Fedakarlık… Ne kadar?..

Politikacılar, iktidarlar, gazeteler, televizyonlar yalan söylüyor. Virüs inanılmaz boyutlarda yayıldı; peki bu ortamda tamamen güvencesiz bırakılan sağlık emekçilerinden isteyebileceğimiz fedakarlığın derecesi ne?

  • DİDEM BERKES

Söz konusu sağlık sektöründe kariyer yapan insanlar olunca onlar için ‘fedakar’ deriz. Sağlık sektöründe çalışan insanlar bizde hayranlık uyandırır, işleri çok zor, çok sorumluluk ister, deriz.

Çünkü kendi hayatlarını yaşarken alacakları sorumluluğun üstüne insan hayatının sorumluluğunu da aldıklarını biliriz. Hayatlarının her anında sağlıklı, düşünceli, düzenli, dakik olmaları gerektiğini asla diğer insanlar gibi bazen ailelerinin kendilerine ihtiyaç duyduğu zamanlarda veya keyfi olarak işlerini ihmal edemeyeceklerini biliriz.

Sağlık sektörü bir askeri disiplin gerektiren, kişinin hayatını kapsayan mesleklerden; çoğu zaman o kişinin ismi bizim için mesleğidir, doktor bey, hemşire hanım, deriz.

Koronavirus salgını ile birlikte politikacılardan da en çok duyduğumuz cümle, sağlık emekçilerinin ne kadar ‘fedakar’ oldukları fedakarca çalıştıkları, nasıl bütün dünya insanlarına can verdikleri, insanlara ilham oldukları…

Sağlık çalışanları susturuldu tehdit edildi, korunmasız bırakıldı ve saldırıya uğradı.

Doktorlar, hemşireler, sosyal bakım çalışanları, temizleyiciler, ambulans şoförleri ve tesis personeli dahil herhangi bir kapasitede sağlık ve sosyal bakım hizmetine dahil olan bütün sağlık emekçileri salgın ile en önde savaştılar ve büyük bir yalnızlıkla hatta zaman zaman kendi hükümetleri tarafından çeşitli saldırılara uğrayarak çalıştılar.

Uluslararası Af Örgütü, COVID-19 salgını ile başlayan güvenlik sorunlarının devam ettiğini, sağlık çalışanlarının tehdit edilmesi, susturulmaya çalışılması, tutuklanma ve gözaltına alınma ve işten çıkarılma ile karşı karşıya olduğu vakaları belgelediklerini açıkladı.

COVID-19 salgını, küresel işbirliği gerektiren küresel bir sorun.

Hastalığın bir salgın olduğunu ve hızla yayılan bir virüs olduğunu Çin hükümeti saklarken Çinli doktorlar söyledi.

Hastalar için gerekli olan ekipman sayısında sıkıntı olacağını doktorlar söyledi. Maskenin şart olması gerektiğini doktorlar söyledi.

Ülkelerin komple kapanması katı karantina ilan edilmesi gerektiğini doktorlar söyledi.

Virüsün kara, deniz ve hava yollarından sürekli ülkelere bulaştığı için kontrol edilemez hale geleceğini bütün ülkelerin salgınla mücadelede ortak savaşmaları gerektiğini aksi takdirde milyonlarca insanın öleceğini, doktorlar söyledi.

Bazı ülkeler hasta ve ölüm sayısını saklıyor bu cinayettir, bütün verilerin şeffaf olması gerekli diye uyaran da yine onlardı.

Şimdi de tıp insanları bize ‘salgın devam ediyor ve hızlanıyor’ ve ‘ikinci dalga olacak’ diyorlar.

Küresel vakalarda günlük rekor artış oldu. Cuma günü 24 saat içinde 284 bin 196 kişi hastalandı.

Bu salgında politikacıların halk sağlığını hiç umursamadıklarını, sağlık emekçilerinin uyarıları olmasa hepimizi gömmeye niyetli olduklarını açıkça gördük. Onlara kalsa, grip gibi bir şey, deyip geçeceklerdi, şimdi de çok başarılıyız falan diyorlar ama hâlâ bütün dünyada sağlık emekçileri, salgının başından beri aşırı çalışarak, malzeme eksikliği içinde, çocuklarını, ailelerini göremeden, onları fiziksel ve ruhsal olarak tüketen hükümetlerin baskıcı ve çıkarcı politikaları altında ‘fedakarca’ çalışmaya devam ediyorlar. Salgın hızla devam ediyor ve sağlık emekçilerinin yükü azalmıyor, artıyor.

Örneğin Cuma günü, Mardin Tabip Odası Başkanı Dr. Derya Etem vaka sayısının 5 binin üzerinde olduğunun sağlık sistemi tıkanma noktasına geldiğini söyledi.

TTB COVID-19 İzleme Kurulu Üyesi Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala’ya Bilimsel açıklamalarından dolayı soruşturma açıldı.

El Salvador’da 16 Temmuz’da Sağlık İşçileri Sendikaları protesto düzenledi. Ülkede tam karantina uygulanması ve sağlık işçileri için koruyucu malzeme temin edilmesi talebinde bulundular. Sendikaya göre şu ana kadar 2 binden fazla sağlık çalışanına koronavirus bulaştı.

Fransa’da sağlık emekçileri protesto yaptı, zam, fazla mesai ücreti ve koruyucu malzeme talep ettiler.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Afrika Bölge Ofisi Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Afrika’da 8 binden fazla sağlık çalışanına COVID-19 bulaşmış olduğunu söyledi.

Avustralya Tabipler Birliği, hükümetin işyerlerinde Covid-19 ile enfekte olmuş sağlık çalışanlarının sayısı konusunda daha şeffaf olmasını ve maske takılmasının zorunlu olmasını istedi.

Futbolculara sürekli test yapılıyor, sağlıkçılara yapılmıyor.

Her gün Cumhurbaşkanları, bakanlar tarafından övgülere boğulan sağlık emekçileri düzenli test edilmiyor.

İngiltere’nin en seçkin bilim adamlarından Sir Paul Nurse’a göre, tüm sağlık ve bakım personeli haftada bir veya iki kez Covid-19 için rutin olarak test edilmeli.

Nurse, Sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda çalışmayı hak ettiğini söyledi ve mesleklerini icra ederken ölmemeliler, dedi.

Uluslararası Af Örgütü’nün araştırma yaptığı 63 ülke ve bölgede neredeyse sağlık çalışanlarının tümünün kişisel koruyucu ekipman (KKD) sıkıntısı yaşadıklarını ve sağlık çalışanlarına düzenli test yapılmadığını bildirdi.

Dünya ülkelerinin çoğu sağlık emekçileriyle ilgili bilgilerde şeffaf değil.

Şu anda COVID-19 salgınında sonra kaç sağlık emekçisinin öldüğü konusunda sistematik bir küresel izleme bulunmamaktadır. Dünyada kaç sağlık çalışanın öldüğü bilinmiyor. Uluslararası Af Örgütü, dünyanın 79 ülkesinde COVID-19 salgınından sonra 3 binden fazla sağlık çalışanının öldüğünü raporladı.

İran 15 Temmuz’da 140 sağlık çalışanın hayatını kaybettiğini açıkladı.

Mısır, Fransa, Rusya, Brezilya kendi hastanelerinin açıkladığı sağlık emekçisi ölüm sayısına itiraz ettiler.

Hükümetler, COVİD-19’u bir meslek hastalığı olarak görmüyorlar ve sağlık emekçilerine tazminat ödemeye değmez diye düşünüyorlar.

Uluslararası Af Örgütü devletleri COVID-19’u bir meslek hastalığı olarak görmeye çağırıyor. Ve bunun bir parçası olarak, sağlık ve temel çalışanların enfeksiyonu kapmaları durumunda tazminat ve diğer destek hizmetlerine erişebilmelerinin sağlanmasını istiyor.

Ayrıca sağlık çalışanlarının COVID-19 testi için öncelik gruplarına dahil edilmelidir, diyor.

Politikacılar sırtlarını sağlık emekçilerine dayamış bir şekilde iktidarlarını yaşatıyorlar, emekçilerin hiçbir hakkını vermemek için de uğraşıyorlar.

Koronavirus salgını başladığında dünya liderlerinin doktorların uyarısına karşı salgını hafife almaları, kapitalist kâr hırslarıyla davranmaları, binlerce insanın ‘ölmeyebilecekken’ ölümüne neden oldu. O günden bugüne de aynı politikalarını bazıları hâlâ açıkça, bazıları bu sefer belki daha gizlice, sürdürüyorlar.

Bir insandan isteyebileceğimiz fedakârlığın derecesi nedir?

Fedakarlıkta bir ölçü olmalıdır, işini yapıyor olması, sağlık emekçisinin tükenmesine ve ölmesine neden olmamalıdır. İnsanlığın tarihinde en zor dönemlerden birini yaşadığı bu salgınla mücadele günlerinde bizim tek çaremiz olmuş sağlık emekçilerimize karşı işlenen suçları görmezden gelemeyiz.

Sağlıkçıların hayatları ve hakları için savaşmalı ve canlarına kastedenleri yargılamalıyız. Övgüler lafta kalmamalı ve bu yaşananların asla bir daha tekrar etmemesi için yanlış davranan politikacıların cezalarını çekmeleri şart.

Nitekim, Uluslararası Af Örgütü, Temmuz ayında dünyanın dört bir yanındaki sağlık çalışanlarının deneyimlerini belgeleyen yeni bir rapor yayınladı. Hükümetlerin, COVID-19’dan koruyamadıkları sağlık ve temel işçilerin ölümlerinden sorumlu tutulmaları gerektiğini söyledi.

Af Örgütü, pandemi halen dünya çapında hızlanırken, hükümetleri sağlık ve temel işçi yaşamlarını ciddiye almaya çağırıyoruz, diyor.

Bugüne kadar sadece Fransa’da dernekler, tabipler sendikaları, polis sendikaları ve bazılarının tutuklu olduğu öğrenilen vatandaşlar Fransa Başbakanı Philippe’e karşı koronavirüs krizini iyi yönetemediğini öne sürerek 63 adet suç duyurusunda bulundu. 600 doktor, başbakan ve sağlık bakanı için açtıkları dava için şunu söyledi: ‘Tehlikeyi’ biliyorlardı. Ama önlem almadılar.

Jair Bolsonaro Brezilya’da bir soykırım gerçekleşiyor, 76 bin insanı öldü. İran, bir ile iki milyon arası İranlı COVID-19’dan ölecek, diye açıklama yaptı. ABD, Trump sayesinde salgınının merkezi ve en çok can kaybının yaşandığı ülke olmaya devam ediyor, 147 bin 364 insan öldü.

Hükümetlerin hatasını halk çekiyor, bu büyük suç cezasız mı kalacak?

Af Örgütü’nün açıklamasını okuyunca ‘aklın yolu bir’ diye düşündüm çünkü ben de bir dünya vatandaşı olarak bu salgında halkını korumayan, sağlık ve temel işçileri korumayan bütün politikacıların yargılanmasını istiyorum.

Görevini ihmal ederek insanların hayatını kaybetmesine neden olan herkes, her politikacı hele ki bir ülkeyi yönetme sorumluluğunu almış bir Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan mutlaka yargılanmalı ve işlediği toplu cinayetlerin bedelini ödemeli.

Bu yaşanan acıların tekrar yaşanmaması için tüm insanlığın talep etmesi gereken bir tutum…

Önceki İçerikKatili okşamak…
Sonraki İçerikŞiddetin Başı, Sonu, Ucu

Son Haberler

“Her yer korona, her yer sömürü!”

Koronavirüs salgını sermaye sahiplerinin işçiyi kâr hırsıyla nasıl acımasızca sömürdüğünü her gün açığa çıkarıyor! Vestel, Kumtel ve Dardanel fabrikalarında ölüm ve vakalar artarken işçiler...

Çok insan ölecek

Bugüne kadar yazdığım hemen her şey, sadece kötü senaryo dahilinde gerçekleşiyor ve bu beni çok üzüyor. T. AKMAN İnsana ne düşüneceğini şaşırtan, çok keyifsiz bir...

Yerli-Yersiz Teknoloji

Bugün dünyada yerli ve milli iddiasında olan pek de bir ülke yok. BORA ERCAN Sayın Teknoloji Bakanı Varank yerli otomobilden sonra yerli kelepçenin de üretilecek...

Elektronik kelepçe gelecek, dertler bitecek!

Tımarhane Cumhuriyet’nde müjdeli haberler hız kesmiyor. Bugün de AKP’nin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank “milli elektronik kelepçeler geliyor” diyerek halkı coşkuya boğdu! RED –...

Sahiller doldu taştı, “şeffaf Bakan” panikte!

Turizm sektörünü canlandırmak için sınavları ertelemeyerek çocuk ve gençlerin hayatını riske atan iktidarın “şeffaf” Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şimde de çıktı; “birinci dalga sahillere...