İnsanlara çip takmak…

Üzülerek bu yazı (şimdilik) bir dörtleme oldu diyeceğim…

  • T. AKMAN

17 Mayıs’ta Twitter’da ekteki resimde göreceğiniz bir atışma geçti. Tesla ve SpaceX ile sürekli gündemimizde olan mülti milyarder iş adamı Elon Musk, CoVID-19 nedeniyle #EvdeKal çağrısına karşı, Kaliforniya’daki fabrikalarını yeniden açma konusunda Trump’ın desteğini alınca, Matrix’e (ve dolaylı olarak Alice’e) gönderme yaparak “kırmızı hapı alın” diye bir tweet attı.

Trump’ın kendisi kadar gereksiz kızı Ivanka da “aldım” diye cevap yazınca Matrix’in yapımcısı Andy, yeni adıyla Lilly Wachowski, ikisine de daldı.

Konulardan bihaber olan kitleler bu yazışmayı pek anlamasa da din ve siyasetin konu olduğu her ortamın kavgalara gebe olduğunun çok güzel bir örneğiydi. Hiç kimse giderek körelen ve fanatikleşen görüşlerinin ya da inançlarının tartışılmasına tahammül edemiyor.

Bugün dünyada inançlar gibi yaşadığımız gerçeklik, dünya genelinde ve toplumlar nezdinde, gücü elinde tutan “elitler” (uluslarüstü organizasyonlar, uluslararası kurumlar, uluslararası çeteler, patronlar, kilise, şeriat, lamalar, devletler, diktatörler, vb.) tarafından tasarlanıyor.

Yerel zenginliğin, medyanın ve iletişim kanallarının neredeyse tümünü eline geçiren elitler, Matrix içinde yaşayan, piramidin alt bölümünde kalan ve coğrafyaya göre yüzde 80 – yüzde 99 arasında değişen oranlardaki cahil ve çaresiz kesime, kendi çıkarları için kölelikten başka bir şans tanımıyor.

Elitler için kitleler tıpkı Matrix’in enerji santrallerindeki piller gibi; tek fark oy veriyor olmaları. (Oy veren pil, Alice’in bir sonraki kitabında kullanılabilir, izin veriyorum Carroll’a. Ayrıca bu piller hazır kutuplaştırılmış.)

Matrix’i sorgulayan aydınların itildiği yalnızlığı, propagandaya kanıp “deliye bak” edasıyla izleyen toplumlar yüzyıllardır kader mahkûmu oldukları coğrafyalardaki toplumsal alışkanlıklar ve bakış açısının dar hapishanesinde “kendi tercihleri” ile yaşıyorlar. Ancak “Kut”lu ilan edilmiş şeyleri sorgulayamamak, “Tapu”lara dokunamamak ve bunlara sadece seyirci olabilmek, Matrix’i kabul etmek değilse nedir?

Bu insanlar ölmeyebilir miydi acaba diye “şehitler”i sorgulayamazsınız. Her akşam servis edilen sayıların yalan olduğunu bilirsiniz ama sorgulayamazsınız. Hani bayramda bitiyordu bu virüs, diye sorgulayamazsınız. Patron çalışanlar sayesinde 30 yıldır cebine attığı paraların sadece bir yıllık kısmını geri vererek yüzlerce işçinin işini neden kurtarmıyor da onları sefalete terk ediyor, diye sorgulayamazsınız. Enflasyonu sorgulayamazsınız. İşsizliği sorgulayamazsınız. Liyakatsizliği sorgulayamazsınız. Seçimleri sorgulayamazsınız. Örtülü ödeneği sorgulayamazsınız. Saçma hiçbir şeyi sorgulayamazsınız.

Yalnız da değiliz, bütün dünyada durum oldukça benzer ve giderek kötüleşiyor. Sadece Türkiye’den örneklerle kitap yazılır, ama gerçek tehlike fiilin “sorgulaYAmamak” değil, “sorgulamamak” olmasıdır ve bu anlamlandıramadığınız oy oranlarının da sebebidir.

ugün Matrix’i en çok beğenenler, ne anlattığını hiç anlamayan ve Matrix’te yaşamayı kabul eden, hatta Matrix için savaşmaya, sokağa inmeye hazır olan kitle.

“Matrix bir sistemdir, Neo. Bu sistem bizim düşmanımız. Ama sistemin içindeyken ne görüyorsun? İş adamları, öğretmenler, avukatlar, marangozlar. Kurtarmaya çalıştığımız insanların zihinleri. Ama biz başarana kadar, bu insanlar da sistemin bir parçası ve bu da onları düşmanlarımız yapıyor. Şunu anlamalısın: Bu insanların çoğu serbest bırakılmaya hazır değil. Ve büyük bir kısmı o kadar içine girmişler, sisteme o kadar bağımlı hale gelmişler ki, onu korumak için savaşabilirler…”

Teksas vali yardımcısı Dan Patrick, virüs bitti haydi işinizin başına çağrısı yaparken, riskler hakkında “Hayatta yaşamaktan daha önemli şeyler de vardır” dediğinde bunu garip bulmayan, sorgulamayan, ağır bir algı operasyonu altında ezilen modern kölelerin Matrix’ten tek çıkış yolu bilgi ve aydınlanmadır.

Ancak insanları cahil tutmanın en iyi yolu cahil oldukları konusunda cahil bırakmaktır düsturu ile hepimiz “sanal” dünyalarda yaşatılıyoruz. Tıpkı Platon’un mağarasındaki gibi, olmayan şeylere inandırılarak rehin alınan bireylerle çevriliyiz.

Birini rehin almanın en kolay yolu da bireyleri göz boyama ve yalanlarla, yaptığı tercihlerin kendi fikri olduğuna, yani gerçekte birer tercih olduğuna inandırmaktır. Oysa bugün çoğu insan için hayati konularda tercihler sadece bir illüzyondur.

Matrix, gerçekleri görmeyelim, köle olduğumuz gerçeğine körleşelim diye gözlerimizin önüne çekilen algı dünyasının en güzel anlatımıdır. Kaderine razı olanlara ve sorgulamayanlara sunulan sahte hayat o kadar acısızdır ki, Matrix’te Morpheus’a ihanet eden Cypher’ın, bu ihanet karşısında tek istediği şey belleğinin silinmesi ve Matrix’e geri dönmesidir. Yani kendi küçük dünyasını mükemmel hale getirip, yanda ne oluyor diye bakmamaktır, acılara sırtını çevirmektir.

Bencilliği bireycilikle eş tutmaya doğru gittiğimiz bu dönemde, dünyada açlıktan ölen insanlara başka şans verdiğimizi düşünen var mı?

Filmde “virüs” rolünü, önce Neo, sonra Ajan Smith oynuyor; ancak insanlığı güzelce silkeleyen CoVID-19’un karşılığı, mağaraya geri dönen filozof, İncil‘deki Mehdi, tasavvuftaki “rehber” Morpheus. Matrix’i korumakla görevli yazılım olan Ajan Smith’in “Sizinle bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musunuz? Bir virüs. İnsanlar hastalıktır, bu gezegenin kanseri. Sizler vebasınız ve bizler de tedaviyiz” monoloğu da şu anda yaşadığımız durumun makro sebeplerine çok güzel dokunuyor.

Bu virüsü başımıza biz musallat ettik, çünkü doğanın dengesini geri dönülmez bir şekilde bozuyoruz, doğa da bize tepki veriyor; ancak Matrix içinden bu durumu düzeltmek için ses çıkartan insan sayısı tüm dünyada giderek azalıyor.

Bizde de Kanal İstanbul, Kaz Dağları, Akkuyu, Salda Gölü, Hasankeyf ve Ilısu Barajı gibi doğa dengesini bozan ve tek amacı elitleri daha da zengin etmek olan dev bütçeli projelere zaman zaman saman alevi benzeri tepkiler göstersek de karşımızdaki sosyal yapay zekâ, elindeki tüm araçlarla, suni gündemlerle, insanın temel içgüdülerini hedefleyen içeriklerle bunları çok kısa sürede belleklerden bile silmeyi başarıyor. Şu an tüm dünyada virüse karşı anlatılan hikayeler, her gün yenilenen kafa karıştıran açıklamalar, yüzlerce yeni aşı haberi, sadece cehaleti boş vermişlikle besleyen, aydınları yıldıran çok iyi planlanmış bir propaganda makinesinin ürünüdür ve hepsi de “Deccal”e hizmet etmektedir.

Deccal, İslam mitolojisine göre ahir zamanda, Mesih’in ikinci kez yeryüzüne gelmesinden önce insanları dini inancından saptırarak kötülüğe ve sapkınlığa yönelteceğine inanılan ve şeytanı temsil eden varlıktır. Hristiyan eskatolojisinde Antichrist, Yahudi eskatolojisinde ise Armilus karşılığı olarak bilinir. Sözlük anlamı ise, yalancı, hîlekâr; zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile bâtılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid ve mel’ûn kişidir.

CoVID-19 ile birlikte dünya George Soros’tan sonra yeni Deccal adayını buldu: Bill Gates. Kurucusu olduğu, Apple’dan sonra dünyanın en değerli ikinci şirketi Microsoft’un günlük işlerinden elini çektikten sonra, güya eşiyle birlikte kurduğu “Bill ve Melinda Gates Vakfı” üzerinden tüm dünyada kitlesel kısırlaştıma ve aşılama konularında çalışma yapan Bill Gates’in amacı güya dünyayı kurtarmak.

Bill Gates dünya nüfusunun fazla olduğunu ve küresel ısınmaya sebep olduğu için azaltılmasının şart olduğunu 2021’de çıkacak kitabında detayıyla anlatacak: How to Avoid a Climate Disaster: The Solutions We Have and the Breakthroughs We Need-İklim Felaketi nasıl önlenir? Elimizdeki çözümler ve ihtiyacımız olan çıkış yolları.

Bill Gates dünyayı kurtarmak için Ajan Smith rolüne soyunduğunu açıkça söylüyor ve çok güzel bir paketleme ile yaptığı vizyon sunumları ile oldukça beğeni, bağış ve taraftar toplamış durumda. Bu sayede de kasasındaki 40 milyar dolar bulunan dünyanın en varlıklı vakfı üzerinden insanlığın büyük problemlerini çözmeye uğraşıyor. Mesela açlık problemini, açlıktan ölen insanların yerine yenilerinin doğmasını engelleyerek (!) çözmek istiyor.

Dünya nüfusunun bayağı (Yüzde 10-15’ten başlayıp 500 milyon’un altına kadar bir sürü rivayet var, ancak gerçekte bir rakam telaffuzu yok) bir azalması gerektiğine inanan Gates, sağlık başta olmak üzere, tüm sorunlara eğilebilmek için de her şeyden önce her insana bir çip takılması gerektiğini savunuyor.

Öte yandan “iyi insan” imajı ile henüz bizlere şirin gelen Mars fatihi Elon Musk’ın 2016’da sessiz sedasız kurduğu Neuralink adında bir şirketi var. Pandemiden önce insanlara çip takılması için çalışmalarının hızlandığını duyuran şirket, özetle hepimizin beynine, kafamızdaki elektrik sinyallerini okuyabilen ve aynı zamanda yapay sinyaller de üretebilen bir cihaz ve metrelerce kablo yerleştirmek istiyor.

Mesele sadece bel altı felçlilerin yürümelerine yardımcı olmak ya da görme yetilerini geri kazandırmak gibi mevcut insan becerilerini geliştirmek değil; aynı zamanda insanların anılara erişimine ve hatta imkân dahilinde beynimizden bilgisayara karşılıklı olarak bilgi aktarımına da olanak sağlamak.

“Neuralink, dijital süper zekayla ilişkilendirilen varoluşsal riski çözmeyi amaçlıyor. Dijital bir süper bilgisayardan daha akıllı olamayacağız, bu nedenle, onları yenemezseniz, onlara katılın.” “Artık konuşmanıza gerek kalmayabilir. Belki duygusal nedenlerle hala devam edebiliriz. Ancak bu cihazlarla çok hızlı ve daha hassas bir şekilde iletişim kurabilirsiniz. Dile ne olacağından emin değilim. Böyle bir durumda Matrix gibi bir şey olurdu. Farklı bir dilde mi konuşmak istiyorsunuz? Sorun değil, sadece programı indirin.”

