Eylem birliği, kayyım, Kürtler…

AKP rejimi, aldığı anti-demokratik kararla Van, Diyarbakır ve Mardin belediyelerine kayyım atadı ve halkın iradesine ipotek koydu. Karar şaşırtıcı mıydı? Elbette hayır.

90’lardan bu yana, özellikle Kürt hareketinin siyasal alanda etkinleşmesi ile beraber bölge halkının temel yurttaşlık hakları kayyımla, sokağa çıkma yasaklarıyla, köy boşaltmalarla defalarca hiçe sayıldı. Seçtikleri temsilciler dayak yedi, tutuklandı, işkence gördü. Bunun devletin resmi politikası olduğu açık.

Bir ‘güvenlik uzmanı’nın CNN Türk‘te, “O halkın iradesi irade değildir. Cahil halktır” sözleri bunun en net kanıtıdır.

Devlet, bu kibir, bu şovenizm ve faşizmle sürekli bölge halkına yaklaştı. Bizler devleti yakından tanıyoruz; babanın mesela en büyük travması, sırf evinde Kürtçe cd bulunduğu için amcasının dayak yemesi olmuş. Köyde terörist var bahanesiyle yapılanları saymıyorum, dışkı yedirmelere girmiyorum bile…

Bu kadar kan dökülmesinin sebebi aynı bugün yapıldığı gibi siyasetin önün kapatılmasıdır. Devlet, kısaca kendine biat etmeyen Kürt hareketine tahammül edemiyor. AKP geldi, artık hiçbir muhalife tahammül edilmiyor ama muhalefeti en iyi bölebileceğini bildiği için HDPli belediyelere rahatça kayyım atayabiliyor.

DEMOKRATİK EYLEM BİRLİĞİ

Biz devleti tanıyoruz dedik. Tanımayanlar var. Özellikle CHP seçmeni. Ülkenin kurucu üst sınıf ittifakı olması sebebiyle Kemalizm ve Kemalist kadrolar hep devletin içerisinde yer aldı. Mesela İnönü’nün asker üzerinde etkisi ve 1962-63 darbesini nasıl püskürttüğü iyi bilinir. 27 Mayıs’ı CHP hayranı, genç, Kemalist subaylar yapmıştır. Ancak, özellikle 1960’lardan sonra sosyal-demokrat hüviyet kazanan ve bu yolda küçükte olsa adımlar atan CHP, devletin bir kolu olmaktan zamanla çıktı. MC koalisyonları devlet üst sınıfının CHP’ye güvenmediğinin en büyük kanıtıdır. Tabii, bunda CHP’nin payı da büyüktür.

Adı SHP iken Kürt siyasetçiler CHP ile birlikte meclise girmiştir. Mahir Çayan’ın deyimiyle ‘kaypak’ olmasına rağmen, CHP’nin 1960lardan sonra Türkiye solunun gelişmesinin payıyla devletten azar azar olsa da, kopmuştur. AKP hükümeti ile beraber CHP kapatılması dahi gündemde olan bir partidir. Özellikle 24 Haziran’da HDP ile girilen iş AKP’yi çok kızdırmıştır. HDP belediyelerine atanan kayyım, CHP’nin her ne kadar aşırı milim hareketleri olsa da, uysalığından dolayı yapılan anti-demokrattik bir harekettir. CHP’nin, buna tek başına karşı koymasını beklemek, 1 yaşındaki çocuktan koşmasını beklemek ile aynı şeydir. Kayyım kanunsuzluğuna ancak, içerisinde sosyalistlerin, CHP’nin, Türkiye’nin bütün demokratik ve laik güçlerinin ortak hareket geliştireceği bir “demokratik eylem birliği” ile karşılık verilebilir. Bundan gayrı kurtuluş yoktur.

AKP, rejimin en korktuğu şey Gezi benzeri bir toplumsal dayanışmanın ortaya çıkmasıdır. HDP, o süreçte hata yapmış, AKP’nin ekmeğine yağ sürmüştü, CHP yapmamalı.

Burada özellikle CHP diyorum! Ne kadar ‘kaypak’ bir görünümü olsa da, yüzde 25lik bir halk desteği vardır arkasında. O halkın iyi aydınlatılması gerek. ‘Şehit aileleri’ diye sunulan kişilerin, tıpkı İstanbul belediyesinde “Reis biz ona çalışamayız” diyen kişilerle aynı meşrepte olduğunu anlatmak gerek. 24 Haziran’da CHP-HDP arasında başlayan “eylem birliği”, sosyalistlerin ve tüm ilericilerin katılımıyla derinleşmeli. Bakın, Diyarbakır düşerse, İstanbul düşer, Türkiye düşer!

KAYYIM

Gelelim kayyımların önceki dönem neler yaptıllatına… Burada sadece iki örnek yazacağım ve linklerini koyacağım. Özellikle CHP bunların daha ayrıntılısını seçmenleriyle paylaşmalı.

  1. Link: Polisten taciz!

2016’da kayyum atanan ve 21 Mart 2019 seçimlerinde tekrar Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) geçen Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin kayyum dönemi çirkinlikleri ortaya çıkmaya devam ediyor.

Mardin valisi ve kayyumu tarafından KENT A.Ş’ye müdür olarak atanan bir polis memuru Ercan Uysaler’in, belediyeye iş başvurusunda bulunan bir kadını işe alma karşılığında taciz ve fuhuşa zorladığı anlarda kaydedildiği iddia edilen ses kayıtları; gazeteci Sedat Sur tarafından Twitter’da paylaşıldı.

Sedat Sur‘un Twitter’dan paylaştığı ses kayıtlarında polis memurunun iş başvurusu yapan kadına yaptığı ahlaksız teklif ortaya çıktı.

2. Link: Makam odasına hamam!

( CHPli seçmen için sözcü’den link bıraktım. )

Sur Belediyesi’ne Eylül 2016’da atanan kayyumun makamına yaptırdığı makam odası, banyo ve tuvalet, göz kamaştırdı. Makam odası, altın renginde döşenen banyo ve WC’nin faturası da 324 bin 129 lira tuttu. Banyodaki lavabo ve tezgah ile musluklar, duş kenarlığı, ayna çerçevesi, peçetelik, çöp kovası, tuvalet fırçası ve banyo boruları da altın renginde.

Bu iki örnek bile neyin ne olduğunu gösteriyor. Kayyımlar birer sömürge valisi gibi yeyip, içip, uyuyorlar. Sipariş ettikleri baklavaları, tatlıları söylemiyorum bile. İşte yandaş medyanın ‘halka hizmet götürüyorlar’ dediği kayyım!

Bir klasiktir; susma, sustukça kayyım sana gelecek!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here