Evrenin bilinen en tehlikeli silahı…

Bu kez evrenin ne kadar dehşetengiz olduğuna dair bir boyut daha göstermeye çalışacağım.

  • ÖNDER ŞAHİN 

Şu ana dek yapılan tetkikler, bir gama ışını patlamasının binlerce ışık yılı uzaklıkta olsa bile temas ettiği bölgedeki her şeyi, hem de anında yok edebileceğine işaret ediyor. Bir diğer ve nispeten zayıf görüş ise Güneş’in uzaya saldığı ve manyetosferimiz sayesinde korunduğumuz şok dalgalarıyla oluşan, tüm Solar sistemi de bir balon gibi kaplayan “Helyosfer” tabakasının bu ışınımları önlediği yönündedir.

Peki, gerçekten öyle mi? Hep birlikte öğreneceğiz.

Bilinen en güçlü silahı, milyonlarca ışık yılı içerisindeki bütün yıldızların enerjisiyle çalıştırdığınızı ve verebileceğiniz zararı düşünün. Bu enerji evrende mevcut: “Gama ışını patlamaları”…

Peki, nedir gama ışını patlamaları?

Gama ışıması veya gama ışını, doğrudan atom çekirdeğindeki etkileşimler sonucu ortaya çıkan yüksek enerjili ve yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalardır. Elektromanyetik dalga terimi, ışığın tüm dalga boylarına verilen ortak bir isimdir.

Gama ışınları da ışığın bizim gözlerimizle algılayamadığımız, kızılötesi ışınım yahut X ışınları gibi farklı dalga boylarından biridir diyebiliriz.

Tabiî ki gama ışınlarını özel yapan, oldukça yüksek frekansa ve devasa oranlarda enerjiye sahip fotonlardan oluşmasıdır. Çoğunlukla muazzam kütleli bir yıldızın, ömrünü tamamlayarak bir hipernovaya dönüşmesi sonucu oluşurlar. Hipernova patlamaları, benzer mekanizma sonucu oluşsa da sıradan süpernova patlamalarından daha nadir; ancak kıyaslanamayacak ölçüde daha güçlüdür.

Sadece bir saniyede, GÜNEŞ’İN YAKLAŞIK 10 MİLYAR YILLIK ÖMRÜNDE YAPABİLECEĞİNDEN BİNLERCE, HATTÂ MİLYONLARCA KAT FAZLA ENERJİ YAYABİLİRLER.

Zaten söz konusu patlamalar, bu yönüyle ve bildiğimiz kadarıyla, evrendeki en enerjik olaydır.

Gama ışını patlamaları ilkin 1967’de ABD’nin başka ülkelerin nükleer denemelerini algılamak amacıyla “Vela” isimli uyduları fırlatmasından sonra görülür. Nükleer patlamalar, yeryüzünde görülebilen yegâne güçlü gama ışını kaynaklarıdır. Amaç, herhangi bir nükleer deneme olduğunda Vela uydularının bunları fark etmesidir; fakat Vela uydusu, asıl görevinin aksine, uzaydan gelen olağanüstü bir radyasyon (gama ışını) kaynağı saptar. Bunlar soluk, yalnızca birkaç saniye süren patlamalardır.

Bu radyoaktif patlamalar, Washington’da muazzam bir paniğe yol açar. Bunun ilk başta, Sovyetler Birliği’nin bir nükleer silah denemesi olabileceğinden kuşkulanılır. Ardından da gökbilimcilerin yardımıyla patlamaların galâksimizin dışından geldiği tespit edilir.

Bu durum (yukarıda bahsi geçen) yeni bir sorun ortaya çıkarmaktaydı. Bu ışınlar gerçekten de Samanyolu’nun dışından geliyorsa yüksek şiddette enerji içermesi icap etmekteydi.

ABD, Sovyetler Birliği’yle ihtilâfı nedeniyle 1973’e kadar bu bilgiyi gizlemeye çalıştı; ama dünyada birçok ülke böylesi bir keşfi yapabilecek durumda olduğundan bunu pek sürdüremediler.

Gama ışını patlamaları, birkaç saniyeyle birkaç dakika arasında sürdüğünden fark edilmeleri ve incelenmeleri için karmaşık bir algılayıcı sistemi gerekmektedir. Işınımın kaynağı, patlamaları muazzam güce haiz hipernovalardır ve kayboldukları zaman yerlerini çoğunlukla kocaman kara delikler almaktadır.

Kaynak, “EtaCarinae” benzeri çok büyük kütleli bir yıldızın ölümü olabileceği gibi; iki nötron yıldızının çarpışması veya bir nötron yıldızıyla dev kütleli başka bir yıldızın çarpışması olabilmektedir.

Sonuçta, bir gama ışını patlamasının oluşabilmesi için bileşenlerin epey büyük kütleli cisimler olması gerekmektedir.

Gama ışınları, yüksek enerji düzeyine sahip ışınlar olduğundan bir hipernova patlamasında her yöne doğru yayılan ışınımın tümünü oluşturamamaktadır. Böylesi yüksek enerjiye sahip ışın oluşturabilecek tek yer, patlamanın gerçekleştiği yıldızın (veya birleşen iki nötron yıldızının) manyetik kutuplarının olduğu bölgedir. Patlama sonucu oluşan enerji, manyetik kutuplarda daha da güçlenip bu kutuplardan doğrusal olarak gama ışını biçiminde salınmaktadır.

Peki, yakınımızda (örneğin, birkaç yüz ışık yılı mesafede) bir gama ışını patlaması gerçekleşse bizi nasıl etkilerdi?

Gama ışını patlamasının X ışını dalgası ilk önce Dünya üzerindeki bütün elektronik cihazları yok edecek elektromanyetik bir darbe üretirdi. Ozon tabakası bizi bir nebze koruyabilirdi fakat Güneş’ten gelen morötesi (UV) sızıntının önüne geçilemeyeceği için Dünya savunmasız kalırdı. Sonunda, canlıları oluşturan organik moleküller, bu ışınlardan zarar görüp (radyasyonun DNA zincirlerini kırıp kanserleşmeyi başlatması gibi) yapıları bozulurdu. Bu, gelişkin yaşamdan mikroskobik yaşama kadar, nerdeyse tüm hayat biçimlerinin sonunu getirirdi. Canlılar, kısa sürede kıvranarak silinir giderdi.

Gama ışınlarının bize olan uzaklığı, dolayısıyla şiddetine göre geriye, üzerinde canlı yaşamayan, bomboş, kıraç bir gezegen veya canlı türlerinin çoğunun soyunun tükenmiş olduğu bir küre kalırdı; ama Samanyolu’nda gama ışını patlamaları epey nadir ya da çok uzakta görülmektedir.

Bir gama ışını patlamasının zarar verebilmesi için daha önce belirtildiği gibi, Dünya’ya yakın ve ışın kaynağının kutuplarının tam olarak gezegenimize dönük olması gerekmektedir. Böyle bir patlama, gama ışınları da alelâde ışıkla aynı hızda hareket ettiğinden, ancak yeryüzüne ulaşınca anlaşılabilir. Uzayın akıl almaz büyüklüğü ve gama ışın patlamalarının seyrekliği göz önüne alındığında, herhangi bir gezegenin talihsizce gama ışın patlamasına maruz kalması, fazlasıyla düşük bir olasılıktır; hattâ o kadar düşük ki durum şöyle açıklanabilir: Lotodan 50 milyon lira kazandınız. O hafta gidip bir daha oynadınız ve bir 50 milyon daha kazandınız. Çok şanslıyım deyip sonraki hafta bir daha oynadınız ve üçüncü 50 milyonunuzu kazandınız. Evet ihtimal, lotodan üç kere peş peşe büyük ikramiyeyi kazanmak kadar düşüktür.

Gizemini koruyan bu fiziksel olayın çözümü için birçok proje denenmiştir. Bu olayın çözümünde, eş zamanlı olarak kaydedilen ve evrenin başka yerlerinde gözlemlenen ışımaların katkısı olabileceği uzun zamandır düşünülmekteydi; fakat gama ışını patlamalarının çok kısa zaman zarfında gerçekleşmesi ve bu dar zaman aralığında olayın yerini gözlemleyebilecek teleskoplarla dedektörlerin olayı saptama süresindeki gecikme ve eşgüdümdeki yetersizlikleri nedeniyle son yıllara kadar yeterli veri toplanamamıştır.

Ama yakın zamanda başlatılan “Geçici Optik Olaylar İçin Robotik Teleskop Deneyi” (Robotic Optical Transient SearchExperiment – ROTSE: Bu kapsamda Antalya’da da bir teleskop kurulmuştur) dâhilinde kurulan teleskoplar söz konusu esrarengiz kozmik olayı açıklığa daha çok kavuşturmak için bilim insanlarının hizmetine sunulmuştur.

Son Haberler

Uçan tekmeyle hırsızlık

Hepimizin cebinden kamyon yüküyle para emen bir Türkiye Wushu Federasyonu olduğunu biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız, lütfen artık bilin! ÖZGÜR TOPSAKAL Wushu isminde Türkiye'de pek popüler olmayan...

Özerk değilse, üniversite değildir

“İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsen Bu nice okumaktır" Yunus Emre FİKRET BAŞKAYA Bir yüksek öğrenim kurumunun üniversite sayılabilmesi için özerklik olmazsa olmaz koşuldur. Bir bakıma...

Koca memleket arpalık oldu!..

Yurt içinde arpa fiyatları 1550 ile 1650 TL arasında seyrederken, TMO’nun yurt dışından 2000 TL’den arpa ithal etmesi tepkilere neden oldu. RED haber - Artık Türkiye'de...

“Açılın, ben avukatım!..”

AKP'lilerin suyunun suyu aşıları bitirdi. Herkes birbirine, "Aşı nerede?" diye bakıyor. AKP'liler aşı torpilini yüzsüzce savunuyor. Armağan Çağlayan, "Açılın, ben de avukatım!" diyor... RED haber...

Artistik/Akademik Ortam Mühendisliği

Boğaziçi Üniveristesi’nin yeni 'Rektör'ü Nuri Alço... ZAFER ERCAN Biz "aşmış" insanlarız, kişilerle uğraşmayız; nitelik üzerinden hareket ederiz. Bu bağlamda da Boğaziçi Üniversitesi’ne (BÜ) rektör olarak...