Gazete REDHukuk dersleri…

Hukuk dersleri…


Videodakilerden biri “FETÖ” sanığı, diğeri ise tanık! Kim dersiniz?!

Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi durumun özeti; Ahmet Şık’ın da dahil edildiği Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin “FETÖ” üyesi olarak “yargılandıkları” davadır. Bu dava ülkenin aynasıdır.

Bir hukuk garabeti olan davada sanıklar ile tanıklar yer değiştirmiştir. Adına iddianame denilen savcılık belgesi bir kanıt göstermeden gazetecileri suçlu ilan etmiştir.

İşte bu davaya Ahmet Şık’ın karşı ithamı damga vurdu. Meseleyi derli toplu anlatıp “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!” diyerek noktayı koydu.

Dava bir çeşit Ahmet Şık’ın hukuk, adalet haykırışıdır.

Suçlayandır suçlanan bu anlamda.

Sanık aslında tanıktır.

İddianame yoktur. Onun yerine senaryo vardır. Muhtemelen yazarı Cem Küçük’tür. Kimin bırakılıp kimin tutuklu kalacağını mahkemeden önce yazması bu konuya dahil olduğunun kanıtıdır.

Ömrü siyasi davalar ve kurgularla geçen Türkiye Cumhuriyeti’nin her dönemde bir kurgu yargılaması, tiyatro davaları oldu elbette. Ama böylesi ilktir. En azından eski sistemde mahkeme olsun, savcılık olsun iğne ucu kadar da olsa kanır ararlardı. Kararı bozacak Yargıtay vardı, orada yargıçlar meseleye daha hukuksal bakarlardı. Yani bir tür denge kurulurdu adalet terazisinin kefelerinde. Şimdi o terazinin bir kefesi boş.

Böyle olunca geleceğin hukukunu kurmak, dağılmış, parçalanmış hukuku toparlamak Ahmet Şık’a yani suçlanana, yargılanana düşüyor. Ahmet savcılara iddianame yazma, hakimlere adil yargılama dersi veriyor. Hepsinden önemlisi gelecekte Hukuk Fakültesi’nde okuyacak öğrenciler için Hukuka Giriş ders notları yazıyor.

Tanık, ayağa kalk!

Hüseyin Gülerce adı son yıllarda sıkça telaffuz edilen bir addır. Bir zamanlar, bilirkişi edasıyla,ağzına bir şeyler atıştırmış da son kırıntıları geviş getirip, çiğnerken demeçler vermesiyle ünlüdür.

Her demecinde cemaatin bu ülkeye ettiği hizmetleri, ‘hocaefendi’nin nasıl muhterem bir kişi olduğunu anlatır, bilirkişi edasıyla sağa sola akıl verirdi.

Cemaat sözcüsüdür. (“FETÖ” o zamanlar Cemaat ya da Hizmet Hareketi olarak adlandırılıyordu. Bu kavramları en fazla kullananlar da AKP’lilerdi) “FETÖ”nün gazetelerinde yönetici, yazar, sözcü, televizyonlarında programcıdır.

Bu şahıs kavgayı AKP’nin kazandığını hissettiği anda “itirafçı” oluverdi. Bunun altında yer alan şakirtler tutuklanırken buna dokunulmadı. Fakat ortada içinde yer aldığı yasadışı oluşuma darbe vuracak, kayda değer tek bir itiraf hiç olmadı.

İktidara sürtünerek suçlarından kurtulduğunu sanan bu meczup kendi bekasını başkalarına iftira atarak sağlayacağını düşünüyor.

Şimdiki sıfatı, Ahmet Şık’ın da yargılandığı davada ‘TANIK’lık.

Aslında sanık ama o henüz farkında değil.

Tanık aslında sanıktır.

İlerleyen temsillerde Ahmet Şık, “Tanık, ayağa kalk!” dediğinde sanık olduğunu anlayacaktır elbette.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,822BeğenenlerBeğen
17,108TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol