Gazete REDİklim mültecileri

İklim mültecileri

Suriye’den ülkemize gelen sığınmacılardan ayrı olarak, sınırlarımızın dışına yığılmış yeni bir Suriyeli göç dalgasıyla karşı karşıyayız ve bir çözüm arıyoruz. Ama sorun bundan ibaret değil…

  • DİDEM BERKES

İklim değişikliği ve göç ilişkisini incelersek, sınırlarımızda hiç bitmeyecek, yıllarca artarak sürecek büyük bir insan hareketliliği olacağını öngörebiliriz.

İklim değişikliği ülkemizi sadece iklimin değişmesi olarak etkilemeyecek, dünyada yaşanmakta olan ve yaşanacak büyük bir göçün ana kapısı, transit ülkesi olacağımız için de etkileyecek.

Acaba bunun farkında mıyız?

İsveç’te bulunan düşünce kuruluşu FORES bünyesinde hazırlanan İklim Mültecileri; bilim, insanlar, yasalar ve gelecek başlıklı rapor, iklim değişikliğinin insan hayatı üzerine etkisini ele aldı.

2050 yılı itibarıyla dünya nüfusunun 9,5 milyar olacağı belirtilen raporda, her 8 kişiden 1’inin aç yattığı dünyada iklim değişikliğine bağlı su kıtlığı, kuraklık, ekonomik sorunlardan kaynaklı çatışmalar, deniz seviyesindeki yükselme ve doğal felaketler sebebiyle dünya kaynaklarının insanları besleyemeyeceğine dikkat çekiliyor. 2050 yılı itibarıyla 200 milyon kişinin ülkesini terk etmek zorunda kalacağı öngörülüyor.

İki akademisyenin öngörülerini aktardığı rapora göre 200 milyon kişinin çoğu Ortadoğu, Afrika, Doğu ve Güney Asya ve Latin Amerika’daki ülkelerinden ayrılmak zorunda kalacak ve ‘iklim mültecisi’ olarak kendilerine yaşayacak bir ülke arayacaklar.

Göçler en çok Avrupa’ya ve Türkiye gibi Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkelere yönelecek.

DergiPark’ta yayınlanan Uluslararası göç sorunu perspektifinde Türkiye isimli araştırmasında’ Taşkın Deniz, Türkiye’nin transit ülke olduğuna dikkat çekiyor.

Tehlikelerle dolu, ölümcül Akdeniz göç yolu çok iyi bilinen bir rota olsa da, Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) son rakamlarına göre, düzensiz göçmenlerin beşte birinden fazlası Avrupa’ya ulaşmak için karayollarını kullanıyor.

Göçmenler tarafından en sık kullanılan karayolu güzergahı, Türkiye’den Yunanistan’a uzanıyor. Transit ülke olan Türkiye son yıllarda, Suriye, Irak, İran, Afganistan, Pakistan, Filistin, Myanmar, Türkmenistan, Somali, Gürcistan, Azerbaycan, Moritanya, Somali, Nijerya ve Senegal’den sığınmacı ve göçmen akınına uğradı.

Bilim insanları iklim değişikliği etkilerinin giderek daha da arttığını ortaya koyarken, bu yaşamın her alanını etkileyen sorunu çözmek için 11 yılın kaldığını ifade ediyor.

2019/İklim haber ve KONDA ‘nın beraber yaptığı Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı araştırması iklim konusunun ülkemizde de yurttaşlar için kaygı verici bir konu olduğunu, giderek artan iklim afetlerinin ve diğer iklim etkilerinin dikkat çektiğini ve toplum tarafından takip edilen bir konu haline geldiğini gösteriyor. Çalışma, toplumun, ülkemizde yerel düzeyde ve ulusal düzeyde yapılan iklim eylemlerini yeterli bulmadığını ortaya koyuyor.

İklim değişikliği söz konusu olunca Türkiye halkı genelde ülkesinde ne gibi değişimler olacak diye merak ediyor.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF), Dünya Gıda Günü dolayısıyla Türkiye’de İklim Değişikliği ve Tarımda Sürdürülebilirlik başlıklı bir rapor yayınladı. Rapora göre, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu ısınacak. En yüksek sıcaklık artışları Güneydoğu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde meydana gelecek. Ege ve Akdeniz kıyılarında, Güneydoğu ve Doğu bölgelerinde yağış eksikliği/kuraklık yaşanacak. Karla kaplı alanlarda, kar yağışlı gün sayısı ve kar yağışı miktarlarında azalmalar olacak, kıyılarımızda deniz su seviyesi yükselecek. Meteorolojik afetler, Türkiye’nin güneyinden kuzeyine doğru sayı ve şiddet bakımından artış gösterecek. Artan nüfus, iklim değişikliği ve azalan su kaynakları nedeniyle kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının ~1.000 metreküpün altına inmesi ile Türkiye’nin ‘su fakiri’ olması bekleniyor.

İklim mültecileri tam 2050 yılında aniden sınırlarımıza gelmeyecek, bu tarihe kadar sürekli ve kalabalık bir insan hareketliliği olacak. Bu yıllar içinde susuzluk, kuraklık, doğal afetlerle yüzleşecek olan Türkiye, başta Ortadoğu ve Afrika’dan göç eden iklim mültecilerinin ana göç yolu olacak.

Bilim adamları iklim değişikliği nedeniyle yaşanacak bu büyük iklim göçünü, Kavimler Göçü’ne benzetiyorlar. Kavimler Göçü, 350-800 yılları arasında Avrupa’ya yapılan şiddetli insan göçüdür ve dünyayı değiştirmiştir. İlk çağ sona ermiş, Orta Çağ başlamıştır.

Eğer dünya hemen bugün iklim değişikliğini durdurmak için harekete geçmezse ki harekete geçmediklerini görüyoruz, Kavimler Göçü benzeri bir göçün başlıca merkezlerinden birinin Türkiye olacağını öngörebiliriz.

Bu bilgiler ışığında Suriyeliler ve diğer göçmenlerin, sığınmacıların Türkiye’nin geçici bir problemi olmadığını görüyoruz. Türkiye halkına ciddi bir iklim göçü ile karşı karşıya kalacağımızı anlatmamız gerekiyor.

Belki de sayısı milyonlara varacak olan yeni bir kavimler göçünün tam ortasında nasıl yaşayacağımızı düşünmek ve planlamak için 11 yılımız yok. Hemen şimdi iklim değişikliği problemini Türkiye’nin ana meselelerinden biri haline getirmeli, bütün siyasi kuruluşları sorumluluk almaya zorlamalıyız.

Bu, önümüzdeki dönemin temel tartışmalarından biri olarak canlı tutulmalı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,155BeğenenlerBeğen
17,031TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol