Evlilik ve İktidar

Devletin temsilcisi sizin sevgilinizle o gece yatağa birlikte yatacağınıza şahitler huzurunda karar verir.

  • BORA ERCAN

Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haber bir başsavcının düğününde 10 kadar nikah şahidi olduğunu yazıyordu…

Aslında siyasilerin düğünlerde boy göstermesi yeni bir şey değil bu nedenle pek de haber değeri taşımayan bu olay üzerinde düşünüp sorgulamadığımız başka bir olayı gözümüze sokmaya aday. En azından benim bunları yazmama vesile bir durum var ortada. Sayın başsavcıya ömür boyu mutluluklar, nikah şahitlerine de hayırlı imzalar dilerim.

Bu arada bilinen bir hikayeyi yeniden anlatmama izin verin zira her şey o kadar hızlı değişiyor ki biz bilinen diyoruz ama pek de bilinmeyebiliyor.

Bir gün ülkemize dünyaca ünlü bir yazar konuk olur. Birkaç gün sonra bizim Aziz Nesin’imizi ziyaret eder bu yazar, ve der ki: “Sayın Nesin, ülkenize gelmeden önce sizin yaratıcılığına saygım sonsuzdu, fakat şu birkaç günde maalesef sizin yaratıcı bir yazar olduğunuzu düşünmüyorum, siz tanıklıkları aktarmışsınız.”

Evet tanıklıklar, şahitlikler… Bugün Aziz dedemiz yok, ne büyük bir eksiklik çünkü ülke absürd halinden ödün vermiyor.

Efendim eskiden insanlar evlendiklerinde eve çıkarlarmış. Ev’lenme kelimesini başka türlü nasıl açıklarız? Mesela ev üstüne ev kurulmaz, sözü de bunu destekler. Gel zaman git zaman köylere kadar her yer apartıman (eski İstanbul apartmanlarında böyle yazar) olunca insanlar eve değil aparman katına çıkar oldular. Bu nedenle kat’lanmaya başladılar. Birbirlerine katlanan / katlanamayan eşler, çiftler… Zira salgın hastalık boşanma verileri sadece ülkemizde değil tüm dünyada bunun bir göstergesi.

Neresinin kutsal olduğunu anlayamadığım evlilik müessesesinin (adı üstünde bir kurum, devletin yapıtaşı) böylesine çatırdaması bu yazının konusu değil, ama gelin evlilik töreni üzerine biraz duralım, zira evlenme de boşanma ile aynı travmatik etkiye sahiptir.

İnsan ve toplum hayatının üç büyük olayı doğum, ölüm ve evliliktir. Buna bizde olmayan vaftizi, isim törenini, erginlenme seremonilerini de ekleyebiliriz. (Gerçi oğlan çocuklarının beden bütünlüklerini bozan sünnete bir tür erginlenme olarak da bakılabilir.)

Koskoca bir ömürde insanın farkında olarak yapabildiğiyse evliliktir. Amaç nüfus artışının belirli bir düzende olması ve cinselliğin iktidar tarafından biyopolitik olarak kontrol altında tutulmasıdır. Her toplum kendine bir tören belirlemiştir. Bizde kimi muhafazakar, geleneksel çevreler imam nikahı kıysalar da geçerli olan resmi nikah. Devletin temsilcisi sizin sevgilinizle o gece yatağa birlikte yatacağınıza şahitler huzurunda karar verir.

Yalnız bizde hem ‘evet’ demek hem de şahit olmak çok kolay. Her ne kadar Amerikan filmlerindeki gibi şöyle nedimler, nedimeler görsel olarak düğünde yerini bulmaya başlasa da resmi işleyişte nikah memuru konuşur, adaylara sadece ‘evet’ demek düşer, şahitler de başlarını sallar, hem de büyükşehirlerin belediye nikah salonlarında bu iş, hastanelerdeki, mezarlıklardaki gibi maalesef gayet fabrikasyondur, ruhsuzdur, gergindir. Her beş dakikada bir imzala gitsin.

Peki ne mi?

Yani gelinle damat neden hiç konuşmazlar, yani o sözleri (iyi günde kötü günde ile başlayan….) evlenecek kişilerin söylemesi gerekmez mi? Devlet neden vatandaşına böyle ‘mutlu’ bir söz hakkı tanımaz? Şahitler, nedimler, nedimelerin dostları için hiç mi diyecek bir şeyleri yoktur?

Gelelim şahitliğe. Her ailenin hatırı sayılı bir ağabeyi, bir dayısı vardır. Çoğu zaman aile karar verir şahitliğe, bir de nasılsa hiçbir sorumluluk yoktur bu işte. Oysa birçok toplumda, komşu Yunanistan’da mesela şahitlik bir tür kirvelik, godfather’lık gibi bir durumdur. Koumbaro ya da Koumbara olmak bir onur meselesidir, zira bütün masraflar üstlenilir ve evlilik sürecince gerektiğinde eşler Koumbaro ya da Koumbara himaye edilir. Yani yok öyle imza attım, iki fotoğraf çektirdim kaçtım…

Bir de işin düğün kısmı var. Kayınvalideler var… takı rekabeti var… neyse şu hastalık günlerinde kimseyi üzmeyelim Ezop’un lanetli diliyle.

Şimdi bütün derdimiz bu değil gibi, ama iddia ediyorum bütün derdimiz bu. Yani kendi sorumluluğumuzu almamak. Evlenirken bile konuşamamak, kendi nikah şahitlerini seçemeyen eşler, bu işin bir ‘çıkar’ meselesi gibi görünmesi. Hiç sorgulanmaması, her şeyiyle kabul edilmesi…

Son Haberler

Aşı sallaması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sayı saymayı bilmediği veya hayal aleminde gezdiği anlaşıldı. Gripteki aşı muamması COVID'e gelince 'aşı sallaması'na dönüştü... RED haber - Sağlık Bakanı...

Remzi’nin unutulmayan tekmesi…

1992 yılında Türkiye'de polis tezgahları bir tekmeyle yıkıldı. Bir daha devrimcileri masa önlerine dizip teşhir etmeye cesaret edemediler. Remzi şu aşağılık düzene tekme vurduğu...

Saray para emiyor!

İşçiye, emekliye, memura yüzde 5 maaş zammı bahşeden Saray, kendi bütçesini 3,1 milyar liradan 4,3 milyar liraya yükseltti! RED haber - Vatandaşın önüne askıda ekmek...

ABD kapıları kapattı!

ABD'nin Türkiye Büyükelçiliği ve tüm konsolosluklar kapılarını kapattı. Vize dahil tüm işlemler askıya alındı. RED haber - ABD Türkiye'deki Büyükelçiliği'nin ve tüm konsolosluklarının kapısını bir...

Madencinin sesi yükseliyor

Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin... Soma ve Ermenekli madenciler, kimsenin sesini çıkaramadığı bir dönemde tüm Türkiyeli emekçilerin yükselen çığlığı oldu... RED haber - Somalı...