Gazete REDEy, zifir karanlık

Ey, zifir karanlık

Niyeti bozuk çete bizden nefret ediyor. Kul köle olmayan herkes yük, en hafifiyle dert.

  • KADER AY

Ankara Tabibler Odası Genel Sekreteri, hastanelerde test olmadığını, test yapılamadığını açıkladı. 70 bin test kime yapılıyor biz bilmiyoruz, diyor. Sağlık personelinin yüzde 66’sına test yapılmamış/yapılamıyor.

Covid’le mücadele eden hastalara, hastalık seyri/takibi için de test yapılamıyor tabii. Doktorlar, özellikle göğüs hastalıkları uzmanları, ya istifa edip özel hastanelere geçiyor ya da emekliye ayrılma talebinde bulunuyormuş.

Ciddiye alınacak bir veri daha; 200 bin gizli pozitif vaka var, deniyor. Burayı tam olarak anlamak kolay değil. Kimliği tespit edilemeyen vakalardan söz ediliyorsa nasıl böyle net bir rakam ifade ediliyor? Belirti göstermeyen taşıyıcı rakamı biliniyor da açıklanmıyor mu? Ne vakittir biliniyor bu vakalar, ne zaman kaçtı, hangi zaman aralığında nerede bu rakama ulaştı? Böyle bir veri varsa elde, her gün açıklanan resmi rakamlar raporunda bir kalem niye değil? Bilmiyorum, karışık, oraları kaçırıyorum ben.

Özet olarak: Sürü bağışıklığı sistemine, bırakınız ölsünler bırakınız geçsinler sürecine, süratli geçiş yapılmış yan yoldan.

Bir başka profesör doktor, zaten bu hırslı normalleşme anormalinin, ohal ilanına zemin hazırlama girişimini şüphelendirdiğine dikkat çekiyor.

Ohal teorisi yersiz sayılmaz.

Sonuçta, üzerinde tepindikleri zemin oynak. Hata çok. Gaf çok. Tüm baskı ve sindirmeye rağmen gizlemekte zorlandıkları niyet, hedef kabak çiçeği -balçıkla sıvanamayan güneş miydi, gerçek mi?

Para yetişmiyor zaten artık yemekten gömmekten. Para kaçıyor. Bastıkları parayı da kaçırıyorlar (ben diyeyim uzak görüş bozukluğu ile aç göz sonradan görme yakıştırma/takıştırma kombini, sen de bir tür çatı saadet zinciri). Parası olan da parayı bulan da parasını kaçıracak yer arıyor birbirinden.

Bunlarda, biliyoruz, insan sevgisi yok. Toprak mavi yeşil sevgisi yok. Bunları, altın euro dolar olarak gözlerinde canlandırınca seviyor bu güruh. Açığa çıkıyor. Jakuzi seviyor, Mercedes filan seviyor. Görünüyor. Şort tayt filan değil, neydi o, ıslak seksi haşema seviyorlar (en naifinin Bo Derek, yerli ve millisinin Banu Alkan filan takıntısına verelim üst perdeden, en banalinin zaten saç teliyle bambaşka derdi var).

Çocuklara sarkıntılık etmeyi, kimi evlilik kisvesi altında, tecavüz etmeyi sevenler de çok aralarında, pislikleri, işkence severleri. Kadın dövmeye bayılıyorlar. Kabadayılığa zorbalığa çirkefliğe bayağılığa cehalete arsızlığa yüzsüzlüğe, bilumum rezilliğe âşıklar (bütünlüklü haller zaten bunlar). Taptıkları ne tam olarak onu pek bilmiyorum, o konuya girmeyeyim (tapmak ne ya?). Neyse.

Dönelim komploya.

Görünen o ki şu an üzerinde çalışılan, sağlık sistemi talanını da hızla tamamlamak. Çoğu önemli sektörde olduğu gibi, sağlık sektöründe de tepeden aşağı birçok kademede yandaş, bulaşdaş var. Onlar geleceğini görmüş özel sağlık sisteminin, Sosyal Sigortalar Kurumu’nun çalışmaz hale geleceğini galiba, atmışlar işte kimi kapağı kimi pençeyi özel hastanelere.

Kanser ya da diğer ciddi rahatsızlıklarda durum nasıl? Bastırıyorsun paranı, alıyorsun merkezi konumda 5 yıldızlı sağlık hizmetini, ilgi alaka tetkik filan. İyileşme ihtimali yüksek, öleceksen de giderken en azından pek gam yemiyorsundur herhalde.

Diş tedavisini düşünüyorum, ne bileyim, çene burun düzelttirmeye, bi yerleri kaldırtmaya dönen plastik cerrahiyi (plastik cerrahiye, estetik cerrahi göbek adını, ebesi kozmetik sektörü rekabeti mi koyduydu, dönüp bir bakmam lazım). Bir dolu paralı ahmak da oluşturuldu sonuçta. Çoğu yandaş özel hastane, insanı sağlıklı yaşam konforuna kavuşturma arzusuyla sağlık yatırımı yapmış değil herhalde. Çarpık sağlık turizmi “konseptine” yatırım yapıyorlarsa gözlerini diktikleri cep vardır. Bu hastanelerin tepe yöneticilerinden bazıları tıp fakültesi mezunu.

Aman insanız, ileride başımıza iş gelir, bari sigortamız olsun endişesiyle yıllarca devlet kasasına para ödemiş, çalışamasa da para ödemek için çırpınmış onca insan evladı… Bırak doğumu, özel hastanelerde sünnet yaptırmaya, aşı yaptırmaya yetmez asgari ücretten kesmişsin sen sigorta parası. Mecburiyetten ödemişiz, ödüyoruz. Devlet hastanelerinde nasıl bir kanser tedavisi diş tedavisi, psikiyatri nöroloji ya da fizik tedavi vs alıyoruz? Görünen köy; şimdi korona tedavisi de öyle alınıyor ya da alınacak.

Kaç aydır çoğu 65 yaş üstü kronik rahatsızlıkları olanların tedavisi fiilen kesilmiş halde. Düzenli kullandığı ilacın reçetesini yazdırmak için bile sistemden randevu alamıyor 65 yaş üstü.

İş kazası geçiren işçiler, uzuvlarını kaybeden işçiler askerler plastik cerrahi desteğini, son teknoloji protezi ne ölçüde alıyor? Tek haneli organ nakli sırası? İlaç reçetesi dışında/yanında psikiyatrik terapi desteği mi alınıyor?

Boşaltılmış SGK kasası, devlet hastaneleri kıpırdayamıyor.

Doktor cephesi arasında da doğru düzgün maaş almıyorum/emekliliğe az kaldı/benim de canım var, pek etliye kıllıya bitliye dokunmayayım, diyenler yok mu? Tanıklığımız var onların da olduğuna, o zifir karanlıkta.

Bulduk cevabı doktorum.

Şu 70 bin test, çoğu zaten hızla tedaviye ulaşabilecek olanlara yapılıyor. Tabii rakam doğruysa. Belli mühim kesime, her camiden, toplantıdan çıktıktan sonra tekrar test yapılıyordur. Koştur koştur Sultanahmet’e girip çıkan birilerine, ertesi gün pozitif teşhisi konuyor. Belirti beklemiyor bunlar.

Sorumlu hekim/bilimci aydın olanları, kalkıp görevlerini, sektörde her bir görevi gereği gibi layıkıyla yapan sağlık çalışanları, olanı anlatanları, biteni haykıranları sağ kalmaya çalışacak, tehdit edilecek, görevden uzaklaştırılacak, yıldırılacak. Biliniyor.

Ya, doktor, “Evde karantinaya yolladığımız vatandaşları toplu taşımayla evlerine yolluyoruz,” diyor! Ne desin, doğrudan tek tek, şurada 3-5 günlük/aylık/yıllık vaktiniz kaldı mı desin koca kitleye? Ne desin?

Halk için harcanmak üzere toplanan (cebirle de olsa) paraların çoktan suyunun çektiği yine açığa çıkacak diye gerçekten telaş yapıyor olabilirler mi? Hâlâ çökülecek yerler, kesilecek karpuzlar var daha üstelik.

O vakit, toplumun bir kesimine, dezavantajlı kesime, belki de göz göre göre, gören gözler önünde katliam yapılacak diyebilir miyiz ki? Tabii her yangındaki gibi, kuru yanında yaş yanacak, evet, sıra bana ona şuna sonra sana gelecek. Biz telaş yapıyor muyuz?

Niyeti bozuk çete bizden nefret ediyor. Kul köle olmayan herkes yük, en hafifiyle dert. Koronadan ölmeye direnenlerin de herhalde bir kısmı açlıkla terbiye ve telef olacak, beli bükülecek, bir kısmı sıkboğaz edilecek, boğularak heba olacak, kalan bir kısmı çürümeye yatırılacak.

O hal bu hal. Zifir karanlık.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,155BeğenenlerBeğen
17,031TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol