Gezi ‘beraat’i ve geçmiş olamaması!

Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz eseri Hababam Sınıfı, daha çok sinemaya uyarlanmış haliyle bilinir. Orada şöyle bir olay geçiyor hatırlarsanız: İnek Şaban’a genç edebiyat öğretmeni Semra Hoca’dan aşk mektupları gelir. Oysa aşk mektuplarını arkadaşları İnek Şaban’ı işletmek amacıyla Semra Hoca adına yollamıştır.

Kendi adına aşk mektubu yazıldığını öğrenip çileden çıkan Semra hoca bunu kimin yaptığını sorar. Bu mektubu yazanı esaslı bir ceza beklemektedir.

Mektubu yazan ayağa kalkar:

“Ben yazdım hocam!”

Sonra bütün sınıf tek tek:

“Hayır, ben yazdım…”

“Hayır ben…”

“Ben…”

“Ben…”

Semra Hoca ne yapacağını, kime ceza vereceğini şaşırır ve ağlayarak sınıftan çıkar.

Burada anlatılmak isteneni Gezi’de atılan bir slogan en net şekilde özetliyor: “Kurtuluş yok tek başına! Ya hep beraber, ya hiç birimiz!”

Gezi Davası Kararları

Gezi davasında kararlar açıklandı. Olaylar yalnızca beş on kişi üzerine yıkılmaya çalışıldı ve o bir kaç kişi için ağır cezalar istendi. Sosyal medyadaki kampanyayı Semra Hoca örneğine benzettim.

“Ben de oradaydım, beni de yargılayın…”

“Hepimiz oradaydık.”

“Ben de oradaydım.”

“Ben de oradaydım.”

“Ben de…”

Harika bir dayanışmaydı Gezi. Fiziken orada değildim ama yüreğim orada atıyordu. Uzun zamandan beri ilk defa ülkemle gurur duyabileceğim bir direnişti.

Gezi davasında tüm sanıklara hakkında beraat ve tutuklu sanıklar için tahliye kararı verildi. Bu karar kuşkusuz mutluluk verici ancak umut verici değil. Dava boyu mahkemenin tavrını ve hukuksuz uygulamalarını göz önünde bulundurursak verilen beraatlere şaşırdık diyebiliriz. Yargı’yı o kadar tahrip ettiler ki mahkemenin doğru karar vermesine şaşırır olduk.

Ne var ki acı olan, mahkemenin kararından sonra Tayyip’in ne karar vereceği bekleniyor olmasıydı ki ‘Yeni Türkiye’de belirleyici olan bu. Ve Tayyip kararını verdi, Osman Kavala gözaltına alındı! “Hazır eldeyken” yapılabilecek bir soruşturma, beraat kararının hemen ardından bir “yeniden ele geçirme” bahanesi olarak kullanıldı.

Gerçekçi olmak lazım. Beraatten ağırlaştırılmış müebbete çevrilen örnekler mevcut.

Öte yandan, bir kaç gündür yine darbe söylentileri yayılıyor yandaş pokemonlar tarafından. Bu iki gelişme arasında bir bağlantı var mı yok mu zaman içerisinde göreceğiz ki geçtiğimiz günlerde komplo hazırlığında olduklarına yine sitemizde yer vermiştik.

Rasim Ozan Kütahyalı’nın yazısı üzerinden sürdürülen provokasyon iktidarın halka yeni bir saldırı hazırlığına işaret ediyor olabilir. Bu ihtimali dikkate almak gerekiyor. İktidar bloğunun çatırdaması her zaman iyiye işaret değildir. Güçlü bir alternatifin yokluğunda, iktidara hakim olan ekip Bonapartizmin sınırlarını zorlayarak ciddi bir baskı rejimi tesis edebilir.

Uzun lafın kısası, Türkiye kritik günlerden geçmektedir.

Son Haberler

Elektronik kelepçe gelecek, dertler bitecek!

Tımarhane Cumhuriyet’nde müjdeli haberler hız kesmiyor. Bugün de AKP’nin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank “milli elektronik kelepçeler geliyor” diyerek halkı coşkuya boğdu! RED –...

Sahiller doldu taştı, “şeffaf Bakan” panikte!

Turizm sektörünü canlandırmak için sınavları ertelemeyerek çocuk ve gençlerin hayatını riske atan iktidarın “şeffaf” Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şimde de çıktı; “birinci dalga sahillere...

İçme suyumuza bile göz diktiler!

İktidarın çılgınlık ötesi projesi Kanal İstanbul kapsamında kentin su ihtiyacının bir kısmını karşılayan Sazlıdere Barajı tamamen yok olacak! Barajın imara kapalı ve koruma altında...

Ada sahilleri işgallerle perişan ediliyor!

İstabullular’ın nefes alabildiği en önemli oksijen alanlarından kentin gözbebeği, dünya mirası Adalar ilçesinde kanuna aykırı sahil işgalleri dur durak bilmiyor! RED - Haber Heybeliada, Büyükada,...

“Korona verileri artık gizleniyor!”

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanlığı’nın günlük koronavirüs tablosundaki parametre değişikliğine gitmesiyle artık verilerin kamuoyundan gizlendiğini açıkladı! RED - Haber Bakanlığın...