Fişek ve musluk

Şenlik ateşleri yakılsın, değil 41 pare 1001 pare top patlatılsın, cambazlar ipte perende atarken hokkabazlar ceplerinden upuzun yılanlar çıkarsın…

  • BORA ERCAN

Falcılar, kahinler, büyücüler söyleyin bu ne yumurtası, içinden ne çıkacak?

Hangi anahtar açacak Pandora’nın kutusunu?

Bakın olmayacak böyle, bu maskeler korumaz bizi. Onları üretmek için işçiler zor koşullarda çalıştılar, ucuza, güvencesiz çalıştılar, bu nedenle o maskeler lanetli. Yüzümüzü perdeliyor, ifademizi saklıyor. Tek işlevi bu.

Oysa bizi masklar koruyacak asıl. Canavar, satir, erinyes, kali, lilith maskları.

Başka nasıl korunabiliriz ki? Virüsten çok daha tehlikeli değil mi patronların kâr hırsı Endonezya’da, Bangladeş’te, Çin’de, Hindistan’da, Türkiye’de…

Siz ölülerinizi ne yaparsınız?

Yakmak dininiz gereği caiz değil, biliyorum, peki canlı yakmanın yeri ne, işte onu bilmiyorum. Ağaçlar yakılıyor bu ülkede, cayır cayır ağaçlar. Kül kokusu boğazımızda. İnsanlar çığlık çığlık. Prometheus başını eğmiş, çaresiz, utanıyor.

Havai fişekler atılıyor. Gaz bombalarına, göz yaşartıcı bombalara karışıyor art arda patlayan renkler. Şehrin çocukları ürküyor, kuşları korkuyor. Gargantualar dans ediyor, liliputlar birbirine sarılmışlar tir tir titriyor. Minatourlar doymak bilmiyor, Medusalar hepimizin gözlerini körledi.

Ama bugün size özel değil mi, düğününüz var, her şey hakkınız, eğlencemiz olsun, olsun da havai fişekleri kim üretti, nasıl üretildi hiç düşündük mü?

Bedava yaşıyoruz bedava / hava bedava bulut bedava / dere tepe bedava / yağmur çamur bedava, der ya Orhan Veli, sokakta yürürken üstü kapatılmamış bir çukura düşüp 36 yaşında yaşamını kaybeden şairimiz ve ekler, peynir ekmek değil ama acı su bedava.

Ah, artık değil tabii, ya damacana su ya pet şişeler…

Dereler de bedava değil, HES’ler çöreklendi üstüne.

Tepeler hiç değil orada müteahhitler var. Enerji dediler, büyük büyük barajlar, Hasankeyfleri yuttular, tamam da ne için?

Geceleri bütün şehir ışıl ışıl olsun yıldızları göremeyelim, ayın büyümesini izleyemeyelim.

Hikmet’in oğlu Nazım, seviyorum seni der, geceleri ateşler içinde uyanarak ağzımı musluğa dayayıp su içer gibi.

En son ne zaman ağzımızı musluğa dayayıp su içtik? Hatırlayamıyorum.

Şairimizin bu metaforu günümüz gençleri, günümüz insanları için pek de bir şey ifade etmez. Hava kirletildi, su kirletildi, ama olsun havai fişeklerimiz var.

Şehirler nefes alamıyor. Dereler kurudu, sadece birer sokak adı artık onlar. Nem oranı yüzde kaç? Sıcak değil şehir öldürüyor. Virüs değil asıl tehlike zihniyet, karşımızda olanca iktidarıyla duran. Virüs geçecek, zihniyet maalesef kalıcı.

Bombalar patlarken, ortalık yanarken, musluktan su içemezken haydi, hayda, hoppa. Siz ölülerinizi nasıl sayarsınız? Yarısı yanmış bir ölü bir tane midir yarım tane mi? Çeyrek ölüler var mıdır? Mezarlıkta çok da yer kaplamayan? Yeni mezarlıklarda servi dikecek yer bile bırakılmamış…

Sonuçta, krematoryum yok diye üzülmeye gerek de yok bakınız her yer, fabrikalar, oteller, gökdelen inşaatları, ormanlar birer potansiyel krematoryum…

Son Haberler

“Her yer korona, her yer sömürü!”

Koronavirüs salgını sermaye sahiplerinin işçiyi kâr hırsıyla nasıl acımasızca sömürdüğünü her gün açığa çıkarıyor! Vestel, Kumtel ve Dardanel fabrikalarında ölüm ve vakalar artarken işçiler...

Çok insan ölecek

Bugüne kadar yazdığım hemen her şey, sadece kötü senaryo dahilinde gerçekleşiyor ve bu beni çok üzüyor. T. AKMAN İnsana ne düşüneceğini şaşırtan, çok keyifsiz bir...

Yerli-Yersiz Teknoloji

Bugün dünyada yerli ve milli iddiasında olan pek de bir ülke yok. BORA ERCAN Sayın Teknoloji Bakanı Varank yerli otomobilden sonra yerli kelepçenin de üretilecek...

Elektronik kelepçe gelecek, dertler bitecek!

Tımarhane Cumhuriyet’nde müjdeli haberler hız kesmiyor. Bugün de AKP’nin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank “milli elektronik kelepçeler geliyor” diyerek halkı coşkuya boğdu! RED –...

Sahiller doldu taştı, “şeffaf Bakan” panikte!

Turizm sektörünü canlandırmak için sınavları ertelemeyerek çocuk ve gençlerin hayatını riske atan iktidarın “şeffaf” Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şimde de çıktı; “birinci dalga sahillere...