Halka taarruz dönemi…


1. İstanbul seçimlerinin ardından yaşanan kısa süreli zafer sevinci fazla uzun sürmedi. Hayatın gerçekleri kendini yeniden hatırlattı. Tayyip Erdoğan ve ortağı Devlet Bahçeli, yenilenen seçimlerin ardından aldıkları seçim yenilgisinden zerre etkilenmiş görünmüyor. Tersine tehditlerine devam ediyorlar. “Size yönettirmeyiz” mesajını açıkça veriyorlar. Tayyip Erdoğan kendisine biat edilmesini istiyor, CHP muhalefeti cılız birkaç itiraz dışında hiçbir ciddi tutum almıyor. Sürreal bir “tarafsız cumhurbaşkanlığı” tartışması yürütüyorlar. Tayyip Erdoğan’dan bir “tarafsız cumhurbaşkanı” yaratmayı düşünebiliyorlar! Havanda su dövüyorlar. Bunu kendileri de biliyor. Yeni rejime biat ediyorlar…

2. Yeni rejim, yani Tayyip Erdoğan Türkiyesi, içerideki muhalefet tehdidini hiç önemsemiyor. Rejim esas olarak ABD tehdidini atlatmak için uğraşıyor. Dış siyasette ABD ve Rusya arasında ip cambazlığı yapıp Katar’dan harçlık alarak idare eden Tayyip Erdoğan iktidarı, son süreçte iktisadi olarak çöken ülkeyi biraz daha idare etme, kaynak bulma kaygısıyla emperyalizmin gönlünü hoş tutmak için çabalıyor. Katar’dan gelen harçlığı aşan bir çöküntüyle yüz yüzeyiz. Durum çok ciddi. Dış borç ödemeleri sürdürülemez durumda. Yeni borç yapılandırma arayışında bir o yana bir bu yana koşturan iktidar yaptırımların ekonomik çöküntüyü derinleştireceğinin farkında; iktidar çöken ekonominin altında kalır endişesi hakim. Bu iktidarın en ufak tökezlemeye tahammülü yok. Tökezlerse yıkılır.

3. Ekonomideki felaket vahim boyutlarda. Bankalar yüzde 25 faiz oranları ile çalışırken Damat Berat aracılığıyla enflasyonu düşük açıklayıp emekli maaşlarına yüzde 5 reva görenler açık bir mesaj veriyor: Emekçilerin ve yoksulların kanını daha fazla emerek idare etmeye çalışacaklar. Çok ağır bir dönem yaşayacağız. İşsizlik, özellikle genç işsizlik oranı daha da artacak. Maaşlarda mutlak bir düşüş yaşanacak. Yaşam seviyesi dibe vuracak. Yoksulluk sınırında yaşayanlar açlık sınırına doğru sürüklenecek. Açlık sınırında yaşayanlar sınırın altında açlık çekmeye başlayacak.

4. İçeride gerçek bir muhalefetle karşı karşıya olmayan AKP, bu ekonomik sorunların kendiliğinden patlamalara yol açabileceğinin farkında. En çok korktukları kendiliğinden patlamadır. Bu nedenle daha fazla hapishane yapıyor, daha fazla polis kadrosu açıyorlar. Öğretmenlerin, doktorların değil polislerin sayısı artıyor. Orduyu profesyonelleştirip MHP referanslı faşist kadrolara rütbe dağıtıyorlar. Bir yandan da ABD ile normalleşmenin bir karşılığı olarak Fethullahçı örgütlenme ile yeniden barışmanın, en azından bir ateşkesle idare etmenin yollarını arıyorlar. Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak’ın cezalarının Yargıtay tarafından bozulması bunun işaretidir.

5. CHP’nin İstanbul’daki seçim başarısı, tüm iktidar imkanlarının kullanılmasına, yandaş medyada inanılmaz bir iftira kampanyasının yürütülmesine rağmen AKP’nin halk nezdinde ciddi bir destek kaybına uğradığını gösterdi. CHP halkın öfkesine, kitlelerin mücadelesine güvenen bir parti olmadığı için, bu destek kaybını iktidarın yıkılması için seferber etmeyecek. Ekrem İmamoğlu yavaş yavaş burjuva siyasetinin yükselen adayı olarak iktidara hazırlanacak. İmamoğlu için “proje aday” diyorlar. Kişi kendinden biliyor işi. ABD ile uyum içinde, emperyalizmin hizmetinde ve rotasında bir Türkiye projesine tüm düzen partileri zaten teşnedir ve bu projenin liderlerini yaratmaya çalışırlar. Biz ise emekçi kitlelerin seferberliğine inanırız ve onun için işçi sınıfının öncülerini birleştirmeye, yoksul halkın liderliğini yürütmelerini sağlamaya çalışırız. Konumuz budur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here