Fantastik bir teklifim var…

Emekli paşalardan Atilla Kıyat ilginç bir figür. Fikirlerine katılırsınız, katılmazsınız ama o, fikirlerini açıkça söylüyor ve kendini iyi ifade ediyor. Paşa’yı Twitter’da da takip ediyorum. Geçenlerde ‘AKP Genel Başkanı’ olarak hitap ettiği Tayyip Erdoğan hakkında şöyle bir not düşmüş:

“Saraylarda oturup, Türkiye’de aleyhine karar verecek hakim olmadığını bilerek, günde beş vakit hakaret ettiği kişinin eleştirilerine dava açarak evini sattırmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyor.”

Ne diyeyim, umarım, “Sen kime hafif diyorsun?!” diye Atilla Kıyat’a da hakaret davası açmaz. Zira Kundera’nın, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’ni okuduğunu, hatta bildiğini sanmıyorum… Neyse, ben de dava açması için yol göstermiş gibi olmayayım bari.

Öte yandan, Kıyat Paşa’ya hak vermemek elde değil. Bu memlekette Tayyip Erdoğan herhangi bir dava açacak ve Yargı onun aleyhinde karar verecek ha?! Olacak iş değil. Bırakın aleyhte karar falan çıkarmayı, Tayyip Erdoğan’ın bir sözü üzerine savcılar hedef gösterilen şahısları gözaltına aldırmak ve dava açmak için birbiriyle yarışıyor adeta. Böyle bir baskı atmosferinde Yargı mensuplarının kanunları uygulamasının güçlüğünü anlıyorum. Bunu mahkemelerde de söylüyorum ara sıra hakimlere. Kimisi gözünü kaçırıyor, kimisi acı acı gülümsüyor…

FUTBOL VE YARGI…

Malumunuz, Atilla Kıyat bir dönem Fenerbahçe’de asbaşkanlık da yapmış, ‘gördüğü lüzum üzerine’ istifa etmiş, hatta Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu ve Ali Koç gibi isimlere –amiyane tabirle- posta koymuş, değişik tipte bir futbol insanıdır. Onun futbolla ilişkisi ve Twitter’da yazdıkları bende serbest çağrışımla acayip bir fikir uyandırdı.

Şöyle ki: Hani eskiden –özellikle derbi maçları öncesi- sık sık “Türk hakemlerine güvenmiyoruz. Yurtdışından hakem getirilsin” tartışmaları olurdu ya, tam da şu dönem bence Tayyip Erdoğan ve iktidar mensuplarının açtığı davalar için yurtdışından hakim getirme önerisi tartışılmalıdır. İktidara ve Tayyip Erdoğan’a dava açmak içinse savcı lazım tabii. Nitekim, Binali Yıldırım Anayasa’yı ihlal ederek, belediye başkanlığına aday olmasına rağmen TBMM Başkanlığı görevinden istifa etmedi ve ‘Yüce Yargı’nın kılı bile kıpırdamıyor!

Aslına bakarsanız, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) da bir Yargı müessesesi olduğunu dikkate alarak, ‘yabancı hakim’ konusu bu müesseseyi de kapsayacak şekilde genişletilebilir. Zira mevcut YSK ile AKP ve Tayyip Erdoğan’ın seçim kaybetme ihtimali yoktur. Apartman dairelerine bir ilçe nüfusu sığdırma ve hayali seçmen yaratma gayretindeki AKP’lilere YSK’dan en ufak bir müdahale gelmemektedir.

CÜBBELER DÜĞMESİZ AMA…

En üst düzey Yargı mensuplarının AKP Genel Başkanı karşısında düğmesiz cübbelerinin önünü iliklemeye çalıştığı bir atmosferde, en azından benim adalet beklentim yoktur. Yabancı hakim bu nedenle şart gibi görünüyor. Tabii ABD, Avrupa gibi emperyalist merkezlerden hakim talep etmek hem bizim açımızdan yakışık almaz, hem ‘FETÖcü’ çıkma ihtimaleri vardır. Fethullah okullarının olmadığı bir ülkeden, mesela Kosta Rika’dan falan bir süreliğine yabancı hakim getirilmeli ve tercümanlar eşliğinde, en azından mevcut yasaları uygulamaları sağlanmalıdır.

Aksi takdirde, her dediği “devlet büyüklerine hakaret” olarak algılanan ve ihbar edilen benim durumumdaki bir sürü insanın bu memlekette hapishane dışında hayat alanı kalmayacak. Halimize bakın! Sadece adil yargılanmak ister duruma geldik!

Neyse…

Bu yazıyı, Atilla Kıyat’ın futbolcu olmaktan vazgeçerek türkü söylemeye başlayan oğlu Özgür Kıyat’tan konumuzla da ilgili bir türkü paylaşarak bitireyim:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here