Gazete RED‘Fırat Sazanı’nda ikinci perde

‘Fırat Sazanı’nda ikinci perde

İşgal yoluyla genişleme gibi hayaller hastalıklı bir düşüncedir, aksini tartışmayız bile. Bunu şimdilik bir yana koyarak Türk devletinin mantığını anlamaya çalışmak istiyorum.

Şimdi, yabancı bir ülkenin toprağında gözün var ve bunun için eyleme girişiyorsan, bunu mutlaka karşı tepkileri olabildiğince yumuşatarak yaparsın. Kendine “haklı” gerekçeler üretirsin. Kötü bir niyetinin olmadığını, aslında oraları “özgürleştirmek” istediğini anlatırsın.  Operasyonun ismini Ecevit’in Kıbrıs’a çıkarken yaptığı gibi barış harekatı ya da huzur harekatı gibi bir şey koyarsın. Yani afili bir isim koymak pek akıl işi değildir. Ayrıca yüksek desibelli yaygara ile değil de sessiz sedasız, olabildiğince dünya gündeminden kaçırarak yaparsın ki tepki oluşmasın ve ismin emperyal hevesler peşinde koşan, işgalci bir ülkeye çıkmasın.

Sözde Kürt koridoru kurulmasını engelleyecekler. Oysa Esad takıntısıyla Suriye’deki bataklığı kendileri yarattılar. Şimdi de davul zurna ile atlıyorlar. Mehter takımı tamtamları eşliğinde tarihsel bir işgalin yıl dönümüne denk getirerek sınır ötesine ilk adımlarını attılar. Pek “manidar” oldu gerçekten. Cephe gerisinde dünya halklarının anılarında berbat izler bırakarak tarihe gömülmüş işgalci ve yağmacı bir imparatorluğa hamasi göndermeler yapıp duruyorlar. Ülkenin sınırlarını belirleyen kuruluş anlaşmalarını gündeme getirip komşuları tedirgin ediyorlar. Komşular Türkiye’yi kendilerini işgal eden, bombalayan ülkelerden daha büyük bir tehlike olarak görüyor. Sabah akşam bangır bangır külhanbeyi naraları. Göğsünü yumruklayan orangutan gibiler.

Böyle müsamereler bizdeki ortalama adamın aklını başından alır. Fakat türbinlere verdiğin görüntünün dışarıda bir bedeli olur. Amacın gücünü, kararlılığını dünyaya göstermekse dünya zaten senden iyi biliyor Türkiye’nin çapının kaç santim olduğunu. Suriye’deki dert yetmiyormuş gibi bir de Musul petrolleri hevesine tutuldular. Türk sağının bildiğimiz açgözlülük şizofrenisi. Yurt içinde de toplumsal fay hatlarını düşünmeden harekete geçiriyorlar siyasi emelleri için. Bu kafayla Kürt koridoru zaten Türkiye içinde oluşur yakın gelecekte.

ÖSO gibi bir çeteler koalisyonu ile müttefik oldular. Aralarında belli bir birlik yok, bazen kendi içlerinde çatışıyorlar. Uyguladığı vahşet seviyesi IŞİD’den aşağı değil. Özgürlük lafı hikaye, haydutluktan başka davaları yok. Köylünün buğdayından elektrik direğine, tarihi eserlere kadar ne bulsa yağma edip Türkiye’de satıyorlar savaş başladığından beri.

Türkiye-ÖSO, IŞİD, YPG… Birbiri ile savaşan üç taraf… IŞİD ile de aba altından dirsek temasıyla bir takım işler çevirme peşindeler. ABD ise hem Türkiye’nin hem de YPG’nin müttefiki. Wiki’deki İngilizce Fırat Kalkanı maddesinde böyle acayip bir durum oluşmuş. Ortadoğu tımarhanesinde olabilir her şey. ÖSO’nun İŞID ve YPG kadar askeri kapasitesi yok. YPG özgürlük diyor, IŞİD’de ise İslam ve şehitlik motivasyonu var. Fakat bunların tek derdi haydutluk. Türkiye tarafından kendisine bırakılan yerleri parayla IŞİD’e geri sattığı söyleniyor. TSK düşmanla göğüs göğüse çarpışmak zorunda kalacak eninde sonunda. Hem Suriye’de belki yarın Irak’ta da.

Şimdilik fazla dalmadılar, sınırın bir kaç kilometre dışındalar. Çetelerle müttefik olmanın utancı yanında gelen bilgilere göre orada durum şimdiden pek parlak değil. İlk gün bir yarbay öldü. Tahrip edilen tankların ve kaybedilen askerlerin de açıklananın çok üstünde olduğunu biliyoruz bölgeye giden bağımsız gazetecilerden. Bugün olanlar Suriye içlerinde ilerledikçe olacakların da habercisi. Medya karartması neyi nereye kadar örtbas edecek? Alan genişledikçe çatışmalar da o oranda yoğunlaşacaktır. İlerlediğin ölçüde geri çıkmak zorlaşır ve paçanı da kaptırırsın. Sonra da istiklal marşını tersten söyletirler. Bu arada dünya Türkiye’ye neden bu kadar tepkisiz dersiniz?

Tarih bunları nasıl yazar bilmiyorum fakat bugün için denebilecek şey dış siyasete yön veren kadrolarda bir tane akıllı adam kalmamış gibi göründüğü. Varsa da oturduğu koltuğa, aldığıyla yediğine baktığı için ses çıkarmıyordur. Türkiye’nin Suriye ile barışıp ilişkileri normalleştirmesinden başka hiçbir çaresi yok. Fakat Türkiye’deki iktidar değişmeden mümkün değil. Bugünden sonra akılları başlarına gelse de bu kadar kaypak adamların Allah bir demesine daha da güvenmez kimse.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,980BeğenenlerBeğen
16,904TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol