Gazete REDİç savaş hazırlığı ve cephe

İç savaş hazırlığı ve cephe

Çok kritik, tehlikeli günler yaşıyoruz. Örgütlü cehalet, kötülük, sapıklık tüm bir ülkeyi felakete sürüklüyor. Bir kan deryasının kıyısındayız… Kusura bakmayın, bunları açık açık ifade etmek istemezdim ama herkes bu gerçekliğin farkında olmalıdır.

Pazartesi günü içinde bulunduğumuz durumu, olasılıkları ve ne yapmak gerektiğini tartışan bir yazı yayınlayacağım. Ancak o yazıyı yayınlamadan önce, bundan tam üç yıl önceye dönmek ve oradan birkaç laf etmek istiyorum.

2013 Haziran Ayaklanması yenilmişti. Bu tarihsel yenilginin ardından, kendine güvenini toplayan ‘muzaffer’ AKP-Cemaat Koalisyonu kendi içinde iktidar paylaşımı anlaşmazlıklarına girmiş, çatırdama Aralık 2013’te ayyuka çıkmıştı. Kürt siyasi hareketi, bu çatırdamadan etkilenmediğini düşündüğü “çözüm süreci”nden umutluydu. Aleviler, kendi içlerindeki “düşkün” unsurlar tarafından İslamcı iktidara bağlanmaya çalışılıyordu. Liberal hainler AKP-C iktidarına kapılanmış hallerinden rahatsızlık duymadan, edepsizce bizlere saldırıyor, her melaneti CHP’ye ve “Kemalizm” diye tarif ettikleri bir “kötülük merkezi”ne yüklüyordu. Bu liberal akıl Kürt siyasi hareketini de esir almıştı. Bir “akıl tutulması” yaşanıyordu.

Tam üç sene önce, bir dizi tahlilin sonucunda, Türkiye’nin bir iç savaşa doğru sürüklendiğini yazdım. O sırada düzenli olarak yazdığım Yurt Gazetesi‘nde yayınlanan “İç savaş hazırlığı ve cephe” başlıklı yazı, bırakın el alemi, en yakınımdaki isimlerden bazıları tarafından bile dalga konusu oldu. Onlara göre Türkiye emperyalizmin ince ayarlarıyla, bildik rotasında ilerleyecek ve kendini yeniden ürete ürete, yeni koşullara uyarlanacaktı. Her şey “güllük gülistanlık” gidiyordu. “İç savaş tehdidi” de neydi?! Daha bir sürü gevezelik var da, burada yazmak lüzumsuz…

Oysa hayat niyetlerden bağımsız akıyor. Emperyalizmin ve emperyal niyetlerin de dahil olduğu sınıflar savaşının kendi yasaları var. İşte o yasalar bizi felakete, bir kan gölüne doğru sürüklüyor… Bugün geldiğimiz durumu ve olasılıkları, görevlerimizi tartışmadan önce, o gün dalga geçilen yazıyı, bugün bir daha buraya aktarmak istiyorum; bundan sonra tartışacaklarımız, üç yıl önceki tahlilin üzerinde yükselecek çünkü:

İç savaş hazırlığı ve cephe

03 Ocak 2014

Şimdi pek çok kişiye ‘fantezi’ gibi gelebilir ama Türkiye’de bir iç savaşın koşulları oluşuyor. Önceki gece yakalanan ve MİT’in arattırmadığı TIR, bize çok şey anlatıyor. Öyle görünüyor ki; iktidar, iktidarın istihbarat teşkilatı ve yanları sıra faaliyet yürüten ‘sivil toplum’ örgütleri, Suriye’deki ‘İslamcı’ kelle avcılarıyla bir cephe oluşturuyor.
AKP iktidarı ateşle oynuyor!..

***

Bir zamanlar koalisyon ortakları olan AKP ve Pensilvanya Çetesi, arkalarına ABD’nin siyasi desteğini ve CIA’nın teknik imkanlarını alarak, eski rejime dair ne varsa düzledi. Orduda büyük tasfiyeler yapıldı. Amerikan icazetiyle iktidara gelen AKP, bütün ipleri yavaş yavaş eline aldı. Orduyu ve istihbarat teşkilatını istediği gibi şekillendirdi.

Artık ortam ‘Yeni Osmanlı’ düşleri görmek için yeterince müsaitti. Dökülen iktisadi yapı, Ortadoğu’daki çakalların kirli paralarıyla takviye ediliyor, Suriye iç savaşı ‘Yeni Osmanlı’nın tatbikat alanı haline geliyordu.

AKP, Suriye’de savaşan kelle avcılarına denetimsiz bir biçimde silah yığınağı yapmaya başladı. İşin başında, bu faaliyet ABD’nin planlarıyla da örtüşüyordu. Birleşmiş Milletler’in ‘Ölüm Meleği’ Angelina Jolie bile iki kez mülteci kamplarını ziyaret etmiş, Amerikan propagandasını cümle Ortadoğu’ya taşımıştı.

Ne var ki, Esad ve müttefikleri dirençli çıktı. Öte taraftan, hakimiyet sağladıkları her yerde kitlesel biçimde kelle kesen ‘Cihatçı’ caniler giderek teşhir oluyordu. Öyle ki, bunlar önce Suriye direnişi içindeki sol – demokrat kesimleri, ardından ABD yanlısı muhalif grupları bile hedef almaya başlamıştı. Kontrolden çıkmışlardı.
‘Batı alemi’ Suriye politikasını değiştirmek zorunda kaldı. Oysa AKP ‘Yeni Osmanlı’ düşleri görmeye devam ediyordu…

***

Öyle anlaşılıyor ki; AKP ve onun istihbarat teşkilatı, İstanbul Fatih merkezli şeriatçı – faşist öbeklerle birlikte, kendi gündemini uygulamaya devam ediyor. Suriye’deki kelle avcılarına silah ve mühimmat yığınağı devam ediyor.

Sorun şu: Suriye’de olan hiçbir şey Suriye’de kalmayacak. Yüz binlerce Suriyeli halihazırda Türkiye’dedir ve sınırlar kevgir gibidir. On binlerce kelle avcısı bir gün Suriye’de, ertesi gün Türkiye’dedir.
AKP, Suriye’nin kuzeyinde ve elbette Türkiye’nin güneyinde kendi ‘cihat’ ordusunu oluşturmaktadır.

***

Fethullahçı tosunlar CIA’yla birlikte istedikleri operasyonu çeksinler; artık açıkça ortaya çıktı ki, AKP cephesinde kılıçlar çekilmiştir. İktidar ‘formel’ yargı süreçlerini takmayacağını net bir biçimde ilan etmiştir. İktidarın çekirdeği gemileri yakmıştır!

Bu durumda, Meclis teferruattır. ABD’nin tam desteğini almış bir CHP muhalefeti dahi, gemileri yakan ve kelle avcılarından kendine bir iç savaş ordusu oluşturan AKP karşısında etkili olamaz.
Türkiye bir ‘şeriatçı faşizm’ tehdidiyle yüz yüzedir.
Bir süre sonra, Türkiye’de yerel ve genel seçimlerden söz etmek bir komedi halini alabilir. Zira iktidar kadrolarının sürekli sözünü ettiği ‘sandık’, aslında külliyatlı miktarda silah ve mühimmat sandığıdır.
Ülkenin dört bir tarafından solculara yönelik saldırı haberleri geliyor. Bu bir işarettir. İktidar, hiç kuşkusuz, BBP ve MHP tabanını kendi yanında seferber etmenin hesabını da yapmaktadır. Buna dizginleri çözülmüş Hizbullahçıları da ekleyin…

Sadece solcular değil, henüz AKP’nin eline geçmemiş işçi örgütleri, bir bütün olarak kadınlar ve gençlik tehdit altındadır. Kürt muhalefeti ve Alevilik tehdit altındadır.

İşte bu nedenle, bugün halkın sokaklarda verdiği mücadele altın kıymetindedir.
Ne var ki; sokaktaki dağınık muhalefet örgütlenemezse, planlı bir mücadele uygulamaya konamazsa, artık kendi yasalarını da tanımaz hale gelen AKP her türlü çılgınlığı yapabilir.

Dün size ‘fantezi’ gibi görünen her şey bugün gerçekliğiniz haline gelmişse, iç savaş ihtimalini de yabana atmayın derim.

‘Sol’un önünde çok önemli bir görev duruyor: Sokağı birleştirecek bir cephe…
12 Eylül öncesi, darbeye karşı bu görevi yerine getiremeyen ‘Sol’, bugün bu büyük sorumlulukla bir kez daha karşı karşıyadır. Ülkeyi kabustan çıkarabilecek tek yol; birleşik devrimci bir cephenin inşasıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,989BeğenenlerBeğen
16,915TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol