İki devrimci rüya

Bu yazıda iki devrimci rüya anlatılacak. Aslında, bu anlatımın yanında  ‘ODTÜ’ye geçmiş olsun’ mesajını da iletmeyi planlıyordum, ama olmadı.

  • ZAFER ERCAN

İki rüya ve geçmiş olsun konularının birbiriyle bağlantısını kafamda çok net kurmama karşın, okurlar için aynı durum sözkonusu olmayabilirdi. Hatta yazının ilk başlığı, İki Rüya ve Sahtekar NÜRDAM olarak düzenlenmişti. Ama ta başta sahtekar mahtekar gibi olumsuzluk yüklemesi yapmak benim gibi efendi birine yakışmazdı.

Yani, ciddi olarak yazının içeriği ve ‘pozitif olmak’ baskısı altında kaldım. Bütün bunları yaparken Can Yücel tarzında yazı içeriği ve başlık seçimi yapamadığım için kendimi zaman zaman korkaklıkla da suçladım.

Bu rahatsızlığım devam ederse bir sonraki yazının başlığını çok daha cesurca vermem gerekebilir, bu konuda siz değerli okurlardan şimdiden izin istiyorum, anlaştık mı?

Birinci rüya

“Rüyalar insanlık tarihi itibarıyla ortaya çıkmıştır ve çok önemlidir” gibi boş boş yazmayı bırakıp, hemen mevzuya geçelim.

Bir oğulun anlatımıyla oğulun rüyası:

Oğul, rüyasında babasıyla birlikte bir devrimci mücadelenin içerisindeydi. Başka da kimse yoktu. Baba-oğul ilişkisinin vermiş olduğu duygusallık zaafının mücadele ve eylem gücünü zayıflattığının ikisi de farkındaydı, profosyenel olamadıklarının da farkındaydılar ama inançlıydılar. (Marksist bir gelenekte bu tür bir mücadeleyi anlatan hiçbir örnek bu zamana kadar duymadıkları gibi, üzerinde de hiç düşünmemişlerdi. Şu anda olayları değerlendirdiklerinde, oğul yine de kendilerinin daha şanslı olduğunu düşünüyordu, bu mücadelede ya babanın yerinde oğulun annesi olsaydı? Anne oğula oğul anneye kıyamaz ve bunun sonucunda kesin yenilirlerdi.)

Baba da oğul da başarmak zorunda olduklarının farkındaydı.

Bir çatışmanın ortasına girmişlerdi, bir araç içerisindeydiler. Araç yarı zırhlıydı; yarısı tank yarısı otobüs gibi bir şeydi. Aracı baba kullanıyordu. (Baba, askerliğini 1950’li yıllarda tank şöförü olarak yapmış olması nedeniyle aracı babanın kullanması mantıklı bir uygulamaydı.)

Araca saldırılar vardı ve her yer toz dumandı, tam bir kabustu.

Ama ikisi de devrimci ve eylem adamı olma bilinciyle sakindiler. Bu saldırı sonrası araç ağır hasar almış olsa da, durumları fena değildi. Ortam sakinleşmişti ve bu sakin ortamda bir süre yol almaya ettiler.

Yol güzergahında çeşitli meyve yüklü meyve ağaçlarına rastlıyorlardı. Araçtan inip meyve toplamak içlerinden geçmiş olsa da kendilerini riske atmamaları gerektiğinin farkındaydılar.

Bu şekilde yollarına devam ederken ikisi de susamış olduklarının farkına vardı. Suları azdı. Baba, suyu tam içeceği an oğula kıyamaz bakışlarla içmeden oğluna uzatmıştı. Oğul, suyu aldı ama içemedi ve o da suyu babaya uzattı. Tam bu arada bir saldırı daha başladı ve   gelen bir kurşun su testisini deldi ve su yere akmaya başladı. Oğul, tam bu esnada rüyasında daha önce yaşadığı bir susuzluğu hatırladı:

7-8 yaşlarında bir çocukken, annesi kendisinden kaybolan bir eşeklerini bulmasını istemişti. Eşeklerinin yayladan köye kaçmış olacağını tahmin ediyorlardı. Köy yayla arası 12 kilometre civarındaydı. Yolda yemesi için annesi içinde omaç (yağ, yufka ekmek ve yumurtanın karıştırılmasıyla yapılan pratik bir halk yiyeceği) bulunan bir azık hazırlamıştı. Yolda omacı yemişti, ama tuzlu olan omacın tuzunun fazlalığını omacı yeme sürecinde algılayamamıştı. Çok susatmıştı, ama dayanmıştı.

Bunu hatırlamış olması ve babasının susuz kalmış olmasının yaratmış olduğu düşünceyle daha da çelikleşmişti. Bu enerjiyle araçtan dışarı fırlamıştı. Açtığı ateşle birkaç patron ve korumalarını yere devirmişti. Vücuduna kurşunlar yağmasına rağmen vücudu kendinin değilmiş gibi dimdik ayaktaydı. Yani vücudu kendine siper olmuştu.

Devirdiği patronların birinin üzerinde ‘MAKÖ’ üyesi, yani ‘Milletin A..na Koyacağız Örgütü’ yazıyordu. Buna sevinmişti. Araca geçtiğinde vücudu tekrar kendisinin olmuştu. Üzerine yağan kurşunlarla yaralandığının farkına şimdi varmıştı. Araca bir kişinin daha gelmiş olduğunun farkına varmıştı, gelen sevgilisiydi. Sevgilisi onun yaralarını sarmaya başlamıştı, yüzü gülüyordu.

Birden kan ter içinde uyandı. Yerinden kalktı, kendini bir yokladı, rüya görmüş olduğunun farkına vardı. Elini yüzünü yıkadı ve bir sigara içti. Cep telefonuna baktığında gördüklerine inanamadı. Gördüğü rüyalar cep telefonuna birebir kaydedilmişti. İnanılmazdı; cep telefonlarının teknolojik olarak rüyaları kaydedecek kadar ilerlemiş olması şok ediciydi. Sonra anladı ki, bu kayıt da rüyasının ikinci parçasıymış.

İkinci rüya

Bu rüyayı anlatmadan önce rüyanın anlaşılabilmesi için birkaç teknik bilgi verelim. Hani, ‘terzi söküğünü dikemez’ ya da ‘mum dibine ışık vermez’ derler ya, onun gibi ‘matematikte 2+2=4 etiğini kanıtlayamaz’. Buna karşın, matematik ‘2+2=4’ ettiğinin kanıtlanamayacağını kanıtlayabilir’. Ama bu durum, ‘2+2=4 olmadığını kanıtladım’ diyen birine matematik, ‘hayır, olamaz bu imkansız’ deme hakkını vermez. Anlayacağınız, ‘din elden gidiyor’ gibi, ‘2+2=4 elden gidiyor’ olabilir.

Rüyayı gören ve anlatan matematikçi ben değilim, ama bana vekalet verildiğini varsayın.

Rüya şöyledir: Rüyamda, matematik sisteminin çökmekte olduğu konusunda halk arasında söylentiler yaygınlaşmaktadır. İktidar, böyle bir çöküşün gerçekleştiğinde halkın, ‘2+2=4 elde gidiyor’ üzerinden ayaklanma başlatabileceğini düşünmektedir.

Halkın ulaşmış olduğu bilinç düzeyi dikkate alındığında, gerçekten de bu gerçekleşebilir ve tehdit ediciydi. Bu durum kadınların çay partileri arasında konu edildiği gibi, Trump, dünyanın önde gelen ülkelerinin liderleriyle görüşme yaparak, matematik sisteminde ortaya çıkan bu boşluğun nasıl giderilmesi konusunda görüşmeler yapmaktaydı.

Dünya Matematik Örgütü gerektiğinde ‘2+2=5’ ya da ‘2+2=3’ kullanımların ‘acil’ koduyla kullanılmaya başlanabileceği konusunda görüş bildirebilmeyi tartışıyordu. Ortaya çıkan bu sistemsel sıkıntını ‘mutosyana uğrama’ (Corona virüsünün mutosyana uğraması gibi) konusunda ilgili kurumlar tetikteydi.

Rüyamda yukarıda belitilen karmaşa ortamında liderliğini yaptığım bir grup matematikçiyle bir araya geliyoruz ve problemin çözümüne el atıyoruz. Yaptığımız çılgın çalışmalar sonrası  ‘2+2=4’ eşitliğini kouyacak yeni bir matematiksel sistem kurmayı başarıyoruz ve başarımızı ertesi gün ilan etmeyi planlıyoruz.

Bunu kutlamak için içkili bir parti veriyoruz. Partinin adı ‘2+2=4’ü elden gitmeyecek’ olarak belirleniyor ve katılımcılaraüzerindepartinin adı yazılı olan tişörtle dağıtılıyor. Partide sistemin lideri olarak bazı kadınların beni kestiklerini görüyorum ama bir lidere yakışır soğukkanlı tavırlarımdan ödün vermiyorum. Partide içkiler su gibi içiliyor, danslar ediliyor, horonlar tepiliyor…

Rüyamda herkesin parti parasını benim ödemem beklentisinde olduğunu gözlemliyorum. Bu durum, beni beni oldukça rahatsız ediyor -şeftali bahçesi içine yapmayı planladığım ev aklıma geliyor- ve bu beni daha da rahatsız ediyor. “Parti parasını ödeyecek olursam inşaata başlayamam” diyorum. Zaman zaman “Pezevengin 2+2=4’ü” diye mırıldanıyorum.

Akşam saat 8’de başlayan parti sabah saat 6’ya doğru sonlanmaya başlıyor. Gelen hesaplar çok kabarık, ama ödemekten başka çarem de yok. Ama ne göreyim, parti katılımcılarından birinin arabasının tekerleği patlamış olduğundan katılımcı barmenden bir de araba tekerliği almış ve onun da ödemesini yapmam gerekiyormuş. Garsona, “Pariye katılan birine araba tekerleği satışı olamaz” diyorum, ve onun parasını ödemiyorum.

Bu karmaşa içerisinde televizyonu açtığımda, televizyonda şahsımdan ‘2+2=4’ü kurtaran adam’ adam olarak bahsedildiğimi görüyorum.

Hayırdır inşallah.

Son Haberler

Aşı pasaportu

Aşı pasaportu uygulamasının küresel olarak kabul edilmesi konusu dünya ülkeleri arasında tartışılmaya devam ediyor. RED haber - Dünyada "aşı pasaportu" uygulaması tartışılırken, bazı ülkeler uygulamayı başlattı...

Ferdi Özbeğen kitabı

Gazeteci, müzik ve sahne sanatları organizatörü Ali Rıza Türker dostu Ferdi Özbeğen’nin hayatını anlattığı kitabı Şöhret Dediğin kitapçılarda. RED kitap - Evden her fırsatta kaçan...

Aydınlık’ta son tasfiye

Doğu Perinçek, kuruluşundan beri Aydınlık hareketinin en önemli isimlerinden olan Mehmet Bedri Gültekin'i de nihayet partiden tasfiye etti. RED özel - Aydınlık hareketinin partide kalan...

Sedat Peker’e ne oldu?

Hakkında "Makedonya'dan sınırdışı edildiği" iddiaları gündeme gelen Sedat Peker'in akıbeti henüz belli değil. RED haber - Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı'nın resmi sitesinden dün yapılan...

Uçan tekmeyle hırsızlık

Hepimizin cebinden kamyon yüküyle para emen bir Türkiye Wushu Federasyonu olduğunu biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız, lütfen artık bilin! ÖZGÜR TOPSAKAL Wushu isminde Türkiye'de pek popüler olmayan...