Güneş süpernova geçirseydi…

Emin olun, güneş süpernova geçirseydi, hiçbir şey anlamazdınız…

  • ÖNDER ŞAHİN

Tüm insanlık doğal felaketler, salgın, iklim değişimi, depremler gibi art arda gelen talihsizlikleri konuşuyor ve laf dönüp dolaşıp ‘kıyamet’e geliyor. Kıyamet

Şairimiz Nazım Hikmet’in ‘en diyalektik’ sözleridir belki Strontium 90 adlı şiirindeki dizeler:

Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm.
Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,
Ya dünyamıza inecek ölüm.

En azından Dünya’nın başına gelebilecekleri düşünelim; gerçi ilk olarak Güneş’in süpernova merhalesine erişecek kadar büyük bir kütlesi bulunmadığını belirtip okuyucularımızı daha ilk elden müsterih kılayım.

Ve tabii başlıkta sorulan soruyu yanıtlamadan önce, süpernova merhalesine erişme konusunu açıklamakta, ‘süpernova’ denen olayın ne olduğunu izah etmekte fayda var diye düşünüyorum:

Bir yıldızın nükleer füzyon yapmasının (başta hidrojen gibi hafif elementlerin birleşerek ağır elementlere dönüşmesi) olanaksızlaştığı, iç basıncının kendi kütle-çekimine yenildiği; dolayısıyla muazzam bir patlamayla tüm katmanlarının uzaya püskürmesi (kesintisiz veya aralıklı olabilir) olayına SÜPERNOVA denir.

Basitçe, aşırı sallanan bir şişenin içindeki gazlı içeceğin basıncının şişeyi patlatması buna örnek gösterilebilir. Böylesi bir patlamada saniyeler içinde açığa çıkan enerji miktarı, GÜNEŞ’İN ÖMRÜ BOYUNCA ÜRETEBİLECEĞİ ORANI BİLE AŞABİLİR! Ayrıca patlamadan ötürü, yaşam için müthiş zararlı gama ışınları ortaya çıkacaktır ki böylelikle yeryüzündeki yaşam henüz bu olay tamamına ermeden büsbütün altüst olur!

Yıldızımız bir süpernovayla yok olsa Japonya’daki atom bombası kurbanları gibi yeryüzündeki canlılar, kaşla göz arasında kelimenin tam anlamıyla buharlaşırdı!

Böyle bir patlamadan zararsız çıkmak için güvenli uzaklık 50 ilâ 100 ışık yılı arasıdır; Dünya’ya 150 milyon kilometre mesafedeki Güneş’in böyle bir durumda kendi sistemindeki her şey bir yana, bahsi geçen mesafe kapsamındaki yıldız ve onların sistemlerinde de ağır hasara yol açması işten bile olmazdı.

Somutlamak gerekirse Merkür, Venüs, Dünya tümüyle yok olur; Mars ise kesin olmamakla beraber, çok ciddi yıkıma uğrardı. Muhtemelen yüzeyinin büyük bir kısmı ve zaten epey ince atmosferinin tamamı buharlaşır, yalnızca çekirdeğinin bir kısmıyla varlığını sürdürürdü.

Jüpiter’le Satürn, şok dalgası ve madde akışı yüzünden büyük bir oranda kütle kaybederek devlik vasıflarını yitirirdi. Satürn’ün halkası bu durumda düzensizleşip tamamen dağılabilir, aynı şekilde Jüpiter’in Satürn’e nazaran cılız halkası da bu şok dalgası ve kütle-çekimsel denge bozukluğundan nasibini alırdı.

Neptün’le Uranüs ise şok dalgasının yıkıcılığı, Güneş’e uzaklıkları nedeniyle kendilerine erişene dek zayıflayacağından görece az hasar alarak kurtulurdu; ama patlama sonrası uzaya saçılan maddeler (özellikle asteroitler), uzun süre boyunca dört büyük gezegeni bombalardı.

DÜNYANIN ÖLÜMÜ GÜNEŞİN ELİNDEN

Güneş’ten arta kalacak nötron yıldızı yahut kara delik (ikisinden biri oluşurdu), Güneş’le kıyaslanamayacak denli büyük bir kütle-çekim kuvveti uygulayacağı için hayatta kalacak gezegenlerin konumları değişir ve Mars-Jüpiter arasındaki asteroit kuşağı, Kuiper Kuşağı’yla Oort Bulutu’nda (bu ikisi, Güneş Sistemi’ndeki bilinen gezegenlerin ötesinde kalan bölgelerdir) bulunan cisimler, sistemin her yanına savrulurdu.

Yeryüzünden silinecek (Dünya’nın kendisinin de tamamen yok olacağını hatırlatayım) olan tüm canlıların yaşamı hızlı ve acısız şekilde son bulurdu!..

Gerçekteyse Güneş’in akıbeti çarpıcı ve sarsıcı bir patlama olmayacaktır. Kırmızı dev olup da hacminin artarak kütlesinin azalmasıyla gezegenimsi nebulaya, sonra da bir “beyaz cüceye” dönüşecektir.

Güneş, Dünya üzerindeki yaşam koşullarını bizim için oldukça uzun yıllar boyunca mümkün kılmaya devam edecek. Bu, yaklaşık 1-2 milyar yıllık kozmik bir zamandır. Bu zamana kadar zaten insanlık ya kendi sonunu getirecek ya da Dünya yüzeyini çoktan terk etmiş olacaktır.

Aslında, bu yazı boyunca anlatmak istediğim evrenin hiç de konuksever bir yapıya sahip olmadığıdır.

Dış uzay bir tarafa, kendi atmosferimizin bile sadece bir 10 kilometre yukarısına doğru çıkıldığı takdirde, oksijen miktarı ve hava basıncı düşer, radyasyon artar ki bu koşullar altında bir insanın hayatta kalmasının imkânı yoktur.

Evet, bu yazının mevzu ettiği durum kurgu olabilir ama Dünya’nın ölümü şu anki öngörülere göre yine Güneş’in elinden olacaktır.

Gerçekten Güneş bir süpernovayla yok olsaydı yeryüzündeki herhangi bir canlı henüz ne olduğunu dahi anlamadan hayata veda ederdi…

Son Haberler

Uçan tekmeyle hırsızlık

Hepimizin cebinden kamyon yüküyle para emen bir Türkiye Wushu Federasyonu olduğunu biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız, lütfen artık bilin! ÖZGÜR TOPSAKAL Wushu isminde Türkiye'de pek popüler olmayan...

Özerk değilse, üniversite değildir

“İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsen Bu nice okumaktır" Yunus Emre FİKRET BAŞKAYA Bir yüksek öğrenim kurumunun üniversite sayılabilmesi için özerklik olmazsa olmaz koşuldur. Bir bakıma...

Koca memleket arpalık oldu!..

Yurt içinde arpa fiyatları 1550 ile 1650 TL arasında seyrederken, TMO’nun yurt dışından 2000 TL’den arpa ithal etmesi tepkilere neden oldu. RED haber - Artık Türkiye'de...

“Açılın, ben avukatım!..”

AKP'lilerin suyunun suyu aşıları bitirdi. Herkes birbirine, "Aşı nerede?" diye bakıyor. AKP'liler aşı torpilini yüzsüzce savunuyor. Armağan Çağlayan, "Açılın, ben de avukatım!" diyor... RED haber...

Artistik/Akademik Ortam Mühendisliği

Boğaziçi Üniveristesi’nin yeni 'Rektör'ü Nuri Alço... ZAFER ERCAN Biz "aşmış" insanlarız, kişilerle uğraşmayız; nitelik üzerinden hareket ederiz. Bu bağlamda da Boğaziçi Üniversitesi’ne (BÜ) rektör olarak...