İçimizdeki hayvan…

EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar), sanatçıların durumu, Sıla’ya uygulanan şiddet, memlekette kişi başına tüketilen et miktarı, kuru soğan deposu baskınları, Selahattin Demirtaş ile ilgili AİHM kararı, devrimci yazar Pablo Neruda’nın tecavüzcü olup olmadığı tartışılırken, geçtiğimiz günlerde CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel yanında bir genç kadınla Meclis’te bir basın açıklaması yaptı. Sonrasında yaşananlar bildiğiniz Türkiye klasiği.

Erken yaşta evlilik, Asya ve Ortadoğu toplumlarının acı bir gerçeği ve kanayan yarasıdır. Pedofili de dünyanın her yerinde karşılaşılan bir vaka. Tıbbi otoritelere göre hastalık. Bunun dinsel, psikolojik, toplumsal arka planı herkesin mâlumu. Bu arka plana girerek yazıyı uzatmak aynı zamanda klasik “peygamber de 6 yaşındaki kızla evlendi” gibi cümleler sıralamak istemiyorum. Bunların hepsinin beslendiği kaynak şiddettir.

Bu gerçeği hatırlattıktan sonra meseleye dönelim…

Homo sapiens (bilen insan) veya Homo sapiens-sapiens (bildiğini bilen insan) özetle ‘modern insanlar’ olarak bizler için evrimciler tarafından kullanılan ve evrensel olarak kabul gören ifadeler. İnsanlar doğanın bir parçası. Her ne kadar zaman içinde kendi toplumsal ve hukuk yasalarımızı geliştirmeyi becerebilmiş olsak da doğa yasalarından azade değiliz. Şu anki davranışlarımız ve türümüzün gelecekte göstereceği davranışlar da bu yasalardan bağımsız değil. Vahşi atalarımızdan bize genler aracılığı ile aktarılmış olan güdüler, alışkanlıklar, hafıza, evrimsel süreç içinde yatışmış veya baskı altına alınmış olsa da, bu davranışlar modern yaşamlarımızda kendisini açlık, korku, çiftleşme arzusu gibi çeşitli durumlarda öfke patlamaları veya şiddet yoluyla gösteriyor.

Birçoğumuz kabul etmesek de bizler bir çeşit hayvanız. Hatta beynimizin sahip olduğu düşünme, kurgulama, planlama, organizasyon fonksiyonları bazı durumlarda bizleri vahşi ötesi kılıyor. Dolayısıyla hayvanların en vahşisi yine insan türüdür. Bizler belki evrimsel süreçte ortaya çıkması en uzak ihtimal olan bir türdük. Fakat evrim zaten böyle bir şey. Hesap edilemez.

Şiddet hayatımızın bir parçası. İsteyerek veya istemeyerek bir çoğumuz şiddete maruz kalmış veya şiddet uygulamışızdır. Şiddet sadece bir kaba kuvvet uygulanması durumu değildir. Baskı yapmak, cinsel istismar, maddi ve manevi yönden sömürmek, korkutmak da şiddettir. Hatta sevgi bile bazı durumlarda şiddetlidir. Öyle ki sevenin sevgisi, sevileni ürkütebilir. “Hadi be!” diyenlere “Ya benimsin ya kara toprağın” kalıbı gelsin. Kadın veya erkek fark etmez, insan türü olarak birbirimize şiddet uyguluyoruz. Elbette erkeklerin kadına şiddeti, kadınların erkeklere uyguladığı şiddettin üzerindedir ve niteliksel olarak farklıdır.

Netice itibarıyla ataerkil bir dünyada yaşıyoruz. İktidarın olduğu yerde şiddet de vardır.

İnsan var olduğu sürece,şiddet yaşamın bir parçası olmaya devam edecektir. Kimse darılıp gücenmesin. Bu söylediklerimden şiddeti meşrulaştırdığım veya şiddeti savunduğum da anlaşılmasın. Sadece yaşanmakta olanın ve yaşanacak olanın kaynağını ortaya koymaya çalıştım. Şiddetin önüne geçebiliriz elbette. Fakat şiddet olgusundan kurtulamayız. Çok basit bir örnek verecek olursak çocuğun kafasını duvara çarptıktan sonra ağlaması üzerine, duvarı “al sana al sana” diye dövüp, çocuğa intikamın alındığını gösteren anneler ve babalar çocuk yetiştirdikçe bu mümkün değil. Günümüz kapitalizm koşullarında hayatın her alanını terörize etmiş olan iktidarlar var olduğu sürece de şiddet hayatımızdan çıkmayacaktır.

Komünizm çok uzakta olan nihai hedef bizler için. Lakin devrim öncesinde ve beklentimiz olan devrim sonrasındaki proletarya iktidarı ve sosyalizm koşullarında dahi şiddet ortadan kalkmayacaktır. Açıkçası, devrimcilerin de amacı gerektiği durumda şiddete başvurarak, zor kullanarak iktidarı almaktır. Şiddet şiddettir ve şiddetten şiddet doğar özetle. Bunu faşist yapsa da şiddettir, sosyalist yapsa da şiddettir. Fark sınıfsaldır. Azınlığın çoğunluğa şiddetini ortadan kaldırmak için çoğunluğun sömürücü azınlığa ve uşaklarına şiddeti arasındaki farktır. Şiddetin ortadan kalkması için sınıflı toplumu ortadan kaldırmanız gerekir. Sınıfsız bir toplumda her tür şiddet son bulacak mıdır? Falcı değiliz…

Peki şiddeti nasıl azaltabiliriz?

Kapitalist bir toplumda yaşıyoruz ve sosyalist bir düzene kadar, yani bu toplum içinde şiddeti nasıl azaltabiliriz, onu tartışmak daha faydalı olur. Bilinçli insanların tartışması gereken konu budur. Şiddet görmüş bir birey yaralı bir bireydir. Toplum ise yaralı bir toplumdur. Yaralarımızı sorgusuz sualsiz ve nefret dili kullanmadan sarabilmeliyiz. Nefret şiddetin bir adım gerisidir. Hiçbir devlet ve hiçbir ceza yoktur ki şiddetin önüne geçebilmiş olsun. Ne devlet ne de yasalar insanları tamamen uysallaştırmaz.

Dolayısıyla alternatif eğitim uygulamalarını bu konuda duyarlı ve bilinçli olan insanların, ailelerin, apartman veya mahalle sakinlerinin, bölge insanlarının yerel örgütlenmeler kurarak organize etmesi ve çevresindekileri şucu bucu ayrımına girmeden ortak bir dil seçilerek buna dahil edebilmesi gerekir. Herkesi solcu yapacağız diye bir kural yok. Bu örgütlenmelerde sadece şiddete karşı değil, eğitimin önemine vurgu yapan, sosyolojiden felsefeye farklı konuların işlendiği toplantılar düzenlenmelidir. Kısaca halk inisiyatifini kendisi yaratmalıdır. Bu halkın en doğal hakkıdır.

Sonuç olarak ya ‘içimizdeki hayvan’ı eğiteceğiz ya da o hayvana kendimizi teslim edeceğiz…

Son Haberler

Maradona: Devrimci mi, serseri mi?

Sezar’ın hakkını Sezar’a verdiğimiz gibi, Maradona’nın hakkını Maradona’ya vermek ve bu koşullarda, “serseri olduğu gibi devrimciydi de” demek lazım. YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Futbol dünyasından bir...

‘Medeniyet’in rezilliği!

Danimarka milyonlarca vizonu, koronavirüs mutasyonu endişesi ile katletti. Hayvanların cesetleri, gömüldükleri toplu mezardan fırladı!.. RED haber - Danimarka bir vahşet skandalıyla sarsılıyor. Milyonlarca vizon öldürüldü,...

Sıra dünyayı kandırmaya geldi

Türkiye Medrano Sirki'ne döndü. Vaka sayıları bir anda on binlere yükseltildi. Dün dünyayı "vaka yok" diye kandırmaya çalışan AKP iktidarı şimdi "vaka çok" demeye...

Yavru Arınç ‘reisçi’ çıktı

Bülent Arınç’ın AKP İstanbul Milletvekili olan oğlu Ahmet Mücahit Arınç, babasının istifasıyla sonuçlanan kriz sonrası açıklama yaparak, "Benim kabem Tayyip'tir" demeye getirdi... RED haber -...

Jöleli ters köşe!

Eski milli kaleci ve Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, iktidar tarafından şımartılan Jöleli Yiğit Bulut'a haddini bildirdi. RED haber - Türkiye A Milli Futbol...