir profil solun sempatisini kazanarak terk etti bu dünyayı. Hele ki 2019 yılında, Trabzon İcmal Gençlik Derneği’nde yaptığı konuşmada söylediği şu sözler beğeni ve hayret karışımı duygular yaratarak:

Amerika’nın 6. Filo’su İstanbul’a gelmişti. 6. Filo’yu protesto etmek için Deniz Gezmiş ve arkadaşları Çemberlitaş’tan Tophane’ye gitmek istiyorlardı. Bunların oraya gitmelerine izin vermedik. Ben de oradaydım. Yahu arkadaşlar bize bir tane kötü söz söylemediler, hiç bize karşı gelmediler. Biz onların üzerilerine ne kadar gittiysek de onların bu asil tavırları hiç değişmedi. Hakiki Müslüman bunlar yahu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları gittiler Amerikalıları hesaba çektiler. Sağ görüşlü olanlar ne yaptı? Sarayburnu’na gittiler, döndüler Amerikan gemilerine ‘Allahüekber’ deyip namaz kıldılar. Kıbleyi oraya çevirdiler. Haberiniz var mı? Şimdi soruyorum karar verin; o solcular dinsiz de, bu sağcılar mı Müslüman?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,069BeğenenlerBeğen
17,011TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol