Gazete REDTanımlanamayan cisim: Trump

Tanımlanamayan cisim: Trump

Dünya değişiyor. 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra biçimlenen Yeni Dünya Düzeni, ona eşlik eden küreselleşmeye siyaset alanında tepkilerle çatırdıyor. Artık dünya yüzeyine rengini dışarıya karşı daha fazla gardını almış ulus-devletler veriyor. Çok daha az liberal bir dünya bu. Daha korunmacı, daha ulusçu ve daha şüpheci bir dünya. Bu dünyanın siyasi lider profili ise yeni bir otoriter liderler kuşağında buluyor kendisini.

Elbette bu dönüşümün en çarpıcı yaşandığı yer Batı demokrasileri. Tüm bu sürecin yıldızı ise Donald Trump. Bu tuhaf adama tepkiler, ister olumlu ister olumsuz, tıpkı kendisi gibi uç, uçarı. Artık herkese yapıştırılıveren Hitler bıyıklarını bir tarafa bırakıyorum. Ancak geçenlerde Trump’ın kabinesini “neoconların dönüşü” şeklinde nitelendiren bir makale görünce şaşırmadım diyemem. Neoconların Trump’ın adaylığına en başından beri sistemli olarak karşı çıkan ve Cumhuriyetçi Parti’de bu yönde propaganda yapan bir grup olduğunu bilmezseniz “yemeniz” işten bile değil. Kısacası herkes olumsuz (ya da bunun karşısında, olumlu) terimler dağarcığından, bağlam içinde aşina olunan ne kavram varsa bulup Trump’a yapıştırıyor.

Bunu mümkün kılan neden belli: Trump tanımlanamıyor. Çünkü ve öncelikle, Trump tanımlanmak istemiyor. Evet, Cumhuriyetçi Parti adayıydı ama bir dışarlıklı, bir yabancı olarak. ABD’nin kemikleşmiş iki parti sistemi ikili bir siyasi görüş ayrılığını değil, politik mekanizmaya erişmek için sunulmuş iki olası zemini ifade eder. Cumhuriyetçiler onu seçmeden önce, Trump bu iki tercihten Cumhuriyetçileri seçmeye mecburdu. Ve ancak frapan, karikatürvari imajı, popülist ve kimi zaman bile değil, çoğu zaman tutarsız söylemleriyle Cumhuriyetçi partinin katı seçkinlerinin arasından sıyrılıp ipi göğüsleyebilirdi. Tüm bunlar Trump’ın bir farklılık oluşturmasını sağladı. Milyarder olması da burada büyük önem taşıdı. Hayır, bizim alaturka düşünebileceğimiz gibi millete avanta dağıtacak ya da “bak, adam işi biliyor” diye değil. Büyük tekellerden, düşünce kuruluşu görünümündeki çıkar gruplarından, Soros gibi devasa finans spekülatörlerinden, her geçen gün burnu büyüdüğü düşünülen medya endüstrisinden bağımsızlığını güvenceye alacağı düşünüldüğü için. Kısacası, Trump hem Cumhuriyetçi Parti’de, hem de ABD’de seçimi düzenin temsilcisi olarak değil, düzenin karşısında değilse bile dışında görüldüğü için kazandı. Muhafazakâr, liberal gibi yerleşik kalıplara oturmaktan kaçınarak, yalnızca bu sıfata mazhar olarak. Aldığı desteğin asıl bu niteliği yüzünden, dünyadaki değişimin en tipik, en parlak yüzlerinden birisi olma konumuna geldi.

Elbette akla ilk gelen sorulardan birisi bu gidişatın Türkiye’yi nasıl etkileyeceği. Trump’ı Erdoğan’a benzeten boş beleş teşbihlerin anlamı yok. Her şeyden önce, bu Erdoğan’a haksızlık olur. Çünkü Trump’ın kendisinin iktidara geldiği siyasal rejimi değiştirmeye yönelik açık veya gizli bir ajandası yok. O mevcut rejimi bu dönemde ve böyle yönetmek iradesini taşıyor. Öte yandan, Erdoğan’ın otoriterleşme eğilimi, daha net tarif edersek, rejimini daha tavizsiz inşa etme yönünde cesareti, desteğini bir yandan Arap Baharı sonrası İslamcı rejimlere verilen açık çekten alıyordu. Diğer yandan ise otoriter liderlerin, bunların üzerinde palazlandığı “dış güçler” şüpheciliğinin tüm dünyada meşrulaşmasından. Birincisi Obama hükümetinin bahşettiği bir fırsattı. İkincisi ise Trump’ı iktidara taşıyan süreçten çıkartılan bir fırsatçılık oldu. Kötü haber şu ki her ikisinin de Erdoğan iktidarı yönünden katkısını yitireceğine dair bir işaret henüz görünmüyor.

Tekrar dünyaya dönelim. En geç 1991’den beri, bir şekilde liberal olmamanın imkânsız olduğu bir dünyada yaşıyorduk. Ekonomik liberalizmin bekçiliği sağa, siyasal liberalizmin bekçiliği ise sola verilmişti.  Böyle bir misyonla ayırt edilen sağın artık devam edemeyeceği muhafazakâr-liberal elitlerin çöküşüyle belli oldu. Sol yönünden ise işler daha çetrefilli. Çünkü yalnızca çöken eski sağa değil, otoriter liderlerin popülizmine de aynı sözlerle itiraz etmeye yelteniyor. Adeta alnına yazılı bir yenilgi pahasına, ezberini bozamıyor. Örneğin ABD’nin çöken sanayi havzalarındaki işsizleşmiş ve yüksek oranda beyaz işçi sınıfının neden Trump’a büyük bir destek verdiğini anlamaya pek yanaşmıyor. Bu dönemde, bu dünyada, renkli azınlıklara olan ilgisini sıkıcı çoğunluklara ve onların dertlerine olan ilgiyle değiştirmesi gerekebileceğini anlayana kadar da bu durum aynı kalacak.

Dolayısıyla, yarının dünyası dün ve bugünkünden illa ki daha kötü olmayacak. Ancak, onu değiştirmek isteyenlerin işinin daha zor olacağı kesin.

 

1 Yorum

  1. Oldukça isabetli bir yazı; ancak genel duyumdan yoksun.. Şöyle ki; bir yandan kişisel ürünlerdeki teknolojik tıkanma, diğer yandan sermayenin aşırı büyüyüp atıl hale gelmesi,bir yandan,yeni yatırım alanlarına olanak sağlamazken; diğer yandan da faizleri sıfırladı; bu ne klasik iktisadın; ne de neo-klasik iktisadın öngördüğü durumdu; Arayışın,ekonomik planda otarşi ile başlaması doğal; ancak ekonomiyi resesyondan çıkaracak güçte olmayacağı kesin; ancak bizdeki gibi yık/yap, yüksek transfer harcamaları gibi politikalarla sürdürülmesinden başka çözüm yok.. Özetle, neo-liberal ve Devlet müdahaleci (Keynesyen) ayrımının bir anlamı kalmamıştır; artık ikisi birbirine aşırı yakınsaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,156BeğenenlerBeğen
17,024TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol