Gazete REDEnseye tokat, kele şaplak!

Enseye tokat, kele şaplak!

Ve AKP devrinde devlet ve siyaset mafyozlarla hemhal olmaya, birbirine gezmelere gitmeye başladı. Artık utanma da kalmadı.

  • ÖZGÜR TOPSAKAL

Saray iktidarı ve iktidarın yavru kurtları el birliğiyle hapisteki kopuk, lümpen yığıntıyı sokaklara saldı. Artık iktidar, iktidarın ufak ortağı, katil, torbacı, hepsi birbirine karıştı, yumak oldular.

Az kaldı, iş magazin programlarına kadar dökülecek…

Alaattin Çakıcı’nın tahliyesiyle başlayan Çakıcı ve Sedat Peker atışması tam Televole‘lik. Hakan Ural belki ‘enişte’yi kendi dedikodu programına konuk alır, tam olur. Malum, Alaattin Çakıcı, Ural’ın eniştesidir.

Sahi, mafya nedir, nasıl ortaya çıkmıştır hiç düşündünüz mü? Kime mafya denir, mafya olmak için ne yapmak gerekir, mafya dünyasında neler olup biter, nereden destek bulurlar ve daha bir çok soru…

Bizden uzak olsun, enteresan bir dünya…

Öncelikle, “Mafia” İtalyanca bir kelime. Fransızlar yüzyıllar önce İtalya’nın Sicilya Adası’na saldırır. Adayı işgal eden Fransızlar yöre halkına çok büyük işkenceler yapıp acılar çektirir.

Buna karşılık yöre halkı örgütlenip savunma yapmaya başlar. Bu örgütlenmenin adı, “Morte alla Francia Italia arda”, yani “M.A.F.I.A.”.

Türkçesi, “İtalya, Fransızlara ölüm diye haykırıyor.”

Özetle, mafya dediğimiz şey ilk olarak bir direniş örgütü olarak ortaya çıkmış. Daha sonra, Fransızları adadan kovan direnişçi M.A.F.I.A. örgütü, gücün tadını almış bir kere.

Zamanla parasız kalan örgüt, halktan haraç almaya başlayarak M.A.F.I.A. tarihine ilk suçu bulaştırmış. Haraç vermek istemeyenleri tehdit etmişler, vermeyenleri öldürmüşler. M.A.F.I.A. örgütünden çıkıp ayrı çeteler kuran gruplar birbiriyle de çatışmaya başlamış, değişik bölgelerde hakimiyet kavgaları vermişler.

Direnişçi örgüt olarak ortaya çıkan ve vatan savunması yapan grubun organize suç örgütüne evrilme hikayesi kısaca bu şekilde…

Yazıyı okuyanlardan istirhamım, kabadayı ve mafyayı birbirine karıştırmamalarıdır.

Kabadayılık, Anadolu coğrafyasına yani bize ait bir kavramdır. Ve mafyayla tek benzerliği sonradan kabadayıların da suç işleyen insanlara evrilmiş olmasıdır.

Eskiden her mahallenin bir kabadayısı olurdu. Ve bunlar cömert insanlardı. “Dayılık” bu cömertlikten ileri gelir. Kabalık ise gözükaralıktan ve güç kullanmasından…

Bu kabadayılar mahallenin bir yerde koruyucusu gibiydi. Suç işleyeceklerse mahalle halkının çıkarını korumak için işlerlerdi. “Dosta güven, düşmana korku” salan insanlardı. Başkasının malına, canına göz dikmezlerdi. Tabii sonradan bir çok şey gibu bu kavram da yozlaştı ve mafya özentiliğine, mafyozluk dediğimiz hale dönüştü.

Yeniden mafya/mafyoz meselesine dönersek…

Günümüzde mafyozlar için kısaca organize suç örgütleri diyebiliriz. Para için cinayet, adam kaçırma, uyuşturucu ticareti, haraç toplama gibi envai çeşit suç işlerler. Türkiye dahil pek çok devlet, kirli işlerinde bu suç örgütlerini kullanır. Karşılığında bu örgütlerin suçları görmezden gelinir, idare edilir, imtiyazlar tanınır.

Ülkemizde, 70 ve 80’lerde pıtrak gibi çoğalan ülkücü mafya grupları devletin pek çok kirli işini üstlenmiştir. Öte yandan özellikle 2000’lerden sonra Türkiye’de gençler, akıldan, bilimden, kültür ve sanattan uzaklaşmış/uzaklaştırılmış buna paralel olarak da mafya dizileri, mafya filmleri art arda Türk televizyonlarında yayılma göstermiştir.

Bunların ismini çoğumuz biliyoruz. İçi boş bir “vatanseverlik” için birilerini yok etmek mubah sayılmış; kapılara kulluk, fedailik, özcesi bekçi köpekliği muteber bir işmiş gibi algı oluşturulmuştur.

Velhasıl, ülkemizin ve gençlerimizin gidişatı hayra alamet değildir.

Şu an Türkiye’de Sedat Peker ya da Alaattin Çakıcı’ya özenen yüz binlerce genç bulabilirsiniz. Ancak Aziz Sancar ya da Canan Dağdeviren olmak isteyen, geçtim olmak isteyeni, onların adını bilen genci sokakta zor bulursunuz.

Durum bu yüzden çok vahimdir.

Önümüzdeki dönemde Devlet ile Alaattin Beylerin birbirlerine sık sık ev gezmesine gideceğini de öngörerek, mafyozlarla iktidarın daha gazla iç içe geçeceğini, bunun için ülkemizin silkinip kendine gelmesi gerektiğini, aksi takdirde durumun daha da vahim hale geleceğini vurgulamak isterim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,817BeğenenlerBeğen
17,096TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol