İkinci dalga ve felaket manzaraları

Türkiye zaten nasıl uygulandığı belirsiz olan zayıf tedbirleri kaldırmaya hazırlanırken, dünyada ‘ikinci dalga’ alarmı var… İşte genel manzara:

  • T. AKMAN

20 Nisan sabahı yaptığım analizde, “9. sıradaki İran 51. günde güya zirve yaptı, derhal sert bir inişe geçti ve Ramazan Bayramı kutlamaya hazır duruma gelecek; oysa zirveyi 7 Mayıs gibi görmeleri gerekiyordu ve bayramda evde olmaları… Bu rakam gizleme işleri daha ilk salgın dalgası bitmeden ikinci bir dalganın başlamasına sebep verebilir” şeklinde bir öngörüde bulunmuştum.

Ekonomiyi derhal açmak ve Ramazan’a müjde ile girmek isteyen İran, hemen hemen bize çok yakın taktiklerle, henüz bitmekle ilgisi olmayan salgın için “bitti bitiyor” algısı yaratmış ve OHAL’i prematüre şekilde kaldırarak halkı sokaklara salmıştı.

OHAL uygulaması salgının 42. günü başlamış ve diğer ülke tecrübelerine göre 40-45 gün sürmesi gerekirken, 14. gün kaldırılmıştı…

İRAN ÖRNEĞİ: YALAN VE FACİA

İslamcı diktatör Hasan Ruhani’nin emriyle yaratılan “vaka/vefatları eksik raporlayarak salgın bitirme” ve algı yönetimine dayalı virüs mücadelesi geri tepti. Bütün suçu “dış mihraklar” ve muhaliflere yüklenmeye çalışarak, “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” diyen Ruhani, iyice köşeye sıkışmış durumda.

Parlamento raporuna göre, rakamlarında vaka ve vefatların en az yüzde 80’ini gizleyen hükümet, halkın güvenini iyice kaybedince, virüsü bulaştırıyor gerekçesi ile gazeteleri kapatarak, haber kaynaklarını kuruttu.

Bu cehaletin yanı sıra, Sağlık Bakanlığı sözcüsünün, her gün ayrı bir müjde ile İran’da salgının çok iyi yönetildiğini, plazma tedavisi ile zaten her şeyi çözdüklerini, malzeme bolluğu yaşadıklarını, virüsü gözünden tanıyacak teknoloji geliştirdiklerini ve virüsün ülkeyi teğet geçtiğini pompalaması, bugünkü kaçınılmaz sonu hazırladı: Yani ilki bitmeden başlayan ikinci COVID-19 dalgası…

Sokaklarda her şey normale dönmüş gibi gezen ve sosyal mesafeyi uygulamayan yarı maskeli kalabalıklar, çok kısa sürede, İran’da ikinci dalganın başlamasına sebep oldu. Dün 100 bin vaka sınırını rüzgar gibi geçen İran’ın, ikinci dalga riskini haftasonu bakanlığın bulaşıcı hastalıklardan sorumlu başkanı bizzat itiraf etti.

Test yapmayarak vakaları, ölüm sebeplerini manipüle ederek vefatları düşük gösteren İran, salgın başladığından beri yerli aşı, yerli ilaç, yerli tedavi, vb. birçok çözüm getirdiğini açıklayıp durdu. Mesela, dünün müjdesi, günde 1 milyon test yapabilecek kapasitede olduklarını açıklayıp, Türkiye ve Almanya’ya test kiti ihracatına başlayacakları idi.

Dünyada günlük 10 bin civarı test ile, en az test yapabilen ülkeler arasındaki İran’ın bu açıklamaları, halen kendi vatandaşına maske veremeyen ve parasızlıktan SMS ile bağış dilenen Türkiye’nin, dünyanın her yerine ücretsiz maske ve yardım malzemesi göndermesi  gibi trajikomik bir durum. (İngiltere’ye rica minnet satılan 400 bin koruyucu kıyafet, İngiliz sağlık standartlarına uymadığı için iade ediliyor; bunlar bizim sağlık personelimizin kullandıklarından daha kaliteli malzeme!..)

Tahran’da vaka sayısının azalması ile doğan rehavet ve artan şehirlerarası ziyaretler sonucunda Gilan ve İsfahan gibi turistik yerler, din merkezi olan (ve salgının ilk yayılma noktası) Kum ve 36 derece üzeri sıcaklarla kavrulan Hürmüzgan eyaletleri, şu anda virüsün hızla yeniden yayılmaya başladığı yerlerin başında geliyor.

Uzmanların ortak görüşlerinden biri de, dini grupların baskılarıyla açılan camilerin, bu rahatlamayı çok hızlandırdığı ve geri dönülemez bir noktaya taşıdığı.

‘İKİNCİ DALGA’ KAPIMIZDA

Bu hafta, ekonomiyi yeniden açmaya başlayan ülkelerden, benzer ikinci dalga uyarıları geldi.

İtalya’da senato önünde bilgi veren Yüksek Sağlık Enstitüsü Başkanı Brusaferro, salgının sadece ilk hızının kesildiği konusunda uyarıda bulunarak, şu anda atılan adımları yakinen takip edeceklerini ve ilk şüphede yeniden tam karantinaya dönülmesi gerekeceğini anlattı.

Almanya’nın anlık R0 değerini 0,71 olarak açıklayan Robert Koch Enstütüsü ise, bu değerin 0,9 üzerine çıkması durumunda neler yapılması gerektiğinin hükümetle paylaşıldığını ve kusursuz hijyen ile sosyal mesafenin ısrarla korunmasının, bir normalleşme süreci için tek yol olduğunu bir kez daha vurguladı. Yine de Merkel, çok beklenen 6 Mayıs toplantısı sonucunda herhangi bir bölgede 100 bin nüfusa 50 yeni vaka görüldüğü anda hayatı durduracaklarını söylese de, ne yazık ki baskılara yenik düşüp, futbol liglerinin haftaya başlamasını deneyeceklerini açıkladı.

Fransa’da Pastör Enstitüsü, OHAL’in gevşetilmeye başlayacağı 11 Mayıs gününde, nüfusun henüz sadece yüzde 6’sının virüsle tanışmış olacağını ve salgının çok başında olduklarının altını çizdi.

Yani hiçbir ülke ikinci dalganın olup olmayacağını tartışmıyor artık; ne zaman ve ne büyüklükte olacağını tartışıyor. Tabii bir istisnası var: Türkiye.

Dünkü yazımdan sonra, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı ne açıklayacak diye merakla bekliyordum. Sağlık Bakanı’nın pasından sonra gelen açıklama beni hiç şaşırtmadı. Neymiş, tüm ligler 12 Haziran’da başlayıp, 26 Temmuz’da bitecekmiş. Hatta dünyadan habersiz bir şekilde zırvalamaya devam etti: “Ağustos ayında da Şampiyonlar Ligi finaline ev sahipliği yaparak sezonu güzel bir şekilde taçlandıracağız.”

Sağlık Bakanı cevap vermiş:

“Özgür, kendi iradeleriyle kararı federasyon zaten verdi, dolayısıyla bundan sonraki sorumluluk da federasyonundur. Sağlık kurulu bu anlamda almış olduğu kararlar, tedbirler noktasında federasyon bu kararı alabiliyorsa karar kendisidir, sorumluluk da bu anlamda federasyonundur.”

Nasıl yani?!

Bu kadar kötü ve basiretsiz yönetilmeyi hak ediyor muyuz gerçekten?

Trabzonspor’u şampiyon ilan ediverin bu kadar önemliyse ama bu kadar da göze parmak sokarak günaha girmeyin. Futbolcular tehlikenin farkında ve oynamak istemiyorlar, bari onları dinleyin.

Bugün vefat ve vaka sayıları artmış, keza Bakan beyin açıklaması:

“Yeni vaka sayısında, sokağa çıkma kısıtına ara verilen günlerden kaynaklanan, beklenen sınırlar içinde bir artış oldu.” !!!

Bunları açıklamaya benim beynim yetmiyor. Bu hafta İstiklal Caddesi’nde sanki yılbaşı alışverişi haftasıydı, Bodrum ve Antalya girişlerinde kilometrelerce araç kuyruğu var, İstanbul’da trafik yoğunluğu yüzde 50’yi buldu. Henüz her yer kapalıyken oluyor bunlar.

Açılınca ne olacak peki?

DÜNYA TURU: AKIL ALMAZ AHMAKLIK

Bakınız bizimle aynı algı ile salgın yönetimi yapan İran‘da 101 bin 650 (+1.680) vaka ve 6 bin 418 vefat (+78) ile ikinci dalga başladı.

Bir diğer yalancı Rusya son 5 günde 50 bin vaka bildirdi.

Çin o kadar tedbire, zorbalığa ve yalana rağmen bir türlü sıfırlayamıyor. Danimarka okulları açtığından beri iniş eğrisini durdu, insem mi yoksa ikinci dalgayı bitirsem mi kararsızlığında.

Virüs, Pazartesi günü kontrollü açılış yapan Yunanistan‘a, ne yazık ki, cezayı hemen kesti. Sadece 3 günde vaka sayıları tek basamaklardan 21’e çıkıverdi.

İngiltere boş söylemlere devam ediyor ve halen coşkulu bir yükselişte: 201 bin 101 vaka (+6 bin 111), 30 bin 76 vefat (+649) ile şimdiden en kötü vefat tahminlerinin 8 bin üzerinde ve hiçbir azalma eğilimi görülmüyor. Neden? Çünkü aynen ABD gibi, İran gibi, Rusya gibi virüsün nasıl bulaştığını görmezden gelerek ilerliyorlar ve kafadaki tek şey ekonomiyi açmak.

Bunca örnek, bunca faciadan keşke biz bazı dersler çıkarabilsek. Bugün herhangi bir markete girerseniz, Türkiye’nin önündeki yolun gerçekte ne kadar zorlu olduğunu gözlemleyebilirsiniz.

Özellikle sosyal mesafe hiç yok, maskelerin çoğu bir işe yaramadığı gibi, hatalı kullanılıyor ve toplumsal bencilliğimiz bildiğiniz boyutlarda.

Hükümetin peşine düştüğü boş hayallerle bu faktörler birleşince de, olası bir felaketin formülünü rahatlıkla yazabiliriz.

Türkiye günlük 120 bin ayrı kişiye etkin bir test yapamadıkça, kesinlikle hiçbir tedbiri elden bırakmamalıdır.

Virüsün patlamasını beklediğimiz ülkelerden Brezilya’da korkulan başa geldi ve dün kara bir gün yaşandı: 126 bin 611 vaka (+11 bin 896) ve 8 bin 588 (+667) vefat. 10 gün sonra Brezilya’da futbol liglerini açmaya çalışmak neyin kafası acaba?

Salgını bizim usul, halkı kobay olarak gördüğü deneylerle yöneten, diğer patlamaya hazır bomba ülkelerden Hindistan’da ise hükümet, alkol satan mağazalar önündeki yığılmaları halka sopa atarak çözemeyince, alkole yüzde 70 oranında “corona vergisi” getirdi. Güler misin, ağlar mısın?!

Günün güzel haberi; Hong Kong’da -0 vaka ve 0 vefata (toplam 4 vefat) rağmen salgın bitti diyemiyorlar- halkın aldığı hijyen tedbirleri, yoğun ve bilinçli maske kullanımı ile sosyal mesafenin korunması, sadece corona virüsü değil, grip virüsünü de durdurmuş görünüyor. Geçen sene kış sezonunda 356 kişiyi öldüren grip virüsüne, bu sene yalnızca 113 kişi kurban gitmiş. Buradan da çıkarılacak çok ders var…

Son Haberler

Tecavüzcünün bahanesi: “Oruçluydum…”

Evet, bu da oldu. Oruç tutmak çocuğa cinsel istismarda bahane yapıldı. Ve tecavüzcü müdür yardımcısı öğretmenliğe devam ediyor!.. RED Haber - Urfa’nın Bozova ilçesinde bir...

Virüs kalıcı etki bırakıyor

Koronavirüs geçiren birçok kişi kalıcı hastalık sahibi oluyor. RED Haber - Koronavirüs ile enfekte olan her 10 kişiden biri, enfeksiyondan kurtulduktan sonra haftalarca yorgunluk, kas...

Belgrad’da virüs eylemi

Belgrad'da ortalık karıştı, yenilenen karantina tedbirleri halkı sokağa döktü. RED Haber - Sırbistan’da COVİD-19 için karantina ilan edilmesi şiddetli protestolara neden oldu. Protestodaki öfkenin çoğu, güvenlik...

Feyzioğlu’dan rekor denemesi!

Baro başkanları ve avukatlar direnirken, Metin Feyzioğlu iktidarın paçalarına sürtünüyor ve bir rekor denemesi yapıyor! RED Yorum - Türkiye Barolar Birliği'nin (TBB) istenmeyen ama gerisini...

Eski Latin filmlerine dönüyoruz

Covid-19 Latin Amerika'nın yeniden yoksulluk ve şiddet batağına sürüklenmesine hız kazandırdı. RED Haber - Küresel nüfusun yüzde 8'ini barındıran ancak son Covid-19 ölümlerinin neredeyse yarısına...