Gazete REDİşçiler ve patronlar…

İşçiler ve patronlar…


İşçiler ve patronlar arasındaki ilişki özetle böyledir…

Mezuniyet sonrasının ilk yılları… Çok bilmiş büyüklerimiz akıl veriyor akıllarınca. “Bak aslanım siz şimdi okul zamanı solcu falan takılmışsınızdır, işçi kısmını biraz tanıyınca anlarsınız dünya kaç bucak… Biraz yaşayın da görün bakalım” gibisinden… İşte gördük kimin kim olduğunu. 20 yıla yakındır piyasa düzeninin içinde ekmeğimi kazanmaktayım ve artık her şey matematik kadar net gözümün önünde.

Bir işçinin bu dünyada yaptığı yapabileceği en büyük “kötülük” şefinden gizli saklı bir sigara kaçamağı yapmaktır. 10 saat kazma kürek çalışan ya da pür dikkat bilgisayara bakan için de normaldir. Başka da bir kötülüğü olamaz bu dünyaya. Zaten istese de elinden gelmez.

Patron milletinin yediği haltları yaz yaz bitmez ama. Gider çimentodan demirden çalar, sonra yaptığı ev oturanın başına yıkılır ama o çoktan sırra kadem basmıştır. Vergiden kaçırır, sahte faturayla devleti dolandırır. Kontrol memurlarının cebine rüşveti koyar, kazıdan çıkan yumuşak toprağı kaya diye yazdırır devleti kazıklar. İhaleye türlü fesat karıştırır ama görünürde hakkıyla kazanmıştır. Keşfi şişirip farkı bürokratlarla kırışır ya da beraber hiç gerekmeyen ihale açar yollarını bulurlar. Rüşvetle, bağlantıyla kendi malzemesini şartnameye sokar. Kıyıları, ormanları imha edip betona boğar. İşçi çalıştırıp emeğini ödemez, mesaisini, kıdemini yer. İş güvenliğine bakmaz, işçi sakat kalır, ölür. Kanserli, zehirli ürünleri piyasaya sürer. Fabrikası çevreye zehir saçar, önlem almaz. Kendisi yalıda oturur, insanlık dışı koşullarda işçiyi yatırır, yedirir, tatil vermez, izin vermez, her fırsatta yemeğinden, emeğinden keser…

Dahası işçi bir tas çorbayla bir dilim ekmek buldu mu haline şükreder. Patron ise Türkiye’yi yese üstüne Kıbrıs’a göz diker… Kazancına şükredip yetinen patron yoktur dünyada. Her hangi bir ücretli olarak içeriden gördüklerim bunlar. Dışarıdan görünenleri de zaten herkes görüyor.

Kodamanların çoğu da bunların ez az birini mutlaka yapıyordur, istisna zor bulursun. İster sosyetik İstanbullu olsun, ister muhafazakar Anadolulu. Dolap çevirmede, işçiye kumpas kurmada kardeştirler her daim. Zenginlik hırsızlıktır denince düz işçi emeği sömürüsü gelir akla genelde. Ama işin diğer boyutları çok daha kirlidir.

Bu dünyadaki kötülüklerin hepsi zenginlerin işidir ve en günahsız insan topluluğu işçi sınıfıdır. Bir de bu zengin kısmına asil beyefendi muamelesi yapmazlar mı!..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,988BeğenenlerBeğen
16,911TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol