En büyük derdimiz, kuaföre gidememekti çünkü!

Bir beğenmediğimiz ekonomisi iflas etmiş, adam gibi hastanesi olmayan, çok yaşlı nüfuslu Yunanistan’ın dürüstlüğüne, öngörülerine ve aldığı sonuçlara bakın, bir de bize yaşatılanlara…

T.AKMAN
Günaydın komşu! Çoğu ülkede yaşayanlar için ‘komşu’ sözcüğü genelde bir başka ülkeyi ifade etmez, ama Türkiye’nin bir ‘komşu’su vardır. ‘Ebedi düşmandır’ ama karşısında savaşta bozguna uğradıktan 11 yıl sonra Atatürk’e 1933’te Nobel Barış Ödülü verilmesini teklif eder. Dosttur ama her uluslararası platformda Türkiye’nin önünü kesmek için elinden geleni yapar. Bizdendir ama Pilaki’de harmandalı oynamaya kalkarsan, karşına zeybetikoyla dikilir. Düşmandır ama sofrasına oturduğun zaman ‘bizdenolduğunu hissettirir. Nihayetinde ne kadar didişsek de, Yunanistan ile Türkiye’nin tarihi birlikte yazılmıştır.

1048’de Selçukluların Bizans İmparatorluğu ile başlattığı didişme, önce İstanbul’un fethi, sonra Yunan bağımsızlık, Türk Kurtuluş Savaşları’nda zirve yapmış, günümüzde de Kıbrıs sorunu ve Ege Adaları krizi ile devam etmektedir. Yunanistan felsefenin, demokrasinin, bir çok sanat dalının ve Batı uygarlığının beşiği kabul edilmektedir. 10,5 milyon nüfuslu ülke, bizim altıda birimiz büyüklüğünde bir toprağa ve bol adaya sahiptir.

Bizimle sorun yaşanan yaklaşık 36 adanın da dahil olduğu irili ufaklı 1.200 ada ve 6.000 kayalık/adacıktan 227’sinde insan yaşar ama çoğunda keçi nüfusu insan nüfusundan fazladır. Mesela nüfusu en az olan Marathi Adası’ndaki 3 taverna pansiyona yaz döneminde turistler biraz hareket getirse de, kışın adada sadece 5 kişi ve 171 keçi yaşar.

Ülkenin en büyük adası Girit’te insanların zeytinyağı sayesinde çok uzun yıllar yaşadığı rivayet edilse de, dünyanın en uzun yaşayan insanlarını barındıran ada Samos’un batısındaki İkarya’dır. Türkiye’den sadece 30 mil uzaklıktaki İkarya, halkın üçte biri 90 yaşının üzerinde olduğu için insanların ölmeyi unuttuğu ada olarak anılıyor.

Uzun yaşamanın sırları sorulduğunda, hiç kimse sağlık sistemi, zararlı alışkanlıklar vb. demiyor. Herkesin sevdiği işlerle uğraşması, tamahkâr olmamaları, denizle barışık yaşamaları, dükkanların açılma kapanma saatleri olmadan herkesin istediği an istediğini alıp parasını bırakması gibi stressiz döngülerin devam etmesi, kapılarda kilit olmaması, herkesin emekli olmayı düşünmeksizin, severek çalışmaya devam etmesi ve saate göre iş yapılmaması gibi toplumsal alışkanlıklar, zeytinyağı, balık ve otça zengin beslenmenin faydalarını gölgeliyor. İnsanların bir amacı olması ve hiç ölmeyecek gibi yaşama istekleri de buna eklenince hayat keyifli ve uzun oluyor.

Yunanistan’da 65 yaş üzeri insanların nüfusa oranı yüzde 22,3; 80 yaş üzerinin oranı ise yüzde 7,5 ve bu grupta Japonya’nın hemen ardından dünya ikincisi. Peki bize kültürel olarak bu kadar benzeyen, son yıllardaki finansal krizlerden çok kötü etkilenen ve iflas eden Yunanistan bu kadar yaşlı nüfusla, sağlık sistemi çökmüşken, personel ve malzeme eksikliğinden dolayı, 605 adet yoğun bakım yatağından sadece 557’sini kullanabilirken, COVID-19’a karşı ne yapabildi?

Yunanistan’da koronavirüs savaşının sonuçları bizden ve Avrupa’nın tüm diğer ülkelerinden çok farklı oldu. Buyurun virüs ile mücadelede erken Yunan destanına…

2014’te sağlık bütçesinde yüzde 60 kesintiye gitmek zorunda kalan ve sağlık sistemi çok kan kaybeden Yunanistan, Ocak ayı başlarında Çin’de başlayan COVID-19 salgınının bir pandemiye dönüşmesi durumunda ne olabileceğini tartışmak üzere derhal bir Bilim Kurulu oluşturdu. AB Pandemi Hazırlık Raporuna dayalı çalışmanın hemen ardından çiçeği burnunda başbakan Kyriakos Mitsotakis, özellikle Çin’den gelen tüm uçuşlarda yolcuların semptomlar için kontrol edilmesi ile başladığı taramayı, halkın sık ziyaret ettiği İtalya ve İspanya ile genişletti ve ülkeye tüm geri dönenlerden 14 gün kontrollü tecrit istendiğinde, Yunan halkı henüz virüs ile tanışmadan bile durumun rayına oturtulmaya çalışan ekonomi için ne kadar tehlikeli ve yıkıcı olabileceğini kavramıştı.

26 Şubat günü, İtalya’dan dönen 38 yaşındaki bir kadın, Selanik’te ilk vaka olarak kayda geçti. 27 Şubat’ta üçüncü vaka görüldüğünde bütün toplu eğlenceler iptal edildi ve insanlara sosyal mesafe ile maske anlatılmaya başlandı. Bunlar olurken, biz henüz hastalığın bize gelmeyeceğine inandırılmaya çalışıyorduk ve DSÖ pandemi ilan etmemişti.

10 Mart’ta, henüz hiç can kaybı yaşanmadan, okullar tatil edildi; 13 Mart’ta tüm restoran, bar, kafe, müze, AVM, spor kulüpleri kapatıldı. 16’sında biraz daha genişletilen önlemlerle tüm mağazalar kapatıldı ve bulaş kümelerinin yoğun görüldüğü iki köy karantina altına alındı. Bunlara paralel olarak demokrasinin beşiği tanımına yakışır bir hareketle, muhalefet partileriyle siyaseti bırakıp birlikte hareket etme konusunda anlaşıldı.

Özel hastanelerle anlaşılıp 350 acil servis yatağı daha hizmete alındı, toplamda 3.400 normal yatak, 870 yoğun bakım yatağı kapasitesine erişildi ve kamu hastanelerine 4.200 ek sağlık personeli istihdamı sağlandı. Bunların hepsi henüz pandemi ilan edilmeden yapıldı. Ülkedeki 150 bin 600 mülteci ve sığınmacı için yapılabilecek tek şey uygulamaya alınarak, bizdekinin tam tersine her bir mültecinin nerede olduğu bilindiği için, bulundukları kamplardaki tecrit tedbirleri en üst seviyeye yükseltildi.

Başbakan sürekli olarak ve her fırsatta, dinlemek isteyen herkese, durumun görünenden de ciddi ve tehlikeli olduğunu anlattı. Virüsü küçümsemeye çalışan Brezilya Başkanı Jair Bolsonaro’ya, CNN’de Amanpour ile röportajında, “kontrolsüz yangın gibi ilerleyen bu salgını bitirmek için tek yol sosyal mesafe ve dürüstlük. Brezilya’nın ikliminin farklı olması, farklı varsayımlarda bulunmak için yeterli midir bilmiyorum ama biz liderlerin halka karşı en büyük sorumluluğu dürüstlüktür.” diyerek ayar veren Mitsotakis, virüsün yayılmasını durdurmak için, Bilim Kurulu tavsiyesi ile 22 Mart’ta ülke çapında karantina ilan etti. Dürüstlükten hiç şaşmayan liderin çok büyük bir yardımcısı da vardı: Salgının yıldızı, her dediğinin arkasını dolduran Bilim Kurulu başkanı, dünyaca ünlü bulaşıcı hastalıklar profesörü Sotiris Tsiodras.

Süreç boyunca her akşam saat 18:00’de (kimseyi televizyon karşısında mal gibi bekletmek saygısızlığında bulunmadan, dakik bir şekilde) televizyona çıkıp, son derece doğru bilgilerle halkı yönlendiren, o gün içerisinde yayılan tüm haberlerin, eleştirilerin ve dedikoduların perde arkasını, korkusuzca ve sabırla, halka tek tek açıklayan, 54 yaşındaki Tsiodras, sakinliği ve efendiliğinin yanısıra, bilim ve gerçeklere olan bağlılığı ile hem Yunanistan’ın en sevilen insanı oldu, hem de dediklerinin saygı ile uygulanmasını sağladı.

Yıllardır ekonomik kriz altında ezilen Yunan halkı, duymak istediklerine değil, gerçeklere odaklanarak salgını yeneceğine ve bunun günü kurtarmaktan ya da Paskalya’da kiliselerde diyanetin gösteriş için ısrarla yapmak istediği ibadetlerden çok daha iyi olacağına inandı. Bu inanç ile Yunanistan bugün itibarı ile virüsü neredeyse tümüyle bitirdi. Toplam bilanço 2.632 (+6) vaka, 146 (+2) vefat! Günlük değil hayır, bütün süreçteki toplam sayılar… Ve detaylar herkesin erişimine açık: Vefat edenlerin 107’si erkek, 39’u kadın; ortalama yaş 75. Yoğun bakımda bugün itibarı ile kalan sadece 35 hasta var (27 erkek, 8 kadın; ortalama yaş 67) ve en yoğun dönemde bu sayı 93’ü geçmemişti.

Mülteciler arasında çıkan üç ufak salgında uluslararası örgütlerden destek alan ülke, birkaç vakaya rağmen bir sorun yaşamadan kamplarda da virüsü kontrol etmeyi başardı. Ayrıca sağlık sistemine kapasite üzeri yük binmediği için de acil sağlık hizmetleri aksatılmadı. 100 civarı sağlık personeline malzeme sıkıntısından virüs bulaşırken, keza o grupta da hiçbir vefat yaşanmadı.

Pandemiyi kontrol altına alan ülkede karantina, bazı kurallar dahilinde, dün sona erdi. Tüm kapalı mekanlarda ve toplu taşıma araçlarında maske kullanımı zorunlu. Toplu taşıma araçları daha az yolcu taşıyacağı için sefer sayıları artırıldı. Şirketlerin çalışma başlangıç saatleri, trafik ve toplu taşımayı rahatlatmak için üç farklı zamana kaydırıldı: 07:00, 08:00 ve 09:00. Tüm sağlık hizmetleri normal faaliyetlerine başladı. İbadethaneler , yalnızca kişisel ibadetlere açıldı. İçeriye giren müşteri sayılarını kısıtlamak ve randevu ile çalışmak kaydıyla, kuaförler, kitapçılar, elektronik mağazaları, gözlükçüler, spor malzemesi mağazaları ve araç muayene istasyonları açıldı. Bu kapsamda açılan 26.167 işyeri ve 68.528 çalışan (kapatılan mağaza ve işgücünün yaklaşık %10’u) ile başlayan süreçte sıkıntı olmaz ise 11 Mayıs’ta geri kalan tüm mağazalar açılacak.

Yine 11 Mayıs’ta okula dönüşe ise sosyal mesafenin en rahat sağlanacağı yaş ve anlayıştaki lise son sınıflardan başlayacak olan ülkede, ilk etapta 15 kişilik sınıflarda dönüşümlü ders görülecek. Öngörülemeyen bir sorun çıkmazsa, 18’inden itibaren alt sınıflar da kademeli olarak, aynı düzenle açılmaya başlayacak.

Özel dershaneler ve yabancı dil okullarına da benzer düzenle izin çıkarken, belirli hijyen kriterlerinin sağlanabildiği ibadethaneler tümüyle açılacak. Müzeler, arkeolojik siteler, hayvanat ve botanik bahçeleri ziyarete açılacak. Nihayet 1 Haziran’da tüm kafe ve restoranlar, sadece dış mekanda hizmet vermek ve masa aralarında gerekli sosyal mesafeyi korumak kaydıyla, yeniden hizmete girecek. Şehir otelleri , AVM’ler, yazlık sinemalar da maksimum ziyaretçi sayısı ve hijyen kurallarını çok sıkı uygulamak kaydıyla açılabilecek.

Ancak bütün personel ve müşterilerin maske ve eldiven kullanmaları zorunlu olacak. Anaokulları, kreşler ve ilkokullar ise şimdilik kapalı. Dış mekanda hizmet veremeyen restoran, kafe ve tüm kapalı eğlence mekanları da henüz açılmıyor. Konserler , festivaller ve seyircili sporların da yaz aylarında açılması plan dahiline alınmadı.

Bu noktaya gelirken süreçlerde birçok hata da yapıldı. Örneğin, sağlık personelini mutsuz eden bir çok gelişme yaşandı, bu konuda gösteriler yapıldı. Ancak önemli olan el ele salgını durdurmak ve daha da önemlisi, yeniden başlamasına izin vermemekti. Hep birlikte el ele verip ilk hedefe ulaştılar.

Yunanistan şimdi yıllık gelirlerinin dörtte birini oluşturan turizm sektörünü yeniden canlandırmanın planını yapıyor. Ancak ekonominin canlanması uğruna hiçbir vatandaşını tehlikeye atmaya razı değil. Dolayısıyla dürüstlükten ve şeffaflıktan kesinlikle ödün vermiyor. Darısı bizim başımıza. Yunanistan’da halka verilen bilginin yarısı, insanlara verilen eğitimin yarısı ve daha da önemlisi, insan hayatına verilen önemin yarısı bizde verilse, inanın biz de salgını, kağıt üzerinde değil, gerçekte bitiririz. Hem de hiçbir psikolojik sorun yaşamadan, toplumca sinir hastası olmadan

Bir beğenmediğimiz ekonomisi iflas etmiş, adam gibi hastanesi olmayan, çok yaşlı nüfuslu Yunanistan’ın dürüstlüğüne, öngörülerine ve aldığı sonuçlara bakın, bir de bize yaşatılanlara.

Resmi olarak salgın başlangıcından bugüne 57 gün geçmiş, halen maskeyi kim, nasıl, nereden tedarik edecek, hatta neresine, nasıl takacak bunu bile bilmiyoruz; sosyal mesafenin ne olduğunun anlaşılmadığını, herhangi bir markete giderseniz anlayabilirsiniz. Her gün binlerce vaka ve vefat bildiriyoruz ama ‘normalleşmeye’ başlamışız.

Dün akşam açıklanan, ‘normalleşme’ sürecine geçiş adımlarını akıl (!) edenleri ben bir üst merciye havale ediyorum.

En büyük derdimiz kuaförlere gidememekti çünkü…

Son Haberler

Tecavüzcünün bahanesi: “Oruçluydum…”

Evet, bu da oldu. Oruç tutmak çocuğa cinsel istismarda bahane yapıldı. Ve tecavüzcü müdür yardımcısı öğretmenliğe devam ediyor!.. RED Haber - Urfa’nın Bozova ilçesinde bir...

Virüs kalıcı etki bırakıyor

Koronavirüs geçiren birçok kişi kalıcı hastalık sahibi oluyor. RED Haber - Koronavirüs ile enfekte olan her 10 kişiden biri, enfeksiyondan kurtulduktan sonra haftalarca yorgunluk, kas...

Belgrad’da virüs eylemi

Belgrad'da ortalık karıştı, yenilenen karantina tedbirleri halkı sokağa döktü. RED Haber - Sırbistan’da COVİD-19 için karantina ilan edilmesi şiddetli protestolara neden oldu. Protestodaki öfkenin çoğu, güvenlik...

Feyzioğlu’dan rekor denemesi!

Baro başkanları ve avukatlar direnirken, Metin Feyzioğlu iktidarın paçalarına sürtünüyor ve bir rekor denemesi yapıyor! RED Yorum - Türkiye Barolar Birliği'nin (TBB) istenmeyen ama gerisini...

Eski Latin filmlerine dönüyoruz

Covid-19 Latin Amerika'nın yeniden yoksulluk ve şiddet batağına sürüklenmesine hız kazandırdı. RED Haber - Küresel nüfusun yüzde 8'ini barındıran ancak son Covid-19 ölümlerinin neredeyse yarısına...