İran cehenneminde çocuklar öldürülüyor!

İran’da benzin zammı ile başlayan ve gittikçe büyüyen protestolar devam ediyor. Protestolar sırasında ölenlerin sayısı bazı kaynaklarda (CNN)450, bazı kaynaklarda 1500 olarak belirtiliyor. Protestolarda ölümcül güç kullanıldığı ve birçok çocuk ve gencin yaralandığı, öldüğü vurgulanıyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, İran’daki protestolara şiddetli devlet müdahalesinin “güvenlik güçleri tarafından ayrım gözetmeyen, dehşet verici ve ölümcül bir tepki” olduğunu ve cinayetler konusunda “uluslararası normların ve kuvvet kullanımı ile ilgili standartların açıkça ihlal edildiğini” açıkladı. Bachelet, “sorumluların hesap vermesi gerektiğini” savundu.

Öte yandan, İran’da devlet güçleri tarafından öldürülen bazı gençlerin hikayeleri, İran İnsan Hakları Merkezi tarafından yayınlandı.

Muhammed Dastankhah

İran’ın Fars Eyaleti, Şiraz şehrinde, 15 yaşındaki Lise öğrencisi Muhammed Dastankhah, okuldan evine dönerken, yerel yetkililerin sokak protestolarını bastırmak için açtığı ateş sonucu vurularak öldürüldü.

İran’daki İnsan Hakları Merkezi (CHRI) ile yaptığı röportajda, Muhammed’in kızkardeşi Gazal Dastankhah, yetkililerin ebeveynlerine kan parasını ödemeyi teklif ettiklerini ancak bu cinayetin sorumluluğunu kabul etmemek için ölüm sebebini ‘belirsiz’ olarak kayda geçirdiklerini söyledi.

Muhammed’in okulu da, olay günü Muhammed’in okulda olmadığını iddia etti. Muhammed’in ailesi mahkemeye başvurarak, okulun sokaktaki protestolar devam ederken dersleri iptal ederek çocukları tehlikeli koşullar altında eve yollamasından ve oğlu hakkındaki bu yalan iddiasından şikâyetçi oldu.

Muhammed’in arkadaşları, onun okulda olduğunu bildikleri halde korkudan doğruyu söylemedi. Muhammed, devlet tarafından öldürüldü, kimse sorumluluk almadı.

Muhammed Cevad Abedi

Muhammed Cevad’in babası Aşgar Abedi, “Oğlum iki ay sonra 17 yaşında olacaktı,” dedi. “Bir inşaat işçisiydi. 17 Kasım 2019 Pazar günü işe gitti ve bir daha geri dönmedi. Akşam 6’dan sonra tekrar tekrar aradım ama cevap vermedi. İki gün boyunca onu aradım ama bulamadım. Sonra polisten banka kartımın Muhammed’in cebinde bulunduğunu belirten bir telefon aldık. Karakola gittik ve öldürüldüğünü öğrendik.

Gerçekten bize hiçbir şey söylemediler. Mohammad Javad’in cesedini göremedik, bu yüzden merminin ona nereden vurduğunu bilmiyoruz. Bize bir ölüm sertifikası vermediler. Sadece bizimle daha sonra iletişime geçeceklerini ve açıklayacaklarını söylediler. Nasıl öldürüldüğünü bilmiyoruz. Şimdiye kadar iletişim kuramadık…”

Aşgar Abedi şöyle devam etti:

“Biz dindar insanlarız. Ailemizde şehitler var. Ben kendim uzun yıllar boyunca [İran-Irak savaşı sırasında] cephedeydim. Kimseyi rahatsız etmedim…”

Oğlunun ölümü için adalet arayıp aramayacağı sorulduğunda ise, Abedi şöyle yanıt verdi:

“Kime dava açacağım? Ne olduğunu göremedik ve kimse bize bir şey söylemedi. Kime şikâyet etmeliyiz? Çocuğumuz yerin altında…”

Puya Bahtiyari

Puya annesi ile protesto gösterilerine gitmişti. Başından vuruldu ve hastaneye götürüldükten birkaç saat sonra öldü.

Bir öğretmen olan anne Şirpişeh olanları söyle anlatıyor:

“Oğlum işten eve yorgun ve aç gelmişti, ama dinlenmedi. Dışarıda bir kargaşa olduğunu söyledi. Bu konuda çok mutlu ve neşeliydi. Ben de mutluydum, çünkü annesi olarak, protestolar hakkında hislerimiz aynıydı. Puya sokağa çıkalım, dedi

Üstüme kalın giysiler giydim, oğlumun elini tuttum ve ne olursa olsun ellerimizi bırakmamamız şartıyla evden çıkabiliriz, dedim çünkü bu protestolarda neler olabileceğini biliyordum. Elele dışarı çıktık, insanlarla birlikte yürüdük ve slogan attık.

Bize göz yaşartıcı gaz attıklarında gözlerim yanmaya başladı ve o kaos içine ayrıldık. O zaman neredeyse Pouya’yı kaybettim ama beni aradı ve nerede olduğumu sordu. Endişelenmemesini, kız kardeşini bulduğumu ve onunla birlikte diktatörlüğe karşı yüksek sesle bağırdığımızı söyledim.

İslam Cumhuriyeti hükümdarlığı, bu zorba, hain rejim, insanları bastırdı ve kanlarını İslam adına emdi. Ülkenin zenginliğini yağmaladı ve insanlara ihanet etti. Oğlum ve ben bu rejimi protesto ettik çünkü biz 40 yaşındaki bu diktatörlükten bıktık, sesimizi yükselttik ve bağırdık: Diktatöre Ölüm!”

Bir öğretmen olan Şirpişeh, “Kültürel ve mesleki konumumdan hiç korkmadım,” dedi. “Özgür bir insana yakışır bir rol oynayabildiğim için mutluydum. Puya’nın biraz arkasındaydım ve yapabileceğim tek şey slogan atmaktı, benden 50 ila 100 metre ileride oğlum, özgür bir adam olarak çevre yolunu kapattı ve güvenlik güçlerini geri çekilmeye zorladı.

İnsanlar boş ellerle ileriye doğru yürüyorlardı ama güvenlik güçlerine taş atan ve silahlı özel birimleri geri itmeye çalışan bazılarını gördüm. O gece, 10 ya da 15 dakika boyunca güzel bir şeyler olduğunu düşündüm. Sonunda toplumu değiştirmek için olumlu bir şey yaşanıyordu: Kızıma ‘Bugünün hayatımın en güzel gecesi olduğuna inanabiliyor musun?’ dedim.

On dakika sonra oğlumun insanlar tarafından taşındığını gördüm. Onu hastaneye götürdük ve orada öldü. Şehit oldu. Ülkesi için kanını verdi.

Oğlumun geçimini sağlamakta herhangi bir sıkıntısı yoktu. Benzin fiyatındaki artış hiçbir şekilde hayatımızı etkilemiyordu. Oğlum sadece halkının haklarını savunuyordu. Ne yaptığının farkındaydı ve isteğini açık gözlerle yerine getirdi. Ülkesi ve halkı için onurlu bir rol oynadı.

Oğlum böylesine büyük bir çatışma içinde bulunarak büyük bir risk almıştı. Hayatını korkusuz bir şekilde tehlikeye atıyordu. Korkusuzca ve cesurca ilerideki tehlikeyi bilerek ileriye gitti. Her şey olabilirdi.

Birden bire  ‘Kardeşimi öldürenleri öldüreceğim!’ diye sloganlar atarak bana doğru gelen bir insan dalgası gördüm. Taşıdıkları genç adamın yüzüne daha yakından baktım ve oğlum olduğunu fark ettim. Emin olmak için ayakkabılarına ve kıyafetlerine baktım. Oğlumu tanıdım. Bir kahramanın annesi olduğumu kesinlikle biliyordum.

Vurulmuş diğer insanlara da tanık oldum.

Mermilerin gerçek olmadığını düşündüm ve bu yüzden herhangi birimiz yaralanırsa, sorun olmazdı. Ama mermiler gerçekti ve oğlumu kafasından vurdular. Demek ki kasten öldürmeyi amaçlamışlardı.  Başka bir sebep olamaz, yukarıdan ateş etme emri almışlardı ancak bunu yapma hakları yoktu. Son protestolarda ölen insanların yüzde 90’ı başından vuruldu.Bu kasıtlı bir niyet olduğunu kanıtlar.

Oğlumu hastaneye götürdüler. Bu durumda onun yanında olmak istedim ama tedavi edildiği yere girmeme izin vermediler. Oğlumun hastane odasından çıkmasını beklerken öldüğünü öğrendim. Oğlumun katillerine öylesine öfkeliydim ki, yüksek sesle slogan atmaya başladım, kimse beni durdurmaya çalışmadı çünkü acı çeken bir anne olduğumu biliyorlardı.

Sorumlu bir insan olarak oğlum, olanları filme alıyor ve yayınlıyordu. Bu onun karakterini gösterirdi. Bir provokatör ya da ajitatör değildi. Bu 40 yaşındaki tiranlığa artık tahammül edemiyordu.

Puya öldüğünde bu acı ile yaşayamayacağımı düşündüm. Ama cenazesinden önceki gece odasına gittim ve yatağında uyudum. Battaniyesini elimde tuttum ve onunla konuşmaya başladım. Sevgili Puya, yarın benim için zor ve acı bir gün olacak. Cenaze töreninde bana yardım et… Allah’ın bana oğlumun cenaze töreninde, zarafetle ve gururla bulunmam için güç vermesi gerçek bir mucizeydi ve onun ruhunun gökyüzüne yükselmesine tanık oldum.

Şimdi Puya’nın idealleri benim. Bu yola onun elini tutarak başladım. Kanı döküldüğünde hayatını kaybetti ama annesi olarak onun ruhuna ve ideallerine saygı duyarak, yaşadığım sürece onun yolundan yürüyeceğim. Bunu yapmazsam iyi bir anne olmayacağımı düşünüyorum.

Hayata devam etmemdeki amacım oğlumun katillerini bulmak. O zaman Puya ve diğer Puyaların öldürülmesini emreden birinin cezasını aynı bu kadar acımasızca görmek istiyorum. İran halkının özgürlüğüne tanık olmak ve kutlamak istiyorum…”

Derleyen: Didem Berkes

Kaynak: İran İnsan Hakları Merkezi

Son Haberler

Yol bitti…

Endonezya’nın Sumba adasındaki Bwanna plajından, bakmaya doyamayacağınız bir gün batımı fotoğrafıyla yazıya başlıyoruz... T. AKMAN Son 20 yılda biz ekonomik, sosyal, kültürel, özgürlüksel, yani hemen...

‘Pelikan’ın farklı yüzleri

Çiğ çıkışlarıyla zaman zaman gündem olmayı beceren ama AKP iktidarına abartılı bir yaranma peşinde olduğu anlaşılan 'Doçent' Selman Öğüt'ün ilginç bağlantıları var. RED özel -...

“Kemalizm virüstür!..”

Haber Global'de Erhan Ertürk'ün sunduğu Müzakere programında Pelikancı olarak tanınan Selman Öğüt, Kemalizm için "virüs" ifadelerini kullandı. RED haber - Haber Global'de Erhan Ertürk'ün sunduğu...

Zarrab dosyası yeniden açılıyor

ABD'de bir haber sitesi Zarrab ve onun kuryesi Adem Karahan'ın milyonlarla çekilmiş fotoğraflarını paylaşarak, "Karahan konuştu" diye haber yayınladı. RED haber - ABD'de yayın yapan...

Babalarının Çiftliği!

Atatürk Orman Çiftliği'ni babasının çiftliğine çevirerek Saray arazisi yapan AKP ve AKP'nin genel başkanı, şimdi de Kaçak Saray'da promosyon gezisi düzenliyor! RED haber - Halka...