Özetle Elon Musk, insanlara çip takıp, yapay zekâ ile insan aklının birleştirilerek öncelikle ‘süper zekâ insan’ vaadinde bulunuyor ve bunu Matrix’e benzetmekte bir sakınca görmüyor (Lilly küfretmekte haklı bence!).

2015’ten beri sürekli anlattığı pandemiye nihayet kavuşan Gates ise, pandemiden dolayı kapanan sınırların yeniden açılmasıyla ilgili soruya “Sonunda kimin kurtarılmış bir kişi olduğunu aşı sertifikasından anlayabiliriz. Dünyada kontrol altına alınmayacak insanların olmasını istemiyorsunuz… Sonuçta, küresel yeniden açılmayı kolaylaştıracak bu tür dijital bağışıklık kanıt olacak” diyerek, kafasındaki çip projesinin ilk aşamasını çok hızlıca gerçekleştirebileceği ortamı da yakalamış görünüyor.

Ne Musk’ın, ne de Gates’in projeleri gerçekleşmeye çok yakın olmasa da insanların göz göre göre bu Matrix’e girmeye razı olup olmayacakları henüz yanıtlanmamış, ya da olası cevabına henüz alışmadığımız bir soru. Matrix’te insanların kontrol ve takibi için hepsine çok gelişmiş bir çip yerleştirilmiştir ve gerçek hayata geçebilmenin ve özgürlüğün ön şartı o çipin çıkartılmasıdır.

80’lerden beri hızlanarak ilerleyen kişisel teknolojiler ile insanoğlu kendisine harici bir çip takmayı zaten kabul etti. Hiçbirimizin yanımızdan ayırmadığı cep telefonları ve akıllı saatler başta olmak üzere, hepimiz gönüllü olarak hayatımızın en özel detaylarını tüm dünyayla paylaşıyoruz

“Eğer bir ürüne para ödemiyorsanız, müşteri değilsiniz; satılan ürün sizsiniz” lafını iyi düşünün.

Google, YouTube, FaceBook, Instagram, Twitter, WhatsApp, Skype ve daha niceleri nereden para kazanıyor? Peki yanınızda hiçbir cihaz taşımadan, bugün cep telefonu ile yaptığınız her şeyi, hatta fazlasını sadece düşünerek yapabileceğinizi gösterseler, tepkiniz ne olurdu? Teknoloji yardımı ile telepatik (!) iletişim kurabilecek insanın, bu teknolojiyi, bedeli ne olursa olsun, reddedeceğini ben düşünemiyorum.

Mimar: “Umut. İnsanın vazgeçemediği illüzyon. Aynı anda en büyük güç ve en büyük zayıflık kaynağınız…”

Son Haberler

RedHack geri döndü!

Kızıl hackerlar AKP'li belediyelerin web sitelerine kayyum atamaya başladı!.. RED Haber - Türkiyeli devrimci hacker grubu RedHack bir dizi AKP'li belediyenin sitelerini hackleyerek "Size kayyum...

Belçika: “Onları Tayyip besliyor…”

"Tayyip Erdoğan'ın teşvik ettiği İslamcılar Belçika için başlıca tehditlerden biri..." RED Haber - Christophe Lamfalussy, geçtiğimiz günlerde Belçika La Libre gazetesinde Devlet Güvenlik Servisi (VSSE)...

Korona günlerinde turizm

Koronavirüs tüm dünyada turizmi vurdu. Bazı ülkeler büyük gelir kaybına uğruyor. Turizmin geleceği meçhul. RED Haber - Koronavirüs nedeniyle dünya turizmi ağır bir tehdit altında....

Trump solculara ‘faşist’ dedi

Müzisyen Neil Young, geçtiğimiz cuma Beyaz Saray'ın Bağımsızlık Günü'nü kutlayan Rushmore Dağı etkinliği sırasında müziğini kullanan Başkan Donald Trump’a sinirlendi. Trump ise 'solcu faşizmi'...

Bir acayip Japon treni

Japonya’da deprem sırasında yol almaya devam edebilen, dünyanın en hızlı ‘mermi tren’i hizmete girdi. RED Haber - Japonya'nın en yeni ‘mermi tren’i sadece daha hızlı